AKYAZI NOSTALJİ YAZILARI -89- Velede bak tavır gösteriyor bacak kadar boyuyla!

    Yeni yılın ilk yazısı olan bu haftaki yazımızda yine şöyle bir geriye gidip 60’lı yıllardan ve o dönemin yılbaşı gecelerinden bir sohbet tadında bahsedeceğiz.Aslında buna geçmiş bir yılbaşı yazısı da diyebiliriz.

     1960’lı yıllar...Mektepliyiz. Daha doğru dürüst elektriği ve suyu olmayan Akyazı'da oturuyoruz.Sınıf arkadaşlarımın birçoğunun babası kıt kanaat geçinen insanlardı. Çocuklarını zar zor okutabiliyorlardı. O yıllarda

ne hikmetse kışlar çok sert geçerdi. Öyle ki bir ay yerden kar  kalkmadığı zamanlar olurdu.Evlerde soba yanar o da sadece bir odada.Gaz lambasına bile sokulursun ışığı ısıtır güya. Çoğu evde su yoktur. Bahçede tulumba

varsa ya  oradan ya da en yakın çeşmelerden su taşırsın eski yağ, peynir tenekeleriyle ya da galvaniz kovalarla.   .  .    Galvaniz kovaları bilirsiniz; dibi dar, üstü geniştir. Suyu getirinceye kadar yarısı dökülür. Sonra getirip dökersin bakır kazana. Suyu maşrapa ile alırsın, damlası zayi edilmez asla.

      Sadece çeşme suyu içilir.Tulumba suyu acıdır buruk bir tat bırakır ağızda. Kaynatınca kireç tutar, yüzünüz kabuklanır,kaşınır;yolarsın, kanar ; dudakların çatlar.

       Banyo ancak haftadan haftaya derme çatma banyolarda yapılır. Çocuk bitlenirse saçını kazırlar. Makineye vursalar tamam da babalar koyun kırpmaktan alışkındır; yol yol makas izi bırakırlar.Çocuk tahtaya bakarken çapaklı gözlerini kısıp kırpıştırır. Kimse ilgilenmez. Al bir götür bakalım, belki gözlüğe ihtiyacı vardır di mi?

         Yokluk yıllarıdır birisi ölecek de helva yiyeceksin ya da hacılar dönecek de hurma.Önlükler abi ve ablalardan kalmadır.Yıkana yıkana solar. Hatta kızarır, bozarır; dirsekler incelir; ipliği çıkar.Çorap pahalı bir şey olmalı ki el işi dersinde yırtık kapama öğretilir sınıfa. Sümerbank’ta bot potin raflar  dolusu ama hani para?

Bazıları kış günü yırtık lastikle gelir, ayaklar mosmor açıkta.Sokağın balçığı da sakız gibidir çizmeyi bile söker alır ayağından.

     Hiç unutmam, dersimiz resim:  "Yılbaşı çizin çocuklar!" İşte kar çiziyorsun, kardan adam çiziyorsun,Kibritçi Kız masalından okuduğun çam dalları,sofralar… Kimisi tebrik kartlarından gördüğü bükük belli ihtiyarı çizer ve üstüne 1965 yazar. Genç ve yakışıklı 1966 hışımla gelip tekmeyi basar.Öbürü uçurumdan aşağı…

     O arada öğretmen soruyor:"Yılbaşını nasıl kutladınız çocuklar?"Kimsenin kutladığı filan yok da uyduruyorlar.

Yok leblebi yedik,çekirdek çitledik,mısır patlattık,radyo dinledik. Annem börek, çörek yaptı,meyveli pasta yiyip limonata içtik,kestane dizdik mangala. Yaa, evet diyeceksin ki kundura alsınlar sana..

      Yanımda oturan ve maddi durumları iyi olup  babası eşraftan olan arkadaşıma döndü: 

- Peki siz yılbaşı kutladınız mı?

 Kararlı bir sesle cevapladı:

- Biz kutlamıyoruz.

     Sınıfın üstü başı düzgünlerinden  olan ve cildinde yara, pantolonunda yama olmayan önlüğü yepyeni,saçlarını da ailesi değil berberin kestiği arkadaşımız:

- Velede bak tavır gösteriyor bacak kadar boyuyla!

      Noel işi biraz karışık biliyor musunuz? Aziz Nikolas'la ne işimiz olur,elin Avrupalısı kandil mi kutluyor orada?  Bizim aile de külliyen yılbaşına karşı ama ağzını açmayacaksın okulda.Tembihliyiz,babamızı hapse koyarlar yoksa! Rejim baskıcı,fişlerler anında. Neyse öğretmen orada bırakıp başka  kimseye sormadı da kurtulduk.

        Derken efendim, ekranla tanıştık ve telesafirlik başladı.Televizyon sadece kahvelerde olur;haylazlar ağaç üstlerinden,direk arkalarından seyrine bakar; kovulunca ufak bir tur atar; sonra tekrar gelip soteye yatarlar.

Yılbaşlarında meşhur şarkıcılar çıkar. Saat gece on ikiye doğru 9-8-7 diye geriye sayarlar.Halbuki orda gördüğünüz şöhretler Taksim'de Maksim'de sahne almıştır.Stüdyoda olmaları mümkün değildir o saatte.Bant yayındır. Demek ki yalan,salla gitsin! vatandaş  nerden bilecek?

      Bu arada televizyon denen alet, evlere tek tük girmeye başlar.Meraklı çook,konu komşu cümbür cemaat onlarda.Şimdi düşünün bir oda dolusu çocuk,hanımlar,beyler,genç kızlar... Televizyonda birden dümbelek sesi çınlar,çıplak bir oryantal kıvırmaya başlar.O zamanlar kumanda da yok,hatlar karışır bir anda.Yaşlılar tövbe estağfurullah çeker,kızlar mahçup olup önlerine bakar,kopiller arsız arsız sırıtırlar.

       Devlet alkol üretir mi? Ne demek,rakı,bira…Tekel’den sorulur bizzat.Kumar desen Toto,piyango,ganyan…

Bir dansöz oynatmadığı kalmıştır, onu da yapar sonunda. İlerleyen yıllarda kişi başına düşen gayrisafi milli hasıla artar.Avrupalı aileler muasır medeniyetler seviyesine varmak için çaba harcar. Hindi fırınlayanlar,çam kesenler,pasta yaptıranlar,gazinolarda yer ayıranlar ve şişe açtıranlar da :"Canım bu gün yılbaşı ya o bakımdan; yoksa bilirsin bizim sülale hacı hoca!”derler.

    Yılbaşında nedense ipler gevşer, gereksiz bir müsamaha görülür. Ergenler geç vakitlere kadar dışarda turlar, alkollü içecekler alır, ot sarar hatta. Bir de meşhur yılbaşı eğlencesi

olan tombalamız vardır.Tombalada bir iki el öylesine oynanır, iş paraya tahvil edilir sonra. Gün gelecek ebeveyni

yakınacaktır: " Bilmem ki bu çocuk nereden alıştı kumara?"

       Bir de olmazsa olmaz geleneksel yılbaşı piyangosu vardır. Piyango bileti alanlar çekilişi bekler merakla.

Üstünde numara yazılı toplar şeffaf kürede dönerken parlak istikbalinin hayalini kurar." Bi çıksa var ya yetimlere bot kaput alacak, dullara erzak dağıtacaktır. Sen onu benim külâhıma anlat! Paraları barda pavyonda yiyecek, zerre miskal koklatmayacaktır etrafına.Piyango ile düze çıkanı duymadım daha. Haramın hayrı mı olur? Bir kere " Ah’lı“ para...

    Bir zamanlar gazeteciler Üsküdar’daki Zeynep Kâmil Hastanesi'ne gider ve  yeni yılın ilk doğan bebeğinin haberlerini yaparlardı.Bebeğin adını kız olursa Zeynep erkek olursa Kâmil koyarlardı.Başhekim de bir altın iliştirirdi zıbınına. Şimdi her taraf hastane, hangi birine yetişeceksin orada burada?....

     Hepinize sağlıklı,huzurlu ve mutlu bir yıl dilerim.  Bir dahaki yazıda buluşmak üzere sağlıcakla kalın!...

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Özder - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.