AKYAZI NOSTALJİ YAZILARI -87-“TİCARET VE TAHSİL”

 60’lı yılların nostalji yazılarına devam ediyoruz. Bu haftaki yazımız nostaljiden farklı olarak güncel bir konuda olacak. Zaman zaman  nostalji yazıları yazarken bazı yazılarımızda da günümüzün sorunlarına değinen  bir sohbet tadında ve  karşılıklı konuşuyormuş gibi yazmaya  gayret ediyoruz.

        Efendim, bu haftaki mevzumuz esnaflık yani ticaret yapmak  ile tahsil yapmak yani okumak üzerine olacak  kısmet olursa.

       60’ lı yıllarda Akyazı'da veya diğer yerlerde okumaktan ziyade daha çok ticaret hayatına yönelinirdi.Çünkü

o yıllarda Akyazı'da ortaokuldan sonra lise benzeri okullar olmadığı için veliler çocuklarını Adapazarı’ndaki

liselere gönderirlerdi. Daha çok da  çocuklarımız ilerde bir meslek sahibi olsun koluna bir altın bilezik taksın diye sanat okuluna diğer adıyla endüstri meslek lisesine  gönderirlerdi.Tabi bu sanat okulundan mezun olanlar ileriki yıllarda torna,tesviye,demircilik,marangozluk, elektrikçilik gibi meslekler üzerine iş yerleri açıp iş hayatına atılırlardı. Hatta o yıllarda  kız babaları kızlarını memur maaşları az diye memura vermez,  esnafları tercih ederlerdi. O yıllarda ortaokul mezunları polis olabiliyor hatta devlet dairelerine sınavsız memur olarak da giriyorlardı.Hatta ilkokul mezunları da hademelik, odacılık,temizlik gibi işler için  resmi yerlere işe giriyorlardı.

       Esnaflık ve ticaret diyoruz ya 60’larda Akyazı'da otuza yakın terzi ve bir o kadar da berber esnafı vardı. Veliler,çocuklarını hatır bela torpille terzi ve berberlere çırak olarak vermeye çalışır ve  ileride bir meslek sahibi olmalarını isterlerdi. Bayram günleri geldiği zaman terziler, arife günleri sabahlara kadar çalışarak müşterilerin elbiselerini bitirmeye uğraşırlardı. Keza berberler de aynı şekilde çalışırdı.

      Şimdi buraya kadar genel durumu  hatırladıktan sonra isterseniz çocukların o yıllarda ilkokuldan sonraki yaşantılarına bir bakalım: “Biz eskiden, su içerdik testiden. “Nedense yaşlılar üç cümleden birine "eskiden"

diye başlar.Biz aslında eski günleri değil o eski günlerin güzel insanlarını özledik. O zamanlar çocuk beşi bitirdi mi babası çeker kenara ve “Oğlum tamam mı, devam mı? diye sorardı.Okuyacak çocuk elbette devam der,gözü sanatta olan ise  kayış atar. Çocuk, çarşının yabancısı değildir,üçten dörde geçtiği yaz berbere çırak olmuştur, dört beş arası tatilde  terziye takılmıştır. Sanayide çalışan akranları da vardır,sorar soruşturur ve " Hangi meslek para eder acaba?”diye araştırırdı.

      Evet, hangi dalı seçse acaba?Oto boya-kaporta ömür törpüsüdür,kiri pası bitmez,saatlerce zımpara attırırlar adama. Motor-şanzıman desen is,pis,yağ… Egzozcunun hayatı arabaların altında." İyisi mi sen oto elektrikçi ol!"derler, çocuğun kafasına yatar.Sanayide meşhur bir usta vardır,bir hatırlı bulur sokarlar yanına. Ücret? Acemi haftalığından ne olsun? Kırık leblebi,keçiboynuzu alabilirsin anca. Harçlık verilmese de ses çıkartılmaz oturup iş öğrenirsin. Para daha sonra…!  Sen filan ustanın kalfası olacaksın.Harbiden markadır o.

    Seven işi çabuk öğrenir,eli yatar.Bileği güçlenir kısa zamanda. Sonra askere gider, gelir,ufaktan dükkân bakmaya başlar kiralık bir izbe bulur sonunda.Seyyar tabelacılar vardır: Oklavanın ucuna bez sarar, yaslar cama… Bileğini çomağa dayar, cetvel gibi  yazar.Yazıya  gölge de yapar ayrıca:" Öz Emniyet Oto Elektrik"

     Uzatmayalım, delikanlı para kazanmaya başlar,Anası da bir komşu kızı peyler bu arada.Derken hazırlıklar başlar. İstemeye gidilir, söz kesilir,düğün kararı çıkar ve mahalle hazırlanır. Lokantalardan masa,kahvelerden sandalye kiralanır Genellikle düğün mevlitli olur.Hocaefendi gelir, önce bir Aşr-ı-şerif suresini okur, kulakların pası silinir.Sonra dualar edilir,Fatiha okunur ölmüşlerin ruhuna.Tamam hepsi bu kadar. İkisi bir yastıkta kocasın!

      Geline ekseri altın takılır. Tam mı yarım mı takıldığı tek tek yazılır; çünkü misliyle mukabele  edilecektir ilerleyen yıllarda.Taktıysan takarlar, bir meblağ birikir kenarda.Beyaz eşya  yayılmamıştır daha. Tel dolabından buzdolabına  yeni yeni geçilmektedir. Evlerde yaylı somyalar olur ,üstüne bir goblen örtü atar,duvara kırlentleri yaslarlar. Somyaların altı ardiye gibidir, ıvır zıvır doldururlar.

       Derken efendim çocuklar doğar büyür okula başlarlar.Sahana boy boy eller uzanır yer sofrasında.O yıllarda yapılan evlilikler gerçekten uzun ömürlü olurdu.Gelinler, gittiği yerde kaynanasına, kayınpederine ölünceye kadar bakardı. Kırk- elli sene süren evlilikler vardı.Şimdiki gelinler gibi anana bakmam, babana bakmam, ayrı

ev isterim gibi konuşmalar olmazdı.

      Eskiden 60’lı yıllarda otuz yaşında olan biri orta yaşlı koca adam sayılırdı.Oğulları,kızları, evi, dükkânı, çırakları olur ve anasına,babasına bakar; hısım akrabasına sahip çıkar; asker yeğenine harçlık yollardı.

     Günümüze gelirsek şimdi herkes okuyor.Ortalık tahsilliden geçilmiyor.Gelgelelim branşında iş kovalayan az.Hatta iş kovalayan az.Kimse iş beğenmiyor. Birçoğu aylak aylak geziyor.Rahat iş arıyor.Şöyle sabah dokuz, akşam beş  iş olsun ,cumartesi- pazar tatil olsun da keyfime bakayım diyorlar. Ülke işsiz mühendis dolu. Yirmi bin lira maaş için kuyruğa giriyorlar ama kaynakçı elli bin lira maaşı beğenmiyor. Günümüzde baba parası ile

yüksek tahsil bitiren ana parasıyla mastır yapıyor. İkinci fakülte,üçüncü akademi…Bir sürü diploma, sertifika…

Yaş otuz olmuş, çekirdek çitliyor hâlâ .Kızlar ise felaket hırslı, akılları fikirleri kariyerde. “Müdüranım” olacak topuk takırtadacaklar çınlayan koridorda. Erkekler ikindilere kadar yatsın,akşam piyasa yapsın.Sabaha kadar bik bik birileri ile yazışsın.Ev neyle dönüyor haberleri bile yok.Ver yesin,ört uyusun.Fazla şefkat, ayarlarını mı bozuyor yoksa? Bir de kız arkadaş edindi mi masraf katlanır. Gece yarılarına kadar kol kola… Eee, evlenin o zaman! Ona da yanaşmıyorlar. Evlenen de yük çekmiyor ,fedakârlık yapmıyor. Hani çocuklar "küstüm boz" derler ya şimdiki gençler o kadar kolay boşanıyorlar. Ceketini alan çıkıyor.Arkadaş kalıyorlar sonra,nasıl oluyorsa? Reisicumhurumuz "üç "çocuk” istiyordu. Hiç çocuk yok ortada.

      Böylelikle bir yazımızın daha sonuna geldik.Bir dahaki yazıda buluşmak üzere sağlıcakla kalın!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Özder - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.