Hayrola Muhtarım

Bu yazım Harunusta Mahalle Muhtarımız Mevlut Gedik içindir. Sevgili Muhtarım, seni bugünlerde hareketli, hayli asabi ve tez canlı görüyorum. Basın mensuplarına hakaret eden ve onlara iftira atan yardımcı başkana öyle bir sahip çıktın ki, şaşırıp kaldım. Hatta sahip çıkmakla da kalmadın bize aba altından sopa gösterip bizi tehdit bile ettin.   

Seni bu halde görünce “bizim muhtar kardeşimiz bize hakaret eden ve bize iftira atan birine neden sahip çıktı” diye düşünmeden kendimi alamadım.

Akrabalığı mı var dedim. Paylaşımının birinde “hiçbir akrabalığımda yok “ diye yazdığın için bende hayır yok dedim. İş ortaklığı mı var dedim. Onunla nasıl bir iş ortaklığı olabilir ki diyerek hayır yok dedim. Arkadaşlık ve dostluk, kısaca kankalık mı var dedim. Bu kadar kısa sürede bu da olmaz dedim ve neticede bu konuda bir sonuca ulaşamadım.

Sevgili muhtarım; O yardımcı başkan hiç yoktan bize iftira attı. Önce bunu bilmelisin. “O söylemi bende tasvip etmiyorum’’ diyen sensin. Arkasından söylediğin “ özür diledi ya yeter” diyerek kendinle çelişiyorsun.

Sen istediğini söyleyeceksin sonra “özür dilerim. Yanlış anlaşıldım. Paylaşımımı da gelen uyarılar üzerine kaldırıyorum” dersen, bende o açıklamaya “öyle yağma yok. Özrünü de kabul etmiyorum” diye cevap veririm.

Ayrıca, senin ve diğer yorumcu Cihan Kahraman’ın bir kereden bir şey olmaz der gibi “özür diledi yetmez mi“ dediğiniz o özrü ben bir türlü bulamadım. Kastınız yardımcının yaptığı ikinci paylaşımı ise orada özür mözür yok. Orada sadece “yanlış anlaşılmamak ve gelen uyarılar  üzerine paylaşımı siliyorum” var. Onda biraz akıl olsaydı “gelen uyarılar” diyeceğine “gördüğüm lüzum üzerine” der böylece kendini küçültmemiş olurdu.

Sevgili muhtarım, yardımcı başkan için çok iyi insan, çalışkan ve başarılı bir bürokrat diyorsun. Biz onun bu özelliklerini tartışmıyoruz ki, bizim tartıştığımız bizi töhmet altında bırakan paylaşımıdır.

Yenigün Gazetemizin sorumlu müdürü Müjdat Çetin’in paylaşımında belirttiği “ o basınla uğraşacağına gitsin kendi işi olan yayladaki betonarme binaları yıksın” sözlerine “ siz basın olarak yaylalar hakkında ne yazdınız ki. Siz yazıp gündem yapsaydınız bu sorun çözülürdü” şeklindeki cevabına, duayen gazeteci de sana başında olduğu gazetenin konuyla ilgili yapılan haberlerin başlıklarını ve yayın tarihleri atıyor ve “bunlar yeter mi” diye soruyor sen “bunların yardımcı başkanla ne ilgisi var” diyor ve bir kez daha yazdıklarınla çelişiyorsun.

Sevgili Muhtar, bazı gazetecilerin yaptığı yorumları beğenmiyorsun ve onlara ve dolayısıyla hepimize aba altından sopa gösteriyorsun. Yetmiyor “ belediye çalışanı” diyen gazeteciye de “O belediye çalışanı değil, bürokrat” diyor ve yorumu yapanı da “dikkatli ol” diye tehdit ediyorsun. Bu davranış ve söylem sana yakışıyor mu? Hiçbir gazeteci bu tehditlere papuç bırakmaz. Haberin olsun.

Sevgili Muhtar, “herkes işini yapsın” diyorsun. Biz işimizi yapıyoruz. Sende işini yap. Yardımcı da işini yapsın. Onun işi basına iftira atmak ve boyundan büyük işlerle uğraşmak değil, onun işi Akyazı’nın İmarını düzeltmektir.

Bu konuda açıklama yapması gereken kişi yardımcıdır. Ya da belediye başkanıdır. Onların sessizliklerini bozması gerekiyor. Bilirsin ki sükut ikrardan gelir derler.

Sevgili Muhtarım, Belediye başkanı elbette hiçbirimizin telkinleri ile hareket etmez. Etmemelidir de. Her konuda olduğu gibi bu konuda da kendi iradesini ortaya koymalıdır. Bunda hemfikiriz. Şunu iyi bil ki, biz başkanı zor duruma düşürmeye değil, zor durumdan kurtarmaya çalışıyoruz ve kendisine yol gösteriyoruz.

Bu konu bir hayli genişledi ve büyüdü. Çünkü bu iftira sadece Akyazı’da görev yapan gazetecilere değil, Sakarya’da görev yapanlara da atılmış bir iftiradır. Burada zan altında kalan bütün gazeteciler haklı olarak ayağa kalkmıştır. Hepimiz o şahsı şiddetle kınıyoruz, kınamaya da devam edeceğiz. Ta ki, karşılık bulana ve kastedilen gazetecilerin isimlerinin açıklanmasına kadar.

Yazımı meslektaşlarıma ve destek verenlere teşekkür ederek noktalıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Salim Özyılmaz - Mesaj Gönder