Akyazı Nostalji yazıları -38-

Bu yazımızda esnaf yazılarımıza bir ara daha verip değişik bir nostalji yazısı yazacağız kısmet olursa. Bu haftaki yazımız 60’lı yıllarda çamaşır yıkama,temizlik ve banyo üzerine hoş bir yazı olacak inşallah!

Suyunu bakır kazan ya da termosifonla ısıtan kaldı mı acaba? Hangi evde galvaniz leğen, mayi sabun, çivit,kola bulunur bu saatten sonra? Çocukluğumuzda odanın içinde galvaniz leğende yıkardı bizi analarımız. Eskiden büyük yerlerde mahalle çamaşırhaneleri olurdu.60’lı yıllarda İstanbul’a yakınlarımızı ziyarete gittiğimizde lülelerinden 7/24 su aktığını görürdük. Sokağın eli belinde bir teyzesi vardır, milleti koyar sıraya. Sen salı geleceksin, sen çarşamba! O gün çamaşırhane emrinize amadedir.Temiz alıp,temiz bırakacaksınız yoksa var ya !....Olmadı bahçeye piknik tüpü oturtulur veya tenekeden yapılmış toz sobasının üzerine kazan koyulur, kazan inceden fıkırdamaya başlar.Beyazlar zaten akşamdan yatırılmıştır çamaşır suyuna.Maşrapa maşrapa haşlak su alınır. Galvaniz leğende kalıp sabunla çitilene çitilene köpürtülür.Kadınlar titizliğine göre ikinci,üçüncü su yıkar; mutlaka şartlarlar.

      Çamaşır sıkmak bilek ister.Koca çarşafları öyle bir kapıp kıvırırlar ki gemi halatı gibi gıcırdar. Serer, kurutur; jilet gibi katlar ve ıtırlansın diye lavanta bırakırlar aralarına. Renkliyi herkes yıkar da beyazı kar gibi ağartmak ihtisas mevzuudur aslında.Hem hırpalayıp örselemeyeceksin hem de zerre miskal kir kalmayacak. O beyaz ötesi rengi yakalamak için çivit atılır son suya. Aslında çamaşırı ağartan güneştir,yalapşap yıkasan bile temmuz günü astıysan kâğıt gibi olur evelallah! Bir de bacaların zift tüttüğü gri şubatlar var di mi ama?

       İyi gelin, çamaşır yıkamasından belli olur,Haminneler gözlüklerinin üzerinden bakar: “Ah bu kız pek erbap!"  "Anasına mı çekmiş mi ne? Zaten bunlar sülalecek hamarat. " O kız evde kalmayacaktır, yazın bir kenara!”

     Hali vakti yerinde olanlar çamaşırcı kadın tutarlar.Vatandaş, kararlaştırılan erkekler çıktı mı eve damlar. Beş on tuğlayla ocağı kurar,odunları yarar,yakar.Kara kuru bir şeydir ama parmakları çivi gibidir adeta. Benim diyen bornozları mendil gibi sıkar,dirseklerinden köpükler akar. Çamaşırcılara asla uşak muamelesi yapılmaz.Onların adı "filan hanım teyze" dir. Yemeğe birlikte oturulur,yastıklar konur arkasına.Çörek börek tarifi verilir,dantel örnekleri alınır,sanki güne gelmiş hanım abla. Garibin saltanatı da o kadardır zaten. Akşam ya hayırsız oğlu ya da ayyaş kocası parasını elinden alacaktır.Bu yüzden bir ilave çıkıntı yapılır ki çaktırmadan atsın zulaya.Bir de torba katılır yanına: kullanılmayan fistanlar, terlik,pabuç,bulgur tarhana…

      Kaba çamaşırlar, keçeler, kilimler derede yıkanır,yatırılır bir taşa, dövülür tokaçlarla.Tamam, halılar her hafta silkelenmektedir;ama arada bir ırmakta yatsın da su girsin ilmekler arasına di mi ? Gerçi günümüzde artık pek halı yıkama diye bir şey kalmadı ya. Açıyorsun telefonu halı temizleme şirketine, Kapıdan alıp, temizleyip, parfüm sıkıp bırakıyorlar kapıya.

      Çamaşır ne kadar çalkalanırsa o kadar temiz olur,isini,pisini bırakır suya. İlerleyen yıllarda elle çamaşır yıkamaktan yavaş yavaş çamaşır makinesine geçilir.Zamanla çarklı,merdaneli,kurutmalı,durulamalı…Derken programlılar çıkar.Komut verirsiniz, saat 17.00' de başla! On dakika sonra kapat. Geç uykuya! Suyunu kendi ısıtır, deterjanını kendi alır,yıkar paklar,sıkar. Size de asmak kalır. Eee, onu da yapın ama !

      “Benim tül perdelerim niye eller günler gibi bembeyaz değil? Ne yapsam acaba?”Böyle bir muhabbet açıldı mı; tuz at, sirke kat, limon sık diyenler çıkar ve size akıl verirler. Bir de inatçı lekeler vardır, çay, kahve, çimen, sandık lekesi gibi. Hele mürekkep, vişne lekesi kolay kolay çıkmaz.Kan lekesini kurutmaya gelmez,henüz sıcakken yıkayın da iz bırakmayın ortalıkta.

         Çamaşır makineleri ile hayatımıza deterjanlar da (Beterjan ) girer. Tursil, Persil,Pop,Omo,Fay,Vim’le tanışırız yıllar sonra.

        Evvelce yer sofrası açılırdı malum, ortaya üç sahan konurdu. Birinde yemek,birinde pilav olur, birinde de salata.Şimdi çorba kâsesini alıp ana yemeği onu alıp ara sıcakları,sonra zeytinyağlıları, tereyağlıları veriyorlar. Börek,çörek, hoşaf etlisi sütlüsü derken on tabağı temizletiyorlar sana. Bilim adamları üzerinden 17 saat su akıtılan bir porseleni inceliyor, bakıyorlar ki deterjan olduğu gibi duruyor hâlâ. Zaten bu yüzden "şeytan pisliği" diyorlar deterjan artıklarına. Bünyeden de atamıyorsunuz bu artıkları. Bu artıklar yüzünden onkoloji servislerinde yer kalmadı,kanser patladı.Mütehassıslar endişeli, akibetimiz hayrola!...

       Bir de bazı temizlik takıntısı olan hanım kardeşlerimiz var. Bunlar banyo tuvalet ovalarken, tuz ruhu, çamaşır suyu ne varsa boca eder ayak altına. Kesinlikle  tuzruhu ile çamaşır suyunu karıştırarak birlikte kullanmayın O kokuyu hatırlıyorsunuz değil mi?Hani hafif ekşimtırak… Felaket zehirleyicidir o çıkan klor gazı. Birinci Cihan Harbinde kimyevi silah olarak kullanılmış ve yasaklanmıştır "zinhar "kaydıyla. Eğer soluduğunuz yer kapalı bir yer olursa buyurun cenaze namazına!...

     Kir sökücüler, ağartıcılar, parlatıcılar, sentetik kokular, yumuşatıcılar.....Hani bunların hepsi bir nevi kimyevi saldırı.. Hangisinden kaçacaksın? Kaçmazsanız sonra şunu sorarsınız: “Bu çocuk niye astım oldu acaba?”

      Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere sağlıcakla kalın!...

19 Mar 2022 - 00:01 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.