Akyazı Nostalji yazıları -36-

Geçen yazılarımızdan birinde eski belediye dükkanlarını yazarken Bankalar Caddesini de yazacağız demiştik. Fakat yazı uzayınca Bankalar Caddesinde kalmış ve yazamamıştık. Bugünkü yazımızda Bankalar Caddesinin Yağcılar Caddesinin başından başlayıp Nuri Atabek in petrolüne kadar gideceğiz kısmet olursa..

Yazıya geçmeden önce neden Bankalar Caddesi denmiş, kısa bir hatırlatma yapalım. Gerçi birçoğunuz biliyor ama yine de biraz hatırlatalım.60’lı yıllarda şimdi Şekerbank’ın olduğu yerde ilk olarak Ziraat Bankası kurulur.70’li yıllara geldiğimizde de yanına Akbank kurulur Daha sonraları şimdi Camcı Özmert Ticaretin olduğu yere İş Bankası ve Kav Otomotiv’in olduğu yere de Şekerbank kurulur. İşte bu dört bankadan dolayı adı Bankalar Caddesi olarak kalmıştır.

          Şimdi o yıllardaki Bankalar Caddesine bir göz atalım: 60’lı yıllarda Bankalar Caddesi çok sakindir.Araç trafiği hemen hemen hiç yoktur. Daha ziyade at arabaları ve faytonlar göze çarpar. Tek tük de kamyonlar dolaşır.Sağda solda park etmiş bir kaç tane kamyonet görülür. Yerler Arnavut kaldırımıdır.   Şimdiki gibi parke taş zannetmeyin. Toprak zemin üzerine yassılaşmış taşları dizerlerdi ve  ona Arnavut kaldırımı derlerdi.Bir de caddede sade bir şekilde yazılmış doktor tabelaları görülürdü. Cadde aynı zamanda bayramlarda ilk  ve ortaokul talebelerinin yürüyüşlerine ev sahipliği yapardı..

       Evet, caddeyi bu kısa bir tasvirden sonra O yıllardaki esnaf büyüklerimizi anlatmaya başlayalım: İlk olarak Akyazı’nın tanınmış ailelerinden olan Sami Belül'e ait olan arsadan başlayalım.Yağcılar Caddesindeki köşede şimdiki Akbank’ın olduğu yerden başlayıp arkadaki otopark dahil Özmert Cam Ticaret’in olduğu yere kadar olan arsa Sami Belül'e aittir..Sami Amca, Karadeniz kökenlidir.Aynı zamanda eski yıkılan G.S. Paşa caminin 52 yıl müezzinliğini yapan Molla İsmail Özhan'ın damadıdır. Zaten bu bahsettiğimiz yer de Sami Belül’e kayınpede- rinden kalmıştır.Sami Amcanın Ercüment ve Bülent Adında iki oğlu ve üç kızı vardır.Şu andaki iki katlı olan binasını da 1957 senesinde yapmıştır.

         Biraz da alt kattaki dükkanlara bir göz atalım: İlk dükkan eski bir manifaturacı olan Yusuf Başol'a aittir.Yanında yine çok beyefendi eski bir terzi olan Mehmet Uzunhasanoğlu vardır. Daha sonra aynı yere Şekerbank gelir Şekerbank’ın olduğu yere de daha sonraları Halit Boztepe ve Cevat Erdem’in açtığı Birikim Market adında bir market kurulur.O zamana göre güzel bir markettir Akyazı, market kavramıyla ilk olarak o zaman tanışmıştır, diyebiliriz.Sami Belül, yanındaki kendi dükkânında uzun yıllar çocukları ile beraber inşaat malzemeleri, un ve zahire ticareti yapar.O dönemde güzel iş yapan bir iş yeridir. Sami Amcanın  eczacılık fakültesini bitiren küçük oğlu Bülent Belül,aynı yere 1971 yılında ilçemizdeki  ikinci eczaneyi açar.Şu anda Belül Eczanesi olarak aynı yerde hizmet vermektedir.

       Eczanenin yanında Kastamonu’dan gelen Tahsin Çoban adında birinin açtığı bir pastane vardı. Dondurması, limonatası ve bir de revani tatlısı çok meşhurdu. Güzel de iş yapıyordu. Fakat babasının adı talihsiz bir şekilde taciz olayına karıştığı için Akyazı’yı terk edip gitmişlerdi.Pastanenin yanında da yine Akyazı’nın köklü ailelerinden Hasan Yaşa'nın bisikletçi dükkânı vardı. Hasan Abi, çok eski bir bisikletçidir. Uzun yıllar da bisikletçilik yapmıştır. Daha sonraları yanındaki pastane çıkınca orayı da tutup iki dükkanı birleştirmiş ve Skoda kamyonet bayiliği yapmıştır. Hatta ben bile 1976 yılında ondan Skoda kamyonet almıştım. Hasan Yaşa, daha sonra ilerleyen yıllarda Arçelik bayiliğini alıp beyaz eşya ticareti yapmıştır.Hasan Yaşa’nın üstünde de bir ara ziraat teknisyenliği bulunmuştur.

      Evet, buraya kadar Belül binasının dükkânlarını bitirmiş olduk.Binaya iki katlı demiştik. Şimdi de ikinci kata çıkıp kimler varmış bir bakalım. O yıllarda Akyazı’da diş doktoru yoktur. Diş teknisyenleri bu işi yapmaktadır. İşte bu diş teknisyenlerinden biri de Ali Paşa Bak’tır.Ali Paşa Bak, çarşamba günleri Adapazarı’ndan Akyazı’ya gelen Orhan Kocagil adındaki diş doktorunun nezaretinde çalışmaktadır..Bu ikili uzun bir müddet beraber çalışarak Akyazı’ya hizmet vermişlerdir.Ali Paşa Bak ya da Akyazı’da bilinen ismiyle “Dişçi Ali” Emekli beden eğitimi Öğretmeni Adnan Bak’ın babasıdır.

       Bu ikiliden bir müddet sonra 60’lı yılların ortalarında Akyazı’ya ilk diş doktoru olan Ahmet Kabranlar gelir..Ali Paşa Bak ve Orhan Kocagil’in boşalttığı yere gelip muayenehanesini açar. Ahmet Kabranlar, aynı zamanda Sami Belül’ün de damadı olur. Ahmet Abi, devamlı yüzü gülen bir doktordur.Bizim ailenin de diş doktoruydu. Ahmet Abi, aynı yerde uzun yıllar hizmet verdi ve genç sayılabilecek bir yaşta vefat etti.

       İkinci kattan inip devam ediyoruz. Belüllere ait binadan hemen sonra Ziya Abuç'a ait olan binada Adnan Atacan’ın babası Reşat Atacan’ın lokantası vardı.Reşat Amca da oğlu Adnan ile beraber uzun yıllar çalıştıktan sonra aynı yere Oflu Sarallardan iki kardeş gelip içkili lokanta açmışlardı.Daha sonraları aynı yere Bankalar Caddesine ismini veren bankalardan İş Bankası açılmıştı. Iş Bankası aralığından Ziya Abuç’un evine giden ara yoldan sonra Hüseyin Uluköylü’nün kahvesi vardı.Hüseyin Abi, aynı zamanda nargile de yapardı.Kahveden sonra aynı yere  20 Aralık 1978 tarihinde Akbank açılmıştı. Akbank’ta müdür İbrahim Öztürk, muhasebeci Ali Raşit Dinç, veznedar Akyazı Halkın Sesi gazetesi sahibi Ali Şanlı, memurlar Şerefettin Şimşek ve Harika Akarsu,  hizmetli de Nazım Arıcı’ydı..Akbank’ın yanındada Akyazı’da ilk kurulan banka olan Ziraat Bankası vardı. Bu iki bankanın üstünde de Akyazının köklü ailelerinden olan Hüsamettin Bayraktar’ın başkanlığını yaptığı Ziraat Odası vardı.Sekreter olarak gazeteci Salim Özyılmaz ve hizmetli olarak da Mehmet Ali Serdar uzun yıllar çalışmışlardı.

     Ziraat Odası’ndan aşağıya inip devam edelim. Ziraat Bankası’nın yanında Matbaacı Mehmet Aktürk’ün matbaası vardı.Mehmet Aktürk daha sonra matbaasını ileriye taşımıştı.Matbaadan sonra yine İshak Özmert ve kardeşlerinin çalıştırdığı bir kahve daha vardı.Bu kahvenin ikinci katında “Hamburglu”lakaplı sempatik ve güler yüzlü bir insan olan Bahattin Madanoğlu’nun restoranı vardıAkşam oldu mu Akyazı’nın kalbur üstü esnafları orada  bir araya gelip yemek yer ve sohbet ederlerdi..

      İshak Özmert’in kahvesinden sonra Akyazı’nın eski camcı ve elektrikçilerinden olan Cemal Gürkan’ın dükkânı vardı. Dükkânla kahve arasında ara bir yol vardı, oradan arkadaki evine giderdi.Cemal Gürkan, iki oğlu Kemal ve Kenan’la beraber uzun yıllar çalışmıştı.

      Şimdi geldik Ali Doğru’nun çalıştırdığı ve bir zamanlar Akyazılı gençlerin uğrak yeri olan Şafak Kahvesine.  Şafak Kahvesi, o yıllarda çok popüler bir kahvedir. İnsanların stres attığı, nezih bir mekândır. O yıllarda çokça ün yapmıştır. Kahvenin üstünde de bir ara Öğretmenler Lokali vardı.Bu Şafak Kahvesi, bir zaman sonra Ali Doğru’nun abisi Remzi Doğru tarafından restorana çevrilmişti. İsmi de uzun yıllar unutulmayacak “Havuzlu Restoran” olmuştu.Çok lüks ve temiz bir restorandı. Akyazı’nın dışından da buraya gelenler olurdu.Mutfak kıs- mına Alyanak Dursun, garsonluğa da Remzi Doğru’nun kayınçosu Mustafa Meşeli bakardı..

    Bu lokantanın  müşterileri de Akyazı’nın renkli kişileriydi. Birkaç tane isim vererek devam edelim:                        Hasan Baştan, İlyas Fazlıoğlu,pancardan Şadi, Hüseyin Şafak,Ahmet Şafak, Ormancı Birağa Koç….Önceden Şafak Kahvesini çalıştıran Remzi’nin kardeşi  Ali Doğru,burası restoran olduktan sonra kahveyi ikinci kata taşımıştı..

      Havuzlu Restoran’dan sonra bir boşluk vardı.Burada önce Lokantacı Adnan Atacan’ın çalıştırdığı bir büfe vardı.Bu büfeyi daha sonra Asım Ceyhan’ın eniştesi olan eski bir yağlı boyacı Nişto Mehmet alıp oğlu Ayhan’la beraber çalıştırdı. Bu Nişto Nehmet,bir ara arka tarafta sandalye ve sandık işiyle de uğraşmıştı.Daha sonra burayı Arif Özmert alıp buraya bina yapmıştı. Arif Özmert binayı yapınca daha önce Ziraat Bankası yanında matbaası olan Mehmet Aktürk,dükkânını buraya taşır. İsmini de Zümrüt Matbaası koyar.Bu,Akyazı’nın ilk matbaasıydı. Kardeşi Raci Aktürk ile beraber çalışırdı.Hatta Ziya Sezgin,Enver Girti,Emin Üstün de onun yanında çalışmıştı. 1965 yılında orta okulda okurken Mehmet Abiye çok cilt yaptırmıştım.Daha sonra aynı yeri Şeref, Feyzullah ve Niyazi Özdemir’in kardeşleri Ahmet Özdemir alıp bir zaman da o çalıştırmıştı.

     Şimdi matbaayı geçip Hacı Veysel Uzunun binasına uğrayalım. Çünkü arada bir boşluk vardı. Sonra tekrar geriye gelip aradaki boşluğa yapılan binayı ve dükkanları yazacağız kısmet olursa.Hacı Veysel’in binasının altındaki ilk dükkan bir lokantaydı. İsmi de Lezzet Lokantasıydı. Bu lokantayı önce Akyazı’nın en eski aşçılarından Osman Ustanın oğlu Hüsamettin Dündar ile yine en eski aşçılardan Koreli Nuri Kahraman ile 1957 senesinde ortak olarak açarlar ve 1965 senesine kadar beraber çalışırlar.Daha sonra aynı yıl Hüsamettin Dündar abisi Ahmet Dündar’ı yanına alıp beraber ortak olarak çalışmaya devam ederler.O yıllarda fazla  lokanta olmadığından güzel iş yaparlar. Bu ortaklık 1967 senesine kadar devam eder.

     Az önce matbaanın yanında bir boşluk var ve geri döneceğiz demiştik Işte o boşluktaki ilk arsayı Hüsamettin Dündar satın alıp üç katlı binayı yapar. Altına da kendi lokantasını açar ve abisi Ahmet Dündar’dan ayrılır. Hüsamettin Abi,1967 yılında işe başlar ve lokantanın ismini de Şölen Lokantası koyar. Yanına kayınçosu  Fethi Can’ı alır ve üç oğlu Semih,Necmi ve Naci ile birlikte uzun yıllar çalışırlar.1988 yılına gelindiğinde lokantayı pide ve lahmacun salonuna çevirirler.

   Şimdi bu yazımız biraz uzun olduğu için sizleri okurken yormamak için burada nokta koyalım. Haftaya kaldığımız yerden devam edip bitireceğiz inşallah! Yazıda ismi geçip hayatta olmayanlara rahmet diliyorum. Kalın sağlıcakla!...

26 Şub 2022 - 23:37 - Yaşam