Akyazı Nostalji yazıları -33-

60’lı yılların nostalji yazılarına devam ediyoruz. Bu haftaki yazımızda ,geçen haftaki terzilerden sonra Akyazı’da kaybolan mesleklerin beşincisi olan bakkalları kaleme alacağız inşallah!

  AKYAZI’DA KAYBOLAN MESLEKLER -5-    “BAKKALLAR”

  

    Önce kısa bir nostalji turu yapıp yazımıza öyle geçelim. Şimdi klasik bir mahalle bakkalı profili çizerek yazımıza başlayalım..60’lı yıllar marketlerin isminin dahi olmadığı, her mahallede bir bakkalın bulunduğu yıllardı..Bakkal dert dinler,borç verir,teselli eder,emanetçilik yapar,adres gösterir,kiracı bulur,evinizi satar; ama marketler gelince sırt çevirdik onlara..

   Bakkal dükkânı dediğin loş olacak,kapıdan girdin mi yüzüne tatlı bir serinlik çarpacak. Vitrin mühim değil, rafta üç şişe ispirto dursun yeter hani, renk yapacak kadar. Mahalle bakkalı sabah namazını cemaatle kılar. Seherin bir vakti kepenkler kalkar: “Haydi Bismillah!” Az sonra fırıncının Desoto kamyoneti gelir. Şoför iki kasa ekmek bırakır, çıtır somunlar kapı önündeki dolaba dizilir, dolabın camlarına buhar basar. Önce işçi memur takımı sökün eder, bunlar ekmek arasına ekseri katık koydururlar. Katık derken mi? Değişir valla; genelde  peynir,zeytin,yumurta ; nadiren de yağ-bal sucuk-kavurma…Keyfine kalmış,eski kaşar ve helva da yakışır somuna..

   Sonra öğrenciler görünür;kalem,silgi,elişi kâğıdı,uhu,boya...Ve kadınlar dökülür ilk tur yemek için: mercimek, nohut, kuru fasulye, yağ, soğan,biber,salça...Kadınların ikinci turu temizlik için;tuz ruhu,kezzap,mayi sabun, Puro, Fay, Pop, bulaşık teli, Mintax,çivit,kola... Üçüncü tur sanat için: orlon, şiş,çıtçıt, kopça, makara, tığ … İpler ya Ören Bayan ya da Çapamarka...Ve son tur akşam sefasına: çay,şeker,lamba camı, ayçekirdeği…

   Her malın ayrı bir kabı vardır,yoğurt alüminyum tepside sunulur mesela. Bakkal, kâsenizi sağ kefeye koyar, darasını alır ve küreği işlemeye başlar.El, terazi;göz, ölçüdür.Nadiren ilave eder yada üstünden alır, attı mı tamam…Helvalar leğen içindedir,henüz glikozu tanımadıkları için bıçak atınca dağılır. Ufak bir parça attın mı ağzına; dilini, damağını sıcacık yapar. Kavrulmuş susam kokusu..Ne rayiha ama? Peynirler tuzlu suda yatar. Zeytinler sele sepet içinde sunulurlar.Ambalaj da yoktur koruyucu da. Şimdiki paketler kimya dersi gibi: boyalar, doğala özdeş aromalar…E bilmem kaçtan başlayıp sıralıyorlar.Çin tuzu yemem diyen hata ediyor.Bisküviler teneke kutularda gelir. Şekerler kavanozlardadır. Sütlü Ender şeker, para üstü olarak da kullanılır icabında. Gaz, sütçü litresi ile ölçülür .İçeride masa üstünde kolonya damacanası bulundururlar.Yanındaki fısfısı sıkarsanız hazne dolar, altında musluğu vardır. minik huniler her şişeye uyar.Yumurta sepeti saman doludur,elinizi gezdirirseniz biri çarpar.Kaldırıp okkalarsınız.Ağırsa al! Hafifse çaktırmadan koy kenara. Hayat bilgisi dersinde öğretirler: Yumurtayı tuzlu suya atın;,batarsa tazedir,yüzerse bayat...Opon,aspirin,gripin,oksijenli su,tentürdiyot,necipbey krem,sargı bezi.Şimdi eczacı nasıl kızmasın sana?Mantar tabancası,çatapat,çıtçıt,gazocağı iğnesi,horoz şekeri,topaç,kaytan…

     Köy bakkallarının ürün çeşidi daha geniştir, takım elbise bile satarlar. Onlar hem şarküteri,hem zahireci,hem hırdavatçı,hem züccaciye ,hem tuhafiyeci hem de manifaturacıdırlar. Traktör lastiğinden tarım ilacına, dana çıngırağından tırnak makasına...Orak,tırmık,çapa ne aranırsa...

    Bakkallar aileden biri gibidir, Diyelim evde yoksunuz ;postanızı alır,misafirinizi oyalar, çocuğunuza mukayyet olur. Öğlen vakti abla sefer tasıyla yemek taşır kocasına.Adamcağız atıştırırken bir süre hanımı dükkâna bakar..

     Eskiden hırsızlık nedir bilmezdik, esnaf kapısını kapamaz, eşiğe sandalyesini koyar,gönül rahatlığı ile namaza giderdi.Çekmece mangır doludur aslında. Zaten yabancılar başı önde, gözleri ayaklarında dolanırlardı.Mümkün mü öyle camlara bakmak? “Huoop birine mi baktın birader!" derler ve alıverirler araya..

      Derken zamanla bir şeyler değişti bakkallarda. Efendim,tahta vitrinler kırılıp alüminyum doğrama yaptırıldı. Camına "gıda pazarı" yazdırılmaya başlandı. Sonra bir hamle daha: buzdolapları, renkli floresanlar…Market olurlar güya. Ah öyle oldum demekle olunsa!

      Hadi diyelim şimdi boş dükkânın  ve az da olsa sermayen var..Ne yapacaksın? Manav mı kasap mı? Telefon mu satacaksın yoksa? Çevremizde hangisi yok ki? En büyük rakip de internet. Getiriyor kapına. Artık her yer zincir market dolu. Bu marketler içeri gireni önce çikolataların bisküvilerin bulunduğu alana alıyor. Ardından “büyük indirim,şok tenzilat”afişleri… Incık cıncık arasında dolaştırıyorlar .Hâlbuki en çok gidecek ürün ne? Ekmek! Onu en uzak noktaya koyarlar.Sana koca bir tur attırırlar. Çıkış kapısına varana kadar gözüne bir şeyler çarpar. Kasa önünde beklerken bile sepetteki ıvır zıvırla aklını çelmeye çalışırlar. Hâlbuki bakkala gitsen ekmek alıp çıkacak,poşetler dolusu abur cubur toplamayacaksın. Üç beş lira kâr edeyim derken on mislini harcatırlar sana.

    Günümüzde esnaflar, daha erken gelip daha geç gider oldu. Marketler açılmadan ve kapandıktan sonra ne yaparlarsa...

      Bugünlerde genelde zincir marketlere veya büyük yerel marketlere gidiyorsunuz. Bakkallara gitmek pek aklınıza gelmiyor. Ama bazen ister istemez yolunuz onlara düşüyor. Diyelim ay sonu dibe vurdunuz. Kenarı köşeyi karıştırıp bir şey bulamadınız.Mecburen bakkala yüzünüzü karartır: " Yaz be usta! " dersiniz.Hem de " Veresiye satan şöyle, peşin satan böyle " levhasına baka baka. Bakkalımız yıpranmış defterini açar. Hani öğretmenlerin " Ne o bakkal defteri gibi?" dedikleri cinsten. Hekim yazılarını eczacılar söker de  bakkal defteri hattını başkası okuyamaz. Öylesine şifreli bir yazıdır işte; ama sanırsın devlet sırrı. Aynısını sizin elinizdeki kareli bloknota da karalar ki hesaplar tuta. Borcu geciktirmesen iyi olur; çünkü  garibin sermayesi sınırlıdır zira...

   Ve bir gün şükreden zenginlerden biri bakkala gelip sorar:                                                                                                     -Var mı sabırlı fukaradan sıkıntıya düşen,sana borcunu ödeyemeyen?                                                                              -Olmaz  mı?  Bir hasta ,bir dul, birde hemen şu arka sokaktaki....                                                                                                         -Sus adını söyleme! Toplam kaç lira?                                                                                                                                  Kulak arkasından kalem iner,kese kâğıdı üzerinde işlemeye başlar. Diyelim 700 lira                                                         Meçhul misafir bir morluk atar (bin lira)                                                                                                                            Bakkal da şevke gelir, bakiyeyi karalar. Günler sonra veresiyeci gelecek elindeki yırtık pırtık banknotları uzatacaktır:                                                                                                                                                                                        - Vaziyetimizi biliyorsun usta, kusurumuza bakma!                                                                                                                    -Koy onu cebine, hesabın tamam!                                                                                                                                        Duanın bini bir para… Bu cemiyet batar mı ya?..

     Şimdi bu nostalji turunu bitirdikten sonra bakkal esnaflarımızı yazmaya başlayalım. Önce Hastane Mahallesinden başlayıp Yeni Camiye kadar gelelim. İlk olarak Hastane Mahallesinde uzun yıllar bakkallık yapan ve müşterilerin gelen mektup gibi belgelerini dağıtan Bahtiyar Aydın’dan söz edelim.Yine çarşıya doğru gelirken sağ tarafta uzun yıllar belediye meclis üyeliği de yapan en eski bakkallardan Ahmet Kınal’ı hatırlayalım. Yine çarşıya gelirken sol tarafta Hiristo Fuat  ve Vedat Aktürk’ün babaları Sabri Aktürk’ün bakkalına değinelim. Hastane Mahallesindeki bu üç bakkaldan sonra şu anda Essen Marketin karşısında, yine belediye meclis üyeliği de yapan eski bakkallardan Nami Yenice vardı. Nami abinin yanında Gazcı Metin dediğimiz Metin Temel in dükkânı vardı. Metin abi de yağ ve yumurta toplar, İstanbul’a toptan satardı. Yanında Tevfik ve Kâzım Birinci kardeşler vardı..

      Biraz da karşı sıraya geçelim: Karşı sırada eski bakkallardan Mahir Bilici ve Ali Kılıçkeser’in dükkânları vardı. Pazarköy Sokağına dönersek Mustafa Sevencan ve Cevat Böcek in bakkalları vardı...

      Tekrar aynı sıradan devam edelim: Birinci kardeşlerden sonra Nail Kahveci’nin babası Ali Kahveci’nin ve onun yanında da Beş Kardeşlerin babaları Ramazan Aydın’ın bakkalı vardı. Köşede Vodafone bayisinin olduğu yerde de Turgut Şenol’un bakkalı vardı..

      Evet, geldik çarşı içine. Köşede Altın Köşe’nin olduğu yerde Adil Güneş pasajı vardı. Bu binanın ikinci katı askerlik şubesiydi. İşte bu pasaja girişte sağ tarafta İsmail Bodur’un manav ve bakkal dükkânı vardı. Sonra aynı dükkânı kardeşi İbrahim Bodur  alıp uzun yıllar bakkallık ve yemişçilik yapmıştı. Pasajın içinde de Osman Karaoğlan’ın babası ilk bakkallar odası başkanı Ahmet Karaoğlan’ın bakkalı vardı...

     Şimdi buradan Değirmenler Caddesine bir dönüp bakalım. İlk olarak Hüseyin Çavuş’un binasının altında Batakköylü Şeref ve Keramettin Öztürk’ün babaları İbrahim Öztürk’ün bakkalı vardı..İbrahim Öztürk, aynı zamanda şeker toptancılığı da yapardı. Az ilerisinde köşe başında Yahyalı’dan yine eski bakkallardan Şevket Hacimoğlu vardı. Karşısında Rüyam Pasajının altında en eski bakkallardan Kürt Hasan Özgen’in bakkalı bulunuyordu. Yine Rüyam Pasajı altında Vedat Aktürk’ün bakkalı vardı..

     Şimdi tekrar çarşı içine geri dönelim: Adil Güneş Pasajı yanında Mehmet Fazlıoğlu’nun bakkalı vardı Mehmet abi, uzun yıllar bakkallıktan sonra Arçelik bayiliği yapmıştı. Biraz da çarşı içindeki Kooperatif Sokağa girelim. Bu sokakta bakkallar odası başkanlığı da yapmış olan Salih Durdu’nun bakkalı vardı.Tekrar çarşıya dönersek ilk olarak Veyis Atabek in bakkal dükkânı vardı. Veyis amca, çocukları Muhammet, Mahmut, Vedat ve Sedat ile uzun yıllar bakkallık yapmıştır...

      Evet, devam ediyoruz: Sıradaki bakkalımız eski bir terzi olup sonradan bakkallık yapan Musa Helvacıoğlu. Yanında o yıllarda çok çeşidi olan, market ayarında bakkalı olan Kâmil Babaoğlu vardı. Kâmil abi, çocukları Adem ve Sinan’la uzun yıllar bakkallık yapmıştır.

      Geldik Akyazı’nın en eski bakkallarından İsmail Ömercikoğlu’nun dükkânına. İsmail amcanın dükkânı tek katlıdır. Dükkânında yok yoktur. Takunyadan çuvala, katrandan çalı süpürgesine kadar aklınıza ne gelirse satardı. Çocukluğumuzda cam gazoz, mika toprak, mile misket döndürerek alırdık. Çarşı içinde tipik bir köy bakkalı gibiydi. Az ilerisinde Ömercikler Mah. muhtarlığı da yapmış Veysel Şenol vardı. Parkın arka tarafında da Kaliç Market’in sahibi Dursun Kaliç ve babası Şakir Kaliç’in dükkânı vardı.

       Şimdi de çarşının karşı tarafına bir geçelim bakalım. Karşı tarafta ise bakkal olarak Yuvalak’tan Selim Özkan’ı görüyoruz. Az ilerisinde ise önceleri bakkallık yapmışken, sonra da toptancılık yapıp bakkallara toptan mal satan Toptancı Dursun Yılmaz ve oğlu Necmi Yılmaz vardı. Çarşıdan çıkıp Yağcılar Sokağına dönelim. Burada da Tahsin Toprak ve  az ilerisinde Hüsnü İnci’nin bakkalları vardı..

     Sırada Fayton Durağı ve Yeni Cami var. Fayton Durağındaki bakkal esnafları da Kerim Tek, Ersin Abuç, Adem Toy ve oğlu Ramis Toy, Ziyafettin Şişman ile Yahyalı Caddesindeki Nizamettin Güzel’di.Şimdi de Fayton Durağından Yeni Camiye gidelim. Yeni Camide ilk olarak Cumhuriyet Mah. muhtarlığı da yapmış olan, Cemal Ömercikoğlu’nun caminin karşısında köşedeki bakkalına değinelim. Daha sonraları oğlu Ersin,esnaflığa devam ettiydi. Karşı tarafta ise eski milletvekilimiz Recep Yıldırım’ın kayınpederi Lütfü Akova’nın bakkalı vardı. Yuvalak yoluna döndüğümüzde ise Şerafettin  ve Necmettin Kopya’nın dükkânlarını görüyoruz..

     Son olarak da eski pazaryerinde sergisi olan Batakköy’den Zeytinci Fethi Öztürk’ten söz edelim..Fethi abi, çarşamba günleri zeytin ve bakkaliye malzemeleri satardı. Oğlu Mehmet Öztürk yanında yetişmişti. Mehmet Öztürk, şu anda Değirmenler Caddesinde Öztürk Market olarak devam ediyor.

     Evet, bu yazımızın da sonuna geldik. Rabbim bu yazıda ismi geçip rahmetli olanlara rahmetiyle muamele etsin inşallah! Bir dahaki yazıda buluşmak üzere sağlıcakla kalın!...

15 Oca 2022 - 23:19 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.

02

Bülent Özder - 60 LARDAKİ PAZARYERİNDEKİ BAKKALLARI SAYARMISIN

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 16 Ocak 19:00
01

Yenicami.bakkalı. - Akyazı.daki.yazmak istediklerini.sevdiklerini.yazma.kalan.bakkallar.sevmiyorum.diye.yaz.yeni camii.den.pazar.yerine.geçme?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 11:35