Akyazı Nostalji yazıları -32-

Bu haftaki yazımızda daha önce üç bölüm olarak yazdığımız " Akyazı’da Kaybolan Meslekler " adlı yazı serimizin dördüncüsünü yazacağız. Bu haftaki kaybolan mesleklerde terzilerden bahsedeceğiz inşallah..

AKYAZI’DA KAYBOLAN MESLEKLER 4    “TERZİLlK”

  Şimdi o yıllardaki terzi esnaflarımıza geçmeden önce 60’lı yıllarda terzilikle ilgili kısa bir nostalji turu yaparak yazımıza başlayalım.O yıllarda konfeksiyon türü hazır elbiseler olmadığından terziler, altın yıllarını yaşıyor ve takım elbise dikmeye yetişemiyorlardı. 60’lardaki terzi esnaflarımızı yazacağız ;fakat o kadar çok terzi vardı ki ---mübalağa etmiyorum- Akyazı’da en çok terzi esnafı vardı desem yanlış olmaz.Tabii hepsini yazmamıza imkan olmadığından elimizden geldiği kadar bildiklerimizi yazmaya çalışacağız.Bu arada unutup yazmadıklarımız olabilir. Onun için sizler de bildiklerinizi yorumlarda ekleyebilirsiniz..

     Şimdiki gençlerin gözü yukarıda. Terzilik mesleğinde arkadan gelen de kalmadı. Kimse meslek sahibi olmak istemiyor. Eskiden veliler çocuklarını ilk okulu bitirdi mi bir esnafın yanına çırak olarak verirlerdi. Çünkü bir meslek demek, kola takılan bir altın bilezik demekti. Meslek sahibi olmak o kadar önemliydi ki kız babaları kızlarını memurdan önce bir esnafla evlendirmeye bakarlardı.

      Bir terzi, çırak alırken çocuğun eli yatkın mı, gözü sağlam mı, titiz mi, dikkatli mi, sabırlı mı bakardı. Bir çırak, terziliği öğrenmek için bütün dikkatiyle ustasını gözlerdi. Çırak dediğin erkenden kalkar, dükkânı açar, ortalığı toplar, ütülerin kömürünü hazırlardı. Bugün ne öğreneceğim diye merak içindedir. Ufaktan düğme, fermuar dikmeye ve ilik açmaya başlar. Paça kısalt,ütü yap derken kendine güveni gelir ve bir bakmışın pantolon dikiyor kendi başına..

      O yıllarda terziler, bayramlarda elbiseleri yetiştirmek için arife günleri sahura kadar çalışırlardı. Elektrikli ütüler olmadığı için kömürlü ütüler vardı. Onu yakarlarken sık sık kömürden zehirlenme vakaları olurdu..

      Efendim, bir takım elbise takriben on günde çıkar, dört beş defa da prova yapılırdı. İlk önce kumaş seçilirdi.          O büyük emeğin eften püften malzeme ile zayi olmaması için terzi esnafları kaliteli kumaşlarını açardı dostlarına. Takım elbise üç metre kumaştan çıkardı, yelek istenirse kırk santim daha... Takım diktirenler, elbiselerini  en az on yıl kullanırlar.Daha uzun dayansın diye dizleri ve dirsekleri ilave kumaşla-süvari denirdi- kaplatırlardı hatta..

      Elbise kolay yıpranmaz;ama model sık değişirdi. Bir ara dıştan cepler, büyük yakalar vardı. İspanyol paçalar moda iken kırk santimetre paça dikilir,pantolonun dizi de daracık yapılırdı inadına. Bir ara kruvaze rüzgarı esti, ardından üç düğmeliye dönüldü üniforma gibi. Yetmişli yıllarda çizgili kumaşlar yayıldı. Sanki Amerikan gangsterleri kol geziyordu sokakta .Memurların dolabında en az üç takım elbise olurdu. Açığı- koyusu, yazlığı- kışlığı, yanında sıra sıra gömlekler kravatlar..

     Terziler, o yıllarda çok yoğun çalışırlar; işten başlarını kaldıramazlardı. Hani terziye dinlen demişler, ayağa kalkmış ya. Terziler, kendi söküğünü dikecek vakit bulamazdı; ama şimdi ne arayan var ne soran…

      Evet, bu nostalji turundan sonra gelelim 60’lardaki terzi esnaflarımızı yazmaya. İlk olarak Sinema Sokağından başlayalım. Aslında bu sokağa Terziler Sokağı da desek yanlış olmaz. Çünkü çoğu terzi esnafı bu sokaktaydı. İlk olarak aynı zamanda futbol da oynayan Fuat Aktürk’ün  -Hristo-dükkânı vardı. Yanında sonradan kuru temizleme dükkânı açan Halil Karadayı vardı. Karşı sırada Yeni Camiden Halit Duman vardı. Yanında Alaağaç’ tan Vehbi Sevencan’ın dükkânı vardı. Yine aynı sırada Kemal  ve Salih Boğaz kardeşlerin dükkânı vardı. Az ileride Gürcü Tahsin Demirhan vardı. Sonradan bu dükkânı Ali  ve Arif Yazar kardeşler alıp terziliğe devam etmişlerdi. Dedik ya Terziler Sokağı diye… Onun yanında da Haşimo Ahmet Kılıç vardı.

     Devam ediyoruz:  Aynı sırada Akyazı’nın en eski terzilerinden Ali Bey dediğimiz Ali Bulut ve yanında “Camgöz” lâkaplı Tüccar Terzi İsmail Kahraman ve yine  eski bir terzi olan Mecit Uygun vardı. Mecit Uygun daha sonraları Payton Durağına taşınmıştı.

      Evet, şimdi Sinema Sokağından çıkıp eski belediye dükkânlarına gelelim. Kuyumcu Fazlı Özdemir’in babası Rasim Özdemir’in ve Alaattin Baykal’ın terzi dükkanları bu sıradaydı. Alaattin Baykal’dan sonra aynı yerde Ekrem Benli devam etmişti..

      Buradan Değirmenler Caddesine geçelim. Burada da yine eski terzilerden Hendekli Şemsi İnal, Ali Kılıçkeser ve Süleyman Hikmet’in dükkânları vardı. Bir de Rüyam Pasajının altında beyefendi bir terzi olan Mehmet Uzunoğlu vardı..

     Şimdi de çarşı içine doğru yürüyelim: Çarşı içinden önce Kooperatif Sokak’ta kimler var bir bakalım.İlk olarak Osmanbey’den Adnan Özdemir ve yanında Akyazı’nın en eski terzilerinden “Dede” lakaplı Selahattin Sofuoğlu’nun dükkânı vardı. Yanında Yuvalak’tan Cavit Copkayaoğlu ve İbrahim Bitik  çalışırdı..

     Evet, çarşı içine girelim. Sağ tarafta ilk olarak Enver Karaoğlan’ın küçük bir dükkânı vardı.Yanında Hami adında uzun boylu bir kalfası vardı. Enver Abi, aynı zamanda avcılığa çok meraklıydı. İleride köşede Nizam Yüksel’in, çarşının ortasında da Mehmet Dönmez’in dükkânı vardı.Yanında Manifaturacı Sami Özsoy’un oğlu  ve Petrolcü Avni Özsoy’un babası olan Seyfi Özsoy’un dükkânı vardı. Seyfi Abi, uzun yıllar terzilik yaptıktan sonra lisenin orada Petrol Ofisi istasyonu açmıştı. Onun az ilerisinde, Hasan Mangır’ın yanında Süleyman Akın’ın dükkânı vardı.

      Tekrar çarşının öbür başına dönüp devam edelim: İlk olarak Kemalettin Helvacıoğlu ve kardeşi Hikmet Helvacıoğlu’nun dükkanları vardı.Yanında amcası Musa Helvacıoğlu vardı Musa Abi, uzun yıllar terzilikten sonra bakkal dükkânı açmıştı.

       Şimdi de çarşının arka sokağını da yazıp çıkalım. Arka sokakta Şeref Özdemir, Mehmet ve kardeşi Lütfü Tonyalı’nın dükkânları vardı. Biraz da parkın karşısındaki eski Şoförler Cemiyetinin altındaki pasaja girelim. Burada yine Akyazı’nın en eski terzilerinden Yusuf Meriç ve Zeki Bozkurt’un dükkanları vardı. Buradan Fayton Durağına dönersek Abdullah ve İbrahim Curoğlu kardeşleri görebiliriz. Bir başka terzi olarak eski bir efsane futbolcu olan ve  karakolun karşısında terzi dükkânı bulunan Naci Fazlıoğlu’nu da hatırlayalım. Son olarak “ Sakarya Akyazılıyım” grubunu kuran Moderatör Serpil Başer’in eski bir terzi olan babası “Kıvırcık” lakaplı İsrafil Cirit’i de anarak terzilerimize son verelim.

      Hep erkek terzilerden bahsettik. O yıllarda kadın terziler de vardı. İlk olarak Terzi Melek Yıldız’dan bahsedelim. Ablam olurdu kendisi. Bir de lokantacı Koreli Nuri Kahraman’ın hanımı olan Ayten Abla vardı. Bu ikisi Akyazı’da birçok bayana da terzilik öğretmiştir.

     Evet, böylelikle “Kaybolan Meslekler  -Terzilik-“ yazımızın sonuna geldik. Bu yazıda ismi geçip rahmetli olanların hepsine  -başta ablam Melek Yıldız olmak üzere- Rabbim rahmetiyle muamele etsin inşallah! Böylelikle 2022’nin ilk yazısını da yazmış olduk. Herkese sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yıl diliyorum. Bir dahaki yazıda buluşmak üzere  sağlıcakla kalın!

01 Oca 2022 - 22:28 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.

01

Hakan Baykal - Eyvallah bunlar Akyazı tarihi yüreğinize sağlık

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Ocak 14:29