Akyazı Nostalji yazıları -31-

Bu haftaki yazımızda esnaf nostalji yazılarımıza bir ara daha verip bir nostaljik Ramazan Bayramı yazısı yazmaya karar verdim.Neden bir Ramazan Bayramı yazısı yazmaya karar verdim, onu da anlatayım:

   İLÇEMİZDE ESKİ   RAMAZAN BAYRAMLARI                                                                                                    

Geçen bayramda televizyonda beni çok etkileyen ve bende derin bir iz bırakan bir şekerleme firmasının hazırladığı bir reklam filmini izlemiştim .Belki çoğunuz izlemiştir.İzlemeyenler için reklam filmini yazıya geçmeden önce kısaca bir anlatayım dedim.Bir bayram sabahıdır. Yaşlı bir karı koca evlerinde yalnız yaşamaktadırlar.Kadın hastadır ve yatmaktadır.yaşlı kocası etrafında dönmekte ve ihtiyaçlarını elinden geldiği kadar karşılamaya çalışmaktadır. Kapı zili çalınır; bayram sabahı olduğu için adam, çocukların geldiğini zannederek sevinç içinde kapıya yönelir. Kapıyı açar fakat karşısındaki postacıdır. Büyük bir moral bozukluğu ile karısının yanına gelir gayet üzüntülü bir şekilde: " Gelen postacıymış hanım! " der..

    Bir zaman sonra tekrar zil çalar. Yaşlı adam, sevinçle tekrar kapıya yönelir; kapıyı açar ve bu sefer de gelen kapıcıdır.Yaşlı adam, moral bozukluğu ile karısının yanına gelir ve gayet üzgün bir şekilde :”Bu gelen de kapıcıymış hanım!” der ve evde derin bir sessizlik olur..

    Aradan bir zaman geçer üçüncüye tekrar zil çalar. Yaşlı adam, ümitsizce kapıya yönelir ve kapıyı açar açmaz gözleri sevinç içinde parlar.Çünkü kapıdakiler çocukları  ve torunlarıdır.Birden sarmaş dolaş olurlar ve sevinç içinde karısının yanına koşar ve “ Hanım, müjde müjde çocuklar geldi!” der ve evin içine bir anda sevinç dolar .Bu reklam filminde verilen mesaj büyüklerimizi bayramlarda ziyaret edin,onları yalnız bırakmayındır.

   Şimdi bu reklam filminden sonra  Ramazan Bayramı adlı yazımıza geçebiliriz.Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir bayram sabahı mescitten çıkıp hanesine giderken  iç çeken bir çocuk görür ve yanına gidip başını okşar ve aralarında şu konuşma geçer:                                                                                                                                                         -Yavrum sen niye ağlıyorsun?                                                                                                                                                      -Benim kimsem yok, hep bayramlık alınmış arkadaşlarıma.                                                                                                  - İster misin baban ben olayım, annen Aişe olsun.Fatıma halan,Ali amcan, Hasan ve Hüseyin kardeşlerin olsunlar?                                                                                                                                                                                            Rüya gibi bu teklife minik yetim gözlerini iri iri açar : Siz Resulullah mısınız yoksa,der.

     Tarihçiler " Nerede O Eski Bayramlar " yazılarında bayrama kendi pencerelerinden bakarak sarayı anlatırlar. Osmanlı padişahları bayram öncesi fukaraya yardımda bulunur, ilave maaş ihsan eder memuruna.Borçlulara destek olur, bazı mahpusları salıverirler dışarıya.Topkapı'da bayramlaşma çizgileri net bir merasimdir. Kimin ne giyip kuşanacağı, mehterin neyi vuracağı, sadrazam ve kazaskerin nerede duracağı hep bellidir.Bayram namazı genellikle Ayasofya'da kılınır,sonra Hırka-i Saadet dairesi ziyaret edilirdi. Kur 'an-Kerim tilaveti, ilahiler, salavatlar, ihsanlar...O gün zaptiyelere fes, püskül dağıtılır. Askere farklı tayın çıkar: kuzu eti helva salata..

     Çocukluğumuzda TRT ,medeniyetimize yabancı bir kadronun elindeydi..ramazan-ı şerif kelimesini ağızlarına almazlardı asla."Müslümanların oruç ayı"der geçiştirirlerdi laf arasında. Şeker Bayramı da o günlerden kalma. Bu arada direkler arası eğlenceleri abartılırdı.Tiyatrolar kumpanyalar,göz süzenler, bıyık buranlar…Mübarek bayram günü kantocu muhabbeti. Yani ecdadımız külliyen mi zampara?

     Evet,dönelim 60 lı yıllara. Hatırlar mısınız bilmem, bayram öncesi postane önlerinde, kırtasiyecilerde,pazarda kartlar satılırdı.Çeşit çeşit kartlar vardı. En güzelini seçip arkasına güzel bir yazıyla: " Ramazan-ı Şerif Bayramınızı tebrik eder, ellerinizden öperim. "yazardık.

    Bayram öncesi alışveriş canlanır, mağazalar parayı bulurlardı. Başka zaman dönüp de bakmayacağınız şeyleri düşünmeden alırsınız, sanki mecburiyetiniz var? Sonra gider berberde sıraya girersiniz.Berberin işi başını aşmış şık şık üfürür iki dakikada. Oradan hamama gidilir; güzel bir kese, geç vakitte eve…Hele yaşlılar bayrama pek sıkı hazırlanırlar. Günler evvelinden telaşe başlar. Boyaya, badanaya girer; bükük belleri ile taban tahtalarını ovar ağartırlar. Eğer eşya yenilecekse -misal perdeler değişecekse- bahane yapılır bayrama

   Çocukların bayramlık kıyafeti vardır ,durur bir kenarda. Yok, küçülmüşse kardeşe devredilir, yeni bir şeyler alınır abiyle ablaya. Kız çocukları üste başa meraklıdırlar mâlum. Kırmızı rugan ayakkabılar, konçları dantelli çoraplar, fırfırlı fistanlar, kurdeleler… hepsi yatağın altına saklanır bayram sabahı heyecanla beklenir..

  Bayram sabahı erkenden kalkılır. O gün yıkanmak, yüzük takmak, yeni giyinmek, koku sürmek, tatlı yemek,  camiye tekbir okuya okuya gitmek sünnet-i seniyyedir.Nisaba malik olanlar sadaka-ı fıtr verir fukaraya bayram namazından önce bilhassa. Sabah namazı cemaatle kılınır, vaiz efendi menkıbeler anlatır, hoşça sohbetler yapar. İşrak vakti girince durulur namaza.

 Bayram namazı erkeklere vaciptir. Dokuz tekbirle kılınır, yılda iki kere geldiği için unutulur ve  "İki salla, bir bağla; üç salla, bir eğil! " şeklinde anlatılır cemaate.Camiden çıkanlar avluda buluşurlar.Bayramınız mübarek olsun, deyip sohbet eder ve  hal hatır sorarlar.Büyükler punduna getirir ve dargınları barıştırırlar..

     Dönüşte başka cihetten gelinir eve çünkü yollar şahit olacaktır mahşer meydanında.Mümkünse kabristana uğranır ve geçmişlerimize dualar edilir. O gün tanıdık tanımadık herkese selam verilir.İçten bir tebessüm de bir sadaka değil midir bizim inancımızda.

    Bayramın en hoş yanı otuz gün oruçtan sonra ailecek oturulan kahvaltıdır.Sofralar itinayla hazırlanır,bayramın şerefine börekler açılır hatta.Evlerde mutlaka tatlılar yapılır.Becerikli hanımlar, kırk kat yufkadan baklava yapar ; fırına pişirtmeye kadayıf ve kalburabastı yollarlar..Eskiden bunlar cevizli olurdu .Antep fıstığı henüz yayılmamıştı.

   Yaşlılar,bayramda kutu kutu mendil ve çorap alır, kolonya şişelerine " akşam sefası " doldurturlar. Lokum ve akide şekeri dizerler masalara. Bazıları çikolata ile üzerinde kulaklarında iri halkalar olan bir zenci kız fotoğrafı bulunan Zambo marka sakız da tedarik ederdi. Böylelerin eli birkaç defa öpülürdü icabında.Sahi şimdi mendile memnun olacak çocuk kaldı mı acaba? Bayramda el öpenlere çıkarıp çorap versen ne derler adama?

    Erkek çocuk için bayram para demektir.Kapı kapı dolanıp ondan 25, bundan 50 kuruş derken 15- 20 lira toplar. Gider bununla bisiklet kiralar, tüfek atar.Mantar,maytap, çatapat alır ve birkaç dakikada tüketir hovardaca.

   Bayram yerleri, bayramlarda kurulan panayırlar temiz mekânlar değildir aslında.Çakallar çocuklara kumar oynatırlar, sarı kırmızı toplara para bastırırlar. Kazanan hep çakallar olur.Bir köşede Çamlıca ve Yeni Harman sigarası  paketleri. Salladığınız halkalar hafif ve dengesizdir asla geçmeyecektir sigara paketlerine.Penaltıcıya üçte üç atıp Pallmal sigarası  kazanma şansınızda olmayacaktır asla. Çünkü iskarpinleriniz yeni, top ise armut gibi yamuktur,abanırsanız auta çıkar. Kaleci de sıkı bir kalecidir ayrıca.

    Bayramın ilk günü evde misafir bekleyenler, ikinci gün iade-i ziyarete çıkarlar.Bu defa onlar yayılır bayılır ve sarmaların, dolmaların tadına bakarlar. Erkeklerle kadınlar ayrı odalara alınır, muhabbetleri farklıdır zira . Hanımlar bohçaları açar; örgü örneği, kek tarifi alırlar.Öbür odada erkekler Menderes’ten, İnönü’den, Metin Oktay’dan, Lefter’den yani genellikle spordan ve siyasetten bahsederler..

     Ramazan-ı Şerif boyunca insanlara pide yetiştiren firınlar bayramda işi bırakırlar. Gazeteciler de tatil yapar çünkü  alayını temsilen Bayram Gazetesi çıkar.

    Adam okumuş iş yeri kurmuş, altında araba…Babasını ziyaret eder. İhtiyarın avucuna bir kaç buruşuk onluk sıkıştırır.Anası,o  neyi seviyorsa onu pişirmiştir. Kendisinin şekeri tansiyonu vardır oysa. Çocuklar hiç büyümeyecektir anne ve babalar için. Evlat işte, canından bir parça!...Dedeler, nineler ne kadar lazımmış meğer, kaybedince anlıyor insan. Kalanların kıymetini bilin, belli mi olur belki de bir dahaki bayrama hayatta olmazlar. 

     Amaan,ben de neler anlatıyorum? Bir sms de onlara kaptırırsınız gider ya da mevsim yazsa  fotoğraf yollarsınız yayıldığınız plajdan. Hatta mesaja şunları yazarsınız: “Slm.öptm.kndne ii bak!....”

     Bir dahaki yazıda buluşmak üzere  Kalın sağlıcakla

19 Ara 2021 - 18:52 - Yaşam