Akyazı Nostalji yazıları -30-

60'lı yılların nostalji yazılarına devam ediyoruz.27 Şubat 2021 tarihinde Sinema Sokağı ile ilgili birinci yazımızı yazmıştık. Fakat bu yazıyı büyük harf karakteri kullandığımız için yazımız kırmızı zemin üzerinde büyük harflerle çıkmıştı. Bu yüzden çoğu okurlarımız yazımızı okuyamadıklarını tekrar normal harflerle yazmamızı istemişlerdi. Biz de isteklerini kırmayarak küçük harflerle tekrar yazıyorum.

 Bu yazımıza içinde Sayılı Sineması olduğundan Sinema Sokağı veya eskiden postane olduğundan Postane Sokağı da denilen popüler bir sokak olan Sinema Sokağı esnaflarından bahsedeceğiz. Sokağa geçmeden önce uzun yıllar sokağın başında geceleri küçük bir camekânda bardakla çekirdek ve fıstık; yazın da üç tekerlekli beyaz arabasında limonata ve kızılcık suyu satan Hüseyin Göçen’i anarak başlayalım: Hüseyin Abi, geceleri sinemaya gidenlere fıstık ve çekirdek satardı.Sinema Sokağı karşılıklı iki sıra olduğundan önce sinemanın olduğu yerden başlayalım. Aslında Sayılı Sinemasının ismi “Yeni Sinema”dır.Fakat sahiplerinin soyadları “Sayılı “ olduğu için Sayılı Sineması olarak geçmektedir.

     Şimdi sırasıyla baştan başlayarak esnaflarımıza geçelim: İlk olarak şimdi Vodafone  bayisinin olduğu yerde o yıllarda yemişçilik ve bakkallık yapan Turgut Şenol’un dükkânı vardı. Turgut Abi, o dönem Akyazı’daki üç beş manav esnafından birisiydi. Özellikle çocuklara güzel davranır, isteklerini yerine getirirdi. Köşede uzun yıllar esnaflık yapmıştır. Yanında Fuat Aktürk’ün ( Hiristo ) terzi dükkânı vardı..Fuat abi aynı zamanda futbolcu olarak da uzun yıllar top koşturmuştur. Fuat Abinin yanında aynı zamanda sokağa da ismini veren Akyazı’nın ilk postane binası vardı. Tabii o yıllarda sadece mektup,telgraf gibi işlere bakardı. Telefon bile çok yoktu. Zaten ve  iki numaralıydı. Hatta bizim telefon numarası 33’tü. O dönemde telefonlar manyetoluydu.Manyeto kolunu çeviriyordun, santral çıkıyordu ve arayacağın numarayı yazdırdıktan sonra saatlerce bekliyordun..

     Postanenin yanında bir terzi olan Halil Karadayı’nın terzi dükkânı vardı.Halil Karadayı sonraları o döneme göre çok güzel bir kuru temizleme dükkânı açmıştı.Çok güzel de iş yapıyordu.Karadayı’nın yanında terazı,kantar kiloluk gibi ürünler satan “Gramcı “ dediğimiz Selahattin Yöndemir’in dükkanı vardı. O dönemde şimdiki gibi hassas teraziler olmadığından esnaflar her sene belediyeye götürüp terazilerini damgalatırlardı.Yanında  ise bakır tencere, bakır kazan gibi ürünler satan Eşref Bozbaş’ın dükkânı vardı.Yanında da Sobacı Oflu Ali Osman’ın  ve  “Anten Recai”  diye bilinen Recai Şirin’in tv tamir dükkânları vardı. O yıllarda siyah beyaz televizyonlar çok olduğu için sık sık arıza yapar  ve sahipleri Recai Şirin’in yolunu tutarlardı.Recai Şirin belediyeden emekli Cengiz Şirin’in babasıdır. Bir ara aynı sokakta eski milletvekilimiz Recep Yıldırımın da beyaz eşya satılan bir dükkânı vardı. Hatta kendisinden ben de bir çelik kasa  almıştım. Tek tük araba da alır satardı. Tabii yıllar sonra siyasete atılıp belediye başkanı ve milletvekili olmasının temellerini orada atmaya başlamıştı.Bir de ileriki yıllarda Matbaacı Ziya Sezgin’in açtığı matbaadan bahsederek Ziya Sezgin’i de rahmetle analım.

     Evet, geldik bir döneme damgasını vuran Sayılı Sinemasına: Şimdi sinemayı anlatmaya geçmeden önce bir nokta koyup tekrar dönmek üzere Akyazı’daki 1960 -1970 yılları arasındaki sosyal hayata değinelim.O yıllardaki sosyal hayatın özü kahvelerde akşama kadar oyun oynamak, maçlara ve sinemalara gitmekti.Sinema deyince Akyazı’da Sayılı Sinemasından başka bir kışlık sinema daha vardı.Bu sinema Dokurcun durağı karşısında Ak Parti binasının olduğu yerdeki Ünlütürk Sinemasıydı. Sinemayı Ninoğlu Ali Ünlütürk çalıştırıyordu. O döneme   göre locaları ve balkonuyla güzel bir sinemaydı.

     Şimdi söz sinemalardan açılmışken -sosyal hayat demiştik ya- şöyle bir Adapazarı’na uzanarak oradaki sinemalardan bahsedelim:60 ve 70 yılları arası sinemaların  tavan yaptığı ve altın dönemi yaşadığı yıllardır..O yıllarda Adapazarı’nda kışlık altı sinema vardı. Üçü yerli, üçü yabancı film oynatırdı. Saray- Atlas -Yıldız sinemaları  yerli film; Melek -Fitaş ve Yeni Sinemaları  yabancı film oynatırdı. Bütün sinemalar iki film oynatır ve aynı filmler bir hafta vizyonda kalırdı.Sinema hastalığı var demiştik ya, biz bile akşamları minibüs kiralar ve  sinemalara giderdik. Genellikle tercihimiz yabancı film oynatan Melek Sineması olurdu. Çünkü hem daha kaliteli filmler oynatırdı hem de yanında güzel bir pastanesi vardı.O yıllarda bir sinema kültürü vardı. Sinemaya gelenler genellikle takım elbise giyerlerdi. Herkes bir şıklık yarışındaydı..

     Biraz da sinemalardan sonra bir başka sosyal aktivite olan maçlardan bahsedelim. Tabii maçlar deyince Akyazı’mızın güzide iki amatör takımından ve Sakaryaspor’dan bahsedeceğiz. Önce biraz şehir stadı hakkında bilgi verelim. O yıllarda Çark Caddesinde olan stat, karşılıklı iki beton tribünden ibaretti. Kale arkası tribünleri yoktu. Stadın zemini topraktı. Sıcak havalarda maçtan önce belediye arabası girer, toz kalkmasın diye toprak sahayı ıslardı. Kışın da çamurdan geçilmezdi. O yıllarda Sakaryaspor’un kendi sahasında maçı varsa pazar günü Akyazı’da bir canlılık yaşanırdı.Sabah erken kalkılır ve  Adapazarı’na maç seyretmeye gidilirdi. Feka minibüsler çarşıdaki parkın önünden kalkardı. On beş dakikada bir minibüsler dolar, akın akın maç seyretmeye gidilirdi. Sakaryaspor, ikinci lig kırmızı grupta mücadele veriyordu.O zamanlar şimdiki adı süper lig olan birinci lig ve ikinci lig vardı. Üçüncü ligler daha kurulmamıştı.O yıllarda Sakaryaspor’un maçından önce muhakkak bir amatör maç oynanırdı.

       O yıllarda Akyazı’mızın iki amatör takımı vardı..Sarı yeşil formalı Akınspor ve siyah beyaz formalı Gençlikspor. Eğer Sakaryasporun maçından önce Akınspor veya Gençlikspor’un maçı varsa daha erkenden gidilip iki maç seyredilirdi. Gerçi o yıllardaki amatör maçlar şimdiki ikinci lig ayarındaydı. Çok kuvvetli amatör takımlar vardı. Bir kaç tanesini sayalım: Demirspor-Donatımspor-Yıldırımspor-Gençlerbirliği- Şekerspor … Maçlar çok zevkli ve çekişmeli geçerdi..

       Akyazı’mızın iki güzide amatör takımı var demiştik. Akınspor’un Gençlikspor’a göre mali durumu daha düzgündü.Adeta  zenginler kulübüydü. Futbolcuları da Gençlikspor’a göre biraz daha kuvvetliydi. Gençlikspor futbolcuları daha ziyade iman kuvvetiyle oynardı. İlçemizin iki kulübünün kendi aralarındaki maçlar bir derbi havasında geçer ve  çok zevkli olurdu.

      Ben askerlik hariç pek futbol oynamadım. Fakat seyretmeyi çok severdim. Onun için her iki takımımızın maçlarını sürekli izlerdim.Ben Gençlikspor taraftarıydım,kulübe üye bile olmuştum.Nedenine gelince Gençlikspor sanki bir gariban takımıymış gibi bir algı oluşmuştu. Tabii birde Beşiktaşlı olduğum için renkleri siyah beyaz olduğundan Gençlikspor’u tutardım.

       Şimdi birazda o yıllarda Sakaryaspor’da top koşturan futbolculardan bahsedip maç mevzusuna nokta koyalım: Kalede Fuat vardı, diğer futbolcular arasında ise Pıçır İsmet-Metin Fıçıgil-Beşiktaştan gelen Sarı İhsan-Beşir-Rıfkı-Musa-Erdal-Mikail-Şeref Başoğlu ilk aklıma gelenler.Bir de Akyazı’mızın yetiştirdiği Mehmet Kopya, Arap Yetkin Bayraktar ve Paşa İhsan da Sakaryaspor’da futbol oynamışlardır...Bunlardan Mehmet Kopya Sakaryaspor’dan sonra uzun yıllar Trabzonspor ve Hatayspor’da top oynamıştır.Hatta Hatayspor’da bir-kaç defa da gol kralı olmuştur..

         Sinema ve maç konularını anlattıktan sonra nokta koyup kaldığımız Sayılı sinemasına geri dönelim. Sinemanın sahibi Hasan Sayılı’dır.Burhan-Cavit-Mustafa -ve Selçuk adında çocukları vardır..Hasan Sayılı sinemayı iki oğlu Burhan ve Mustafa ile birlikte işletmekteydi. Biraz sinemanın genel durumundan bahsedelim.: Sinema tahmini 400 kişiliktir.Ortada büyük bir soba vardır.Borular her iki tarafa uzatılmıştır.Soba deyince Hasan Amcanın meşhur bir sözüne değinelim..Kışın sinemanın önüne çıkar ve müşteri çekmek için : “Soba yanay, Ayhan Işık oynay!” derdi.Sinemanın yan tarafında uzun bir  koridor vardı. Film arasında sigara içilirdi. Girişte localar vardı. Aileler loca kiralayıp orada film seyrederlerdi.Sinemada bir de büfe vardı. Büfede simit, gazoz, tost satılırdı. Gazozlar yerli imalat Metin Temel ve Gazozcu Necati Aşan gazozlarıydı.Büfede uzun yıllar Lokantacı Osman Atacan çalışmıştı. Gişede bilet kesme işini genellikle Mustafa  Sayılı yapardı.Bilet  bir liraydı. Bazı parası çıkışmayan çocuklar olurdu. .Onları da filim başladıktan sonra sokarlardı.Kapıda Jandarma Ali diye bilinen Ali Günaydın durur ve biletleri yırtardı. Karşısında da bir belediye zabıta memuru durur, biletleri yırtıyor  mu diye bakardı. Film oynarken sigara içmek yasaktı. Zabıtalar dolaşır, içenleri dışarı atarlardı..Bayram günleri ve çarşamba günleri beş film birden oynardı. Sabah giren akşam sinemadan çıkardı..

        Şimdi biraz da sinemanın emektarı, Makinist  Bekir Ustadan bahsedelim:Bekir Usta ( Özkat ) uzun, gür sakallarıyla renkli bir kişiliğe sahipti. Bazen film oynarken ses kesilir,ses kesilince herkes koro halinde :” Bekir Usta, ses!” diye  bağırırdı. Bir de sinemanın elektrik işlerine bakan parmakları kesik  Mehmet Tıranpacı vardı.    O zamanlar sinemanın balkon  kısmının bir bölümü ailelere ayrılmıştı. Akşamları aileler giyinir kuşanır, sinemaya giderdi. Kimseler de rahatsız etmezlerdi.Sinemacılar,yeni bir filim geldiği zaman fayton kiralar, filmin afişini arkaya yapıştırıp köy köy gezip anons yaparlardı..

       Bir ara sinemada film oynarken küçük çaplı bir yangın çıkmıştı.Kazan dairesinden kaynaklanan yangında çok kimse yaralanmıştı. Çıkan panik sonucu bazı kişiler balkondan atlamış, çoğunun yüzü çıkan isten simsiyah olmuştu..

       O yıllarda Akyazı’da düğün salonları olmadığından zaman zaman sinemada düğünler de yapılırdı. Arada bir konserler de gelirdi.Cem Karaca,Nuri Sesigüzel-Edip Akbayram,Muzaffer Akgün,Ahmet Sezgin gibi sanatçıların  sinemada konser verdiklerini hatırlıyorum.

        İlçemizdeki Sayılı Sinemasından başka -gerçi onlar sonradan açılmıştı ama- sinemalardan da söz edelim: Eski garajların orada Bozok Sineması ve  Sümerbank Sokağında Işık Sineması vardı.Sinemanın yanında  Burhan Sayılı’nın kahvesi vardı. Kahveyi Ali Kılıçkeser ve  Fuat Abi- Hristo -  çalıştırmıştı. Kahvenin arkası Sayılı’nın yazlık sinemasıydı. Burada da düğünler olur, konserler verilirdi.Kahvenin yanında Bekir Ustanın motor vs.tamir dükkanı, onun yanında da langırt, firfır dediğimiz makinelerin olduğu dükkân  vardı.25 kuruş atar, toplar düşer oynardık. Az ileride de Akyazı’nın sevilen,sempatik ve  en eski berberlerinden Köse İbrahim’in berber dükkânı vardı..

     İbrahim amcanın berber dükkânıyla Sinema Sokağı yazımızı tekrarlayarak bitirmiş olduk. İkincisini bu yazıdan sonra zaten yazmıştık. Bu yazıda ismi geçip rahmetli olanlara Rabbim rahmetiyle muamele etsin inşallah! Bir dahaki yazıda buluşmak üzere sağlıcakla kalın!

04 Ara 2021 - 23:54 - Yaşam