Akyazı nostalji yazıları -24-

60’lı yılların nostalji yazılarına devam ediyoruz. Bugünkü yazımızı Rüyam Düğün Salonunun bulunduğu pasajdaki ve eski adı Hamam Sokağı sonra Değirmenler Caddesi ve son olarak da Şehit Furkan Çelik Caddesi esnaflarından bahsedeceğiz.

Rüyam Pasajına geçmeden önce hemen yanındaki Hafiz Nazmi Tokçan’ın binasından başlayalım. Hafız Nazmi Abinin babasına “Kara Ahmet” derlerdi. Bina iki katlıydı.Altında dükkânlar vardı.Dükkânlara geçmeden önce biraz dönemin güzel sesli hafızlarından Nazmi Abiden bahsedelim: Nazmi Abi, çok gür sesli Akyazı’da çok sevilen hafızdı.Uzun yıllar G.Süleymanpaşa Camisi ve Yeni Cami’de müezzinlik yaptı.O zamanki müezzin arkadaşları Mustafa Yaşa -Yusuf Bakır ve Çerkez Enver’di.Nazmi Abi,şu anda Çanakkale’de oğlunun yanında ikamet ediyor.Evet, binanın altında dükkanlara geçelim. İlk olarak Selahattin Demiralay’ın      ( Kaptan ) ve Ferruh Kökten’in ortak açtıkları lokanta vardı.Daha sonraları Ferruh Kökten ayrılmış ve Kooperatif Sokak’ta Bahar Lokantasını açmıştı. Kaptanın yanında bakkal dükkânı, onun yanında da Bisikletçi Mehmet Yaşa’nın dükkânı vardı.Onun yanında da Akyazı’nın en eski yorgancılarından Kütahyalı Kemal Baytekin’in dükkânı vardı.Kemal Baytekin,Akyazı’daki bütün yorgancıların ustasıydı. Köşeden sonra Pazar yerine doğru Ali  ve İsmail İş’in sobacı dükkânları vardı.Yanında Sarı Kasabın Mehmet Haşar’ın ayakkabıcı dükkânı vardı.Onun yanında da Divancı Yunus Özdemir’in dükkânı vardı.Anahtarcı Mehmet İnce, onun yanında yetişmişti..Gerçi bunu geçenki divancılar yazısında yazmıştım.

        Hafız Nazmi Abinin binasını anlattıktan sonra Rüyam Pasajına geçelim. Şimdi bu Rüyam Pasajının olduğu yer 1960 senesine kadar boş bir arsaydı. Çünkü ben 60 senesinde ilkokula Mustabeyin dükkanlarında başladığımda teneffüslerde oraya gidip oynardık.O zamanlar eski Konuralp binası yıkılıp yenisi yapılıncaya kadar üçüncü sınıfa kadar orada okumuştuk.Hatta panayırlar geldiği zaman o boşlukta çadırlar kurulur ve salıncaklar, atlı karıncalar, motorlar dönerdi.Bu Rüyam Pasajının olduğu yer çok önceleri Akyazı’nın köklü ailelerinden Nizamlara aitti. Salyangozcu Varan Muzaffer Özdemir’in babası Ahmet Özdemir’e -dedem olur - ve kardeşlerine aitti. Sonraları arsayı Karapürçek’ten fındık tüccarı Hikmet Özaslan alacaktı. Özaslan, yanına Selahattin İnce’yi alıp 62- 63 yıllarında temeli atıp inşaata  başlamıştı.Kısa sürede binayı bitirdiler, adı da uzun yıllar Hikmet Özaslan pasajı olarak kaldı.Gerçi ilk yıllar pasaj içi dükkanlar boş kalacaktı.Daha sonraları üçüncü katta düğün salonu açılıp ismi de Rüyam Düğün Salonu olunca pasajın  ismi değişip Rüyam Pasajı oldu.  

         Şimdi bu girişten sonra alt kattaki dükkanlara geçip bakalım, hangi esnaflar varmış. Pazar yeri tarafından başlayıp Değirmenler Caddesine doğru gelirsek Kaptanın Lokantasının yanında benim de arkadaşım olan Mustafa Meşeli’nin Neşe Boya Salonu adında ayakkabı boya salonu vardı.Onun yanında da önceleri Yaşar Şanlı’nın daha sonra da Hikmet Kodalak’ın çalıştırdığı lokanta vardı.Pasaja giren boşluktan sonra Akyazı’nın en eski bakkallarından Hasan Özgen’in ( Kürt Hasan ) bakkal dükkânı vardı. Oradan genellikle gaz yağı alırdık.Litreyle ölçer şişelere doldururdu.O dükkândan sonra yine Akyazı’nın en eski terzilerinden Mehmet Uzunoğlu’nun terzi dükkânı vardı.Mehmet Abi, gerçekten beyefendi çok kibar bir esnaftı. Dükkânına gelenlerle çok samimi diyaloglar kurardı.Terzi dükkânından sonra tam köşede bir döneme damgasını vurmuş olan Turgut Özdemir’in gömlekçi dükkanı vardı..Turgut Özdemir, kardeşi Hasan ile birlikte uzun yıllar Akyazılılara gömlek dikmişti.Çok da kaliteli gömlekler dikerlerdi. Hatta o dönem hakim yaka gömlekler çok meşhurdu. Yanında çalışan çok kimseyi de meslek sahibi yapmıştır.Turgut Abi, daha sonra orayı kapatıp Sinema Sokağına taşınmıştı. Daha sonraları aynı yeri uzun yıllar Avrupa’da çalıştıktan sonra Akyazı’ya dönen eski terzilerden Ali Kılıçkeser satın aldı. Ali Kılıçkeser, dükkânı satın aldıktan sonra Akyazı’da ilk defa modern bir market açmıştıı.Yani şimdiki marketlerin temellerini atmıştır diyebiliriz. Raflarıyla ,market arabalarıyla, çok çeşitli ürünleriyle Akyazı’ya bir güzellik kazandırmış, market uzun bir süre devam etmişti. Zaten adı da ilk marketi açtığı için “Market Ali “olarak kalmıştı.

        Evet, eski Hamam Sokağına dönelim. Marketin arkasındaki pasaja giren boşluktan sonra köşede yine Akyazı’nın eski terzilerinden Ali Bulut’un dükkânı vardı. Ali Bulut, daha sonra Sinema Sokağına taşındı, orası kuru yemişçi dükkanı olmuştu.Ali Bulut’un yanında Vedat Aktürk’ün bakkal dükkânı vardı. Vedat Abi, aynı zamanda futbol da oynardı.Futbolcu Hiristo Fuat’ın kardeşiydi. Uzun yıllar birlikte futbol oynamışlardı. Şimdi aynı yerde oğlu Şenol çorapçılık yapıyor. Yanında da Tüpçü Recep Bulama vardı. Pasajın içine girince köşede Ömürlü Konfeksiyon vardı. Sonra aynı yeri Kızılbayır eski muhtarı Vedat Kopal aldı. İleride Adnan Bak’ın çalıştırdığı Volkan Plakçılık vardı. Selçuk Coşkun kardeşimiz de orada çalışırdı. Yine terzilerden Hüseyin Kurt ve Kadem Kilit’in dükkânları vardı.

        Alt kattaki dükkanlardan sonra üst katlara çıkalım.Düğün salonunun altı, bir dönem uzun zaman vergi dairesi olarak çalışmıştı. Vergi dairesi çıktıktan sonra kahve olarak kullanılmaya başlanmıştı. Pazar yerine bakan üçüncü katında ise eski şoförlerden Nuran Aygün ve Nuri Bulut’un ortak açtıkları “Huzur” isminde bir kahveleri vardı. Biraz da bu Huzur Kahvesinden bahsedelim. Bu kahve o dönemde restorasyonu yapılarak gayet güzel bir şekilde dizayn edilmişti. Ortaklar her ayrıntıyı düşünmüş, orayı oturulacak güzel bir yer haline getirmişlerdi. Oyun yerleri ile gazete okuma ve televizyon seyretme yerleri ayrıydı.İsteyen oyun oynar, isteyen tv izlerdi. Tabii o  yıllarda televizyonun siyah beyaz olduğunu anlatmaya gerek yok..Zaten o yıllarda sosyal hayat, sadece sabah kahveye gidip gece on bire kadar oyun oynamaktan ibaretti.

        Bu kahveyle beraber Rüyam Pasajından çıkıp tekrar Değirmenler Caddesine dönelim: Rüyam Pasajının bitişiğinde Öztürk Marketin olduğu yerde iki katlı ahşap bir evin olduğu büyükçe bir yer vardı. Bu evin sahibi “Tekbıyık” lakaplı İbrahim Ömercikoğlu’ydu..İbrahim Abi, evin önünde briketçilik  yapardı. Akyazı’nın en eski briket kesenlerden biriydi diyebilirim. Çocukları Hacı ve Necdet’le beraber çalışırlardı. Kızları da arada gelip yardım ederlerdi. Tabii o yıllarda briketçilik iyi iş yapan bir sektördü.Briketçi deyince biri daha  vardı. O da  Pazar yerinde buz  kalıpları satan “Kuşbeyin Ahmet” lakaplı Ahmet Şenol’du. Yeri de Nostalji Park’ın köşesinde Küçücek arabalarının kalktığı yerde, Mustabeyin evinin bahçesindeydi. Şimdi tekrar İbrahim Ömercikoğlu’na dönelim: İbrahim Abi, briketçilikten sonra şimdi Öztürk Marketin olduğu yere sıra sıra, tek katlı 5-6 tane aynı boyda dükkânlar yapıp kiraya veriyordu. Şimdi bu dükkân sahiplerini tek tek tanıyalım: İlk dükkân Ayşecik Sucukları sahibi Hasan Ersoy ve torunları Kudret -Bülent ve Hasan Ersoy’du. İkinci olarak Batakköylü Bakkal Ziya Güney’di.Üçüncü olarak Lokantacı Nazif Kahveci’ydi..Dördüncü olarak Ayakkabıcı Muhsin Kılıç’tı. Son olarak da Yanık Kâmil Kardeş’in oğlu Mithat Kardeş’indi. Mithat Kardeş, geçirdiği ani bir beyin kanaması sonucu çok genç bir yaşta vefat etti Yanında da Nail ve Nadir Sarıhan kardeşlerin beyaz eşya ve tüp sattıkları dükkânları vardı.

          Şimdi yine Değirmenler Caddesinin karşı tarafına geçerek eskiden okul olarak kullanılan ve sonradan dükkân olan Mustabeyin dükkanlarına geçelim. İlk olarak en başta o yıllarda Akyazı’daki dört fırından biri olan İdris Muşmuloğlu’nun firını vardı. Hasan Muşmuloğlu oğlu Ali ile birlikte çalışırdı. Yanında yine Akyazı’nın eski manavlarından Osman Oktay’ın -Yemişçi Osman-  manav dükkanı vardı. Oğlu Hayrettin Oktay ile birlikte çalışırlardı. Hayrettin Abi, aynı zamanda Neşe gazozu ve su bayiliği yapardı. Osman Oktay’ın yanında Bisikletçi Mahmut Yaşa’nın dükkânı vardı..Mahmut Abi, daha sonraları bisikletçiliği bırakıp o dönem çok meşhur olan Ankara gazozu bayiliğini almıştı....

        Devam ediyoruz. Aradaki bir boşluktan sonra eski yorgancılardan Yusuf Ulusoy’un yorgan ve mobilya dükkânı vardı..Yusuf Ulusoy’un yanında Ali Tonyalı’nın basmacı dükkanı vardı...

        Şimdi geldik Akyazı’nın neşe kaynağı olan ve herkes tarafindan sevilen Kahveci Hilmi Dayının kahvesine. Hilmi Dayı, şakacıydı; küçükle küçük,büyükle büyük olurdu. Kahvesine gelen herkesle şakalaşırdı. Hilmi Dayının kahvesinin yanında Dilmenlerin yeri vardı..Burada Nejat Dilmen, oğlu Mensur Dilmen ile çimento, kireç gibi malzemeler satardı. Hatta daha  önceleri tuz makineleri vardı. Kalın tuzları çekip incelterek satarlardı. Son olarak onların yan tarafında  Mustabeyin Hamamı vardı.....

        Evet, bu yazımızın da sonuna geldik. Rabbim, bu yazıda ismi geçip rahmetli olanlara rahmetiyle muamele etsin inşallah! Bu yazıya değerli katkılarından dolayı Yaşar Karaaslan arkadaşıma da teşekkür ediyorum.Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere sağlıcakla kalın.

 

26 Eyl 2021 - 00:22 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.