Akyazı Nostalji yazıları -22-

60’lı yılların nostalji yazılarına devam ediyoruz .Bu yazımızda geçen iki bölümünü yazdığımız "Akyazı’da Kaybolan Meslekler " adlı yazımızın üçüncü bölümünü yazmaya çalışacağız. Bu yazılarımızda sehven unuttuğumuz esnaflarımız olabilir. Onun için sizler de bildiklerinizi ekleyebilirsiniz.

                                                       ASKICILAR                                                                                                                               

  İlk olarak Yeni Camide atölyesi olan Askıcı Hasan GÜREL'den bahsedelim. Henüz plastik askıların olmadığı zamanlarda Hasan Abi, ağaç askı yapardı.Atölyesi şimdi kaymakamlık binasının arka tarafındaydı.İki oğlu Turhan ve İrfan ile beraber çalışırlardı.Çok sayıda çalışanları da vardı.Ufak oğlu İrfan GÜREL,uzun yıllar belediyede imar işlerinde çalışmıştı.Büyük oğlu Turhan GÜREL halen Akyazı Ağaç İşleri Dernek Başkanlığını yapıyor.Birde yine plastik mandalların çıkmadığı zamanlarda Hastane Mahallesinde ağaç mandallar yapılırdı. Bu da başlı başına bir sektördü.Çoğu aile bundan geçimlerini sağlardı.           .  

                                      MANİFATURACILAR                                                                                                               

       Akyazı’da hazır elbise ve konfeksiyon olmadığı yıllarda manifaturacı esnaflarımız vardı.Metre ile ölçüp kumaş,pazen,basma satarlardı. Herkes kumaşlarını alıp terzilerde diktirirdi. Şimdi bu mazide kalmış manifaturacı esnaflarımızı hatırlayalım: İlk olarak çarşı içinde en eski olan Bekir AYDIN'dan bahsedelim. Bekir AYDIN, aynı zamanda kuyumculuk da yaptığı için ona “Sarraf Bekir”de derlerdi.60’lı yılların en iyi iş yapan esnaflarındandı. Şimdi Gülüm Pastanesinin olduğu yerdeydi. Çok çeşit bulundururdu..Çoğu kimse düğün alışverişlerini ondan yapardı. Bekir amca alışverişe gelenlere çok kolaylık gösterir, kimseyi boş çevirmezdi.Üç oğlu Remzi,Sıddık,ve İbrahim ile beraber çalışırlardı.Büyük oğlu Sıddık AYDIN  halen aynı yerde kuyumcu- luğa  devam ediyor.

      İkinci olarak yine çarşı içinde şimdi kuyumcu Yılmaz ÖZDEMİR’in olduğu yerde Faik AYDIN'ın dükkânı vardı. Faik Aydın aynı zamanda Bekir Aydın'ın yeğeni idi. Birol ve Coşkun adında iki oğlu ile beraber çalışırlardı. Birol ve Coşkun, uzun yıllar aynı işi devam ettirdiler. Aydın olan soyadlarını da “Atasoy” olarak değiştirmişlerdi.Daha sonraları dükkânlarını kuyumcu Yılmaz ÖZDEMİR’e devretmişlerdi. Fakat maalesef Birol ATASOY genç yaşta kalp krizi neticesi vefat etti.

      Üçüncü olarak eski Halk Bankası şimdi Denizbank’ın olduğu yerde Ahmet ÖZDEMİR 'in dükkânı vardı. Dördüncü olarak Bankalar Caddesinde Punalı Yusuf BAŞOL'un dükkânı vardı.Yusuf BAŞOL da uzun yıllar Bankalar Caddesinde esnaflık yapmıştı. Beşinci olarak yine çarşı içinde “Yağcının Osman” dediğimiz Osman SARI'nın dükkanı vardı.İki oğlu Mustafa ve Mehmet Sarı ile beraber çalışırlardı. Mehmet SARI, daha sonraları belediyeye girip zabıta memuru olmuştu.

         Son olarak yine Akyazı'nın  en eski ve köklü ailelerinden Sami ÖZSOY'un dükkânı ile manifaturacı esnaflarımızı noktalayalım. Sami ÖZSOY’un dükkânı şimdiki Rumeli Lokantasının yanındaydı.Sami Amca üç oğlu Seyfi,Sedat,ve Mithat  ile beraber çalışırdı. Sami Amca da üç oğlu da  güler yüzlü esnaflardı. Hatırı sayılır insanlardı. Ķüçük oğlu Mithat Akınspor’da futbol da oynamıştı. Fakat o da ani bir kalp krizi sonucu genç yaşta vefat etmişti. Büyük oğlu Seyfi Abi de aynı zamanda terziydi. Manifatura dükkânının yanındaki dükkânda terzilik yapardı.Seyfi Abi yıllar sonra lisenin karşısında benzin istasyonu açmıştı.Oğlu Avni ÖZSOY’la beraber çalışıyorlardı..Avni ÖZSOY halen benzin istasyonunu çalıştırıyor.

                                            DEMİRCİLER

       Şimdi yine bir zamanlar gözde mesleklerdn olan demircilerden bahsedeceğiz. Akyazı'da o yıllarda demircilikle uğraşan çok sayıda esnaf vardı..Biz burada dört beş tanesine yer vereceğiz.İlk olarak Akyazı’nın en eski demircilerinden olan Şahvelet UĞUR’dan başlayalım. Şahvelet UĞUR'un dükkânı belediyenin karşısındaydı. Süleyman,İbrahim,ve Davut adında üç oğlu ile beraber çalışırlardı.Daha sonraları Davut Abi uzun yıllar demircilik yaptıktan sonra nalbur işine girmişti.Bunlardan sonra Ahmet AKTÜRK ( Stalin ) devam etmişti. Ahmet AKTÜRK, Süleyman UĞUR’un çırağı idi..Onun yanında yetişmişti.

      İkinci olarak benimde anne tarafında akrabamız olan "Nizamlardan  Ali Usta “ ( ÖZDEMİR) vardı. Sonraları Ali Usta’nın oğlu Necati ÖZDEMİR devam etmişti.Dükkanı kaymakamlığa giderken sağ taraftaydı. Demircilikten sonra oğlu Necmi ÖZDEMİR balatacılık yapmıştı.

       Bir de çok eskiden çarşıda büfecilik yapan Kâzım OKAY vardı..O da bir zamanlar demircilik yapmıştı. Yine eski bir demirci olan Pazarköylü Mehmet Usta vardı. Yine Kızılay meydanında demirci Çingene Niyazi vardı. İlave olarak yine bir başka demirci Tevfik ŞEN'den bahsederek demircileri bitirelim. Tevfik ŞEN, demircilikten başka traktör römork ve bürgüleri de yapardı.Yanında Kabakulak’tan Hayri ve Halil SEVİNÇ  kardeşler de çalışırlardı. Şimdi o yıllarda bütün demircilerde kömürle çalışan körüklü fırınlar vardı. Körükleri elle çalıştırarak demirleri eritip işlerlerdi.

                                           ODUN KESİCİLER

        Şimdi demircilerden sonra bir başka konuya gireceğim.Akyazı’da eskiler bilir .Bir odun pazarı vardı.Şimdi Belediye Aşevinin olduğu yerde Terzi Mehmet'in evinin önündeki meydana çarşamba günleri sabah çok erken saatlerde Akyazı’nın daha kömürle tanışmadığı yıllarda öküz arabaları ile odunlar gelirdi.Herkes oraya gider uzun pazarlıklar sonucu kışlık odunlarını alırdı. İşte anlatmak istediğim bu odunları kesen Artvin'den gelen Gürcüler vardı. Üç kişilik ekibin elle çektiği motorları vardı. Bütün kış boyunca ev ev gezerek odun keserlerdi. Üç kişinin isimlerini yazarak bunu da kapatalım: Murat Altun, Cemal Avcı ve Mehmet Gümüş.

                                             DİVANCILAR

       Şimdi de bir başka kaybolan meslekten divancılardan bahsedelim. Evlerimizde çekyatlarla tanışmadığımız, sedirlerin olduğu  yıllarda  divan imalatçılarımız vardı..Demirden çift kişilik ve tek kişilik divanlar yaparlardı. Somyalıları da vardı.Hali vakti iyi olanlar bütün odalara divan alırdı. O döneme göre divan bile lüks sayılırdı. Çünkü ben dahil yere serilen yataklarda yatardık. Şimdi bu divancıları yakından tanıyalım:

       İlk olarak eski pazar yeri Hal Sokak’ta Yunus ÖZDEMİR 'in dükkânı vardı. Şimdi anahtarcı olan Mehmet İNCE onun yanında yetişmişti. Yine az ilerisinde Tekbıyık İbrahim ÖMERCİKOĞLU’nun yerinde Abdi TOPAL vardı. Yine Hal Sokak’ta Celal MUSAOĞLU vardı. Bir de Ada Caddesinde Ahmet AKTÜRK’ ün evinin altında İsmail ESMER vardı. Bu yapılan divanları genellikle yorgancılar satardı. Yani 60’lı yıllar divancıların altın yıllarıydı.

                                          TABELACILAR

 Şimdi bir çoğumuzun unuttuğu bir başka meslek gurubuna ,tabelacılara, geçelim. O yıllarda esnaflar şimdiki gibi ofset baskı dijital makineler olmadığından dükkânların camlarına,saç levhalara ve duvarlara reklam yazıları yazdırırlardı. Bu işi yapan o dönemde üç kisi vardı: Birincisi uzun yıllar Kuzuluk ve Akyazı Belediyelerinde çalışmış Burhan COŞKUN. Burhan Abi, çok beyefendi kibar birisiydi. İş çıkışında tabelaları yapardı. Camlara önce cetvelle harfleri çizer, sonra içlerini yağlı boya ile fırçayla yazardı. Gerçek bir yazı ustasıydı .Hatta bizim dükkanın bütün yazı işlerini Burhan abi yapardı. İkinci olarak Deve Turhan vardı O da çok güzel yazı yazar, resim bile yapardı. Deve Turhan, aynı zamanda profesyonel bir kaleciydi. Çeşitli takımlarda uzun yıllar kalecilik  yapmıştır. Üçüncü olarak Ömercikler Mahallesinden Ahmet KÖK vardı. Ahmet Kök de usta bir yazıcıydı. Daha sonraları yazıcılığı bırakarak Almanya’ya gitmişti.

                                    AYAKKABI BOYACILARI

   Son olarak yine çarşı içine güzellik katan renk veren  Yeni Mah. Gül Sokak’ta oturan Roman vatandaşla-mızın çalıştığı boya sandıklarına geçelim. Her çarşamba günü herkes boya sandığını alır, çarşı içindeki Karadeniz Kıraathanesinin ve Profesörün Ekmek Fırınının önüne dizilirdi. O yıllarda kösele iskarpinler kıymetli olduğu için herkes ayakkabılarına özen gösterir, ayakkabısını boyatırdı. Çok ayakkabı boyacısı vardı. Bu boyacılar,nedense evlerinde olan  sorunları çarşıya taşır, aralarında  kavga gürültü eksik olmazdı. Şimdi o zamanki boyacıları bir hatırlayalım.Bazılarını unutmuş olabiliriz.Sizler de eksik olanları ekleyebilirsiniz.İlk olarak o dönemin efsane boyacısı Cuma AĞA 'dan ( GÜLSEVER ) başlayalım. Cuma Aga, çok asabi birisiydi yanına kimseyi yanaştırmaz,sürekli bağırır çağırırdı. Diğer boyacı esnaflarımızı da hatırlayarak yazımızı noktalayalım: Tahir Demiralay,İsmail Karabulut,Hüseyin Demir,Necati Demir,Muzaffer Demir,Şevket Demir, Ethem Yokuş,Turan Basınç,İsmail Cambaz,Abidin Kartal,Ali Kartal,Ahmet Işık,Tahir Gülsever,                              Cemal Cambaz,Cengiz Gülsever,Yaşar Yokuş,Satılmış Pamuk, Cuma Pamuk, Cafer Demir...

      “Kaybolan Meslekler” yazı serimiz devam edecek.Rabbim,bu yazıda ismi geçip rahmetli olanlara rahmetiyle muamele etsin inşallah! Bu yazıda değerli katkılarından dolayı Yaşar KARAASLAN arkadaşıma da teşekkür ediyorum. Kalın sağlıcakla!

29 Ağu 2021 - 01:22 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.