Akyazı Nostalji yazıları -19-

Geçen yazılarımızda sürekli dükkanları olan esnafları yazıyorduk.O yıllarda bir de dükkânı olmayan, seyyar olarak çalışan birçok esnafımız vardı. Şimdi bu yazıda dükkânları olan esnaflarımızı yazmaya bir ara verip o yıllarda seyyar olarak çalışan esnaflarımızdan bahsedeceğiz.

Şimdi ilk olarak o yıllarda herkesin tanıdığı Akyazı’nın sevilen, şakacı gazetecisi Kâşif ŞİRİN'den başlayalım. Kâşif Abi, gerçekten küçük büyük herkesin sevdiği bir gazete satıcısıydı. Tahtadan yapılmış uzun bir tezgâhı vardı. Şimdi çarşı içindeki Merkez Otel ve kahvenin önünde açardı.Sabah çok erken gelen gazeteleri  itina ile açar, tezgahına dizerdi.O yıllarda televizyon olmadığından ve kısıtlı sayıda radyo olduğundan gazeteler çok önemli bir haber kaynağı idi. Vatandaş sıraya girer gazetelerini alırdı. Bir de Kâşif Abi ıslık çalarak gazetelerin geldiğini haber verirdi. Bu arada gazete fiyatlarını da hatırlatalım: Bütün gazeteler 25 kuruştu. Sadece “Son” isminde bir gazete 15 kuruştu. Genellikle magazin gazetesiydi..Fotoromanlar ve bir de “Killing” fotoromanı yayınlardı. Kâşif Abi, öğleden sonra da boynuna taktığı kayışa gazetelerini koyar, sokak sokak gezip satış yapardı.

          Evet, seyyar çalışan esnaflarımıza devam ediyoruz.: Şimdi de Akyazı'nın sayılı eşraflarından kaymakçılık yapan Mustafa KARDEŞ'ten bahsedeceğiz..Mustafa KARDEŞ, soyadını daha sonra KABAOĞLU olarak değiştirmişti. Mustafa Abiye beyaz sakallarından dolayı “Pamuk Dede “de derlerdi. Doğal, lezzetli ve çok güzel kaymak yapardı. Yumurtanın beyazından kaymak, sarısından da pasta yapardı..Evi Değirmenler Caddesindeydi.İmalathanesi de evinin yanındaydı.Yaptığı kaymakları tepsiye dizer,akşam oldu mu satışa çıkardı..Herkes bu kaymakları severek alır ve yerdi.Bir de evinin yanına küçük bir lunapark kurmuştu. Salıncaklar, atlı karıncalar, dönme dolaplar vardı. Bayramlarda çocuklar gelip burada eğlenirlerdi.

         Şimdi yine soyadı KARDEŞ olan başka bir esnafımızdan, Kâmil KARDEŞ’ten bahsedeceğim. Kâmil Abinin lakabı “Yanık Kâmil” idi. Az önce bahsettiğim Mustafa KARDEŞ ile kardeştiler..Kâmil Abinin Altınköşe binasının tam karşısında, köşede üç tekerlekli bir büfesi  vardı. Arabayı oraya sabitlemiş, yıllarca orada esnaflık yapmıştı.Yazları dondurma, şerbet; kışları kestane satardı. Gece sinemaya gidenler ondan kestane alırlardı Arabası büfe gibi demiştik.Börek,simit, bisküvi gibi ürünler satardı.

       Kâmil ve Mustafa Kardeş’in diğer kardeşleri Sabri KARDEŞ’le devam edelim. devam edelim.Onun lakabı “Tellal Sabri” idi.Eski Adil Güneş pasajında ayakkabı tamir ve boya salonu vardı..Boyacı Sabri de derlerdi. Akyazı'nın en eski ayakkabı boyacısıydı. Aynı zamanda ayakkabıcı “Müdür”'ün de ustasıydı. Sabri Abi, ayaklarından rahatsız olduğu için üç tekerlekli arabası ile dolaşırdı.Çocukları arabayı arkadan iter, istediği yere götürürlerdi. Şimdi ona neden Tellal Sabri dediklerini anlatalım. O yıllarda belediyede anons işi pek gelişmemişti .Anons yaptırmak isteyenler Sabri Abiye gelir ona anons yaptırırlardı.O da arabasıyla çarşıya çıkar,yanında getirdiği davulu çıkarı epey çaldıktan sonra milleti toplar  ve sonra gür sesiyle elindeki kâğıdı okur, anons yapardı. Bundan dolayı ona “Tellal Sabri” derlerdi.Bir de bunların amcaoğlu olan Remzi KARDEŞ vardı. O da parkın orada Akyazı arabaların kalktığı yerde simit, gazoz vs. satardı.

      Evet, şimdi gelelim seyyar dondurmacılara: O yıllarda böyle dondurma makineleri ve dolapları yoktu. Dondurma satıcıları sütü alıp içine salebi karıştırdıktan sonra kaynatırlardı.Sonra sütleri dondurma tüplerinin içine doldurup ahşap bir fiçının içine koyar ve kenarlarına buz kalıplarını sıkıştırıp saatlerce çevirip sertleştirirlerdi. Buzu da o zamanlar doğru dürüst buzdolapları olmadığından pazar yerinde buz kalıbı satan Buzcu Ahmet Abiden alırlardı. O zamanlar evlerde buzdolabı olmadığından testere ile buz kalıplarını keser, herkese kilo olarak satardı.

      Bu dondurma işini kısaca anlattıktan sonra gelelim seyyar dondurma satıcılarına:Herkesin üç tekerlekli bisiklet arabası vardı..Ön taraftaki camekâna dondurma külahlarını dizer, orta yerine de fıçı içinde dondurma tüplerini koyarlardı.İlk olarak dondurma satıcılarından Vedat KARDEŞ ile başlayalım: Vedat, yukarıda bahsettiğimiz  Kâmil Kardeş’in oğluydu. Atletik yapılıydı..Köy köy gezer, dondurma satardı.İyi de bir futbolcuydu. Uzun yıllar Akyazı Gençlikspor’da top oynamıştı.İkinci olarak aynı zamanda komşumuz olan Zahit KAYA vardı. Zahit KAYA da uzun yıllar dondurma satıcılığı yaptıktan sonra pazar yerinde yorgancı dükkanı açmış, daha sonra da yine kardeşi Ahmet KAYA ile beraber mobilyacılık yapmaya başlamıştı. Çok iyi bir esnaftı, müşterilerine zorluk çıkarmazdı.

        Yine Ömercikler Mahallesinde oturan, aynı zamanda evinin altında terzilik de yapan Dondurmacı  Turan ŞENOL vardı Turan Abi de köy köy gezip dondurma satardı. Turan Abi aynı zamanda Sinema Sokağında bakkallık ve yemişçilik yapan Turgut ŞENOL’un da kardeşiydi.

        Dondurmacılarımıza devam ediyoruz. Hastane Mahallesinde de  Dondurmacı HAKKI UZUN vardı..Hakkı UZUN’un ön tarafı demir tekerlekli olan, ittirerek sürdüğü dondurma arabası vardı..Hakkı UZUN daha çok çarşı içinde satış yapardı. Tabii köylere gittikleri zaman parası olmayanlarla dondurma-yumurta takası yaparlardı. Sonra da  gelip yumurtaları bakkala satarlardı.

       Seyyar esnaflar deyince akılımıza gelenlerden biri de  Karaçallıktan “Macuncu Ali Ağa”dır. Ayaklı bir tepside çeşit çeşit allı güllü rengarenk macun satardı. Her çeşitten macunu bir tepsiye doldurur, küçük çubuklara sarar, öyle satardı. Bunlar çocukların severek yedikleri macunlardı. Bir de Batakköy!den sucuk ekmek satan Ali vardı. Çarşamba günleri arabasını eski pazar yerine çeker, sucuk ekmek satardı..Tabii bu arada çarşı içinde yılarca sütlü mısır satan mısırcı Burhan Abiyi de anmadan geçmeyelim.Biraz da bir başka seyyar esnaf  “Çekirdekçi Hüseyin” dediğimiz Hüseyin  GÖÇER'den bahsedelim..Hüseyin Abinin koluna taktığı küçük bir  camekanı vardı. Bu camekanda fıstık ve çekirdek satardı. Gece Sinema Sokağındaki Mavi Köşenin önünde durur ve sinemaya gidenlere bardakla fıstık,çekirdek satardı.Bir de yazları camdan damacanalara kızılcık suyu ve limonata doldurur, çarşı içinde satardı Üç tekerlekli uzun bir arabası vardı..

      Bir de şam tatlı satan Zekeriya Abi ile Ayhan ÖYÜK vardı.İrmikten yaptıkları şam tatlılarını satarlardı. Tabii bu arada yaz kış kahve kahve, sokak sokak gezip ceviz helva satan Vakıftan Mustafa TUNÇ’u ve Akyazı’dan Turgut BODUR’u da analım.Bir de Hendek’ten gelip salatalık satan birisi vardı.Arabasını çarşı içine çeker uzun uzun salatalıkları soyar satardı..Kokusu çarşının bir ucundan diğer ucuna uzanırdı....       

       Şimdi nostalji diyoruz ya 60’lı yıllarda Ömercikler Mah. Tekke Sokakta bizim de bitişik komşumuz olan Simitçi Mustafa ORUÇ vardı. Bir ayağı olmadığı için “Topal Mustafa” derlerdi.Topalın simidi derlerdi,çok meşhurdu. Çocuklar çok erken saatlerde fırına gider, sepetlerine simitleri doldurur, herkesin yeni kalktığı saatlerde sokak sokak gezip “Topalın Simidi”  diye bağırarak satış yaparlardı. Çoğu aile sabah kalvaltılarına sıcak simit  alarak başlardı.Mustafa Abi, küçük küçük haşlamalık dediğimiz tatlılar da yapardı.Şimdi söz simitten açılmışken bir başka simit satan Alaağaç’tan Simitçi Hayri’den bahsedelim. Hayri de koluna taktığı büyük sepetiyle akşama kadar gezip simit satardı. Hayri, aynı zamanda Alaağaç’ın meşhur incirini de satardı. Alaağaç inciri gerçekten çok lezzetliydi.Uzun bir zamandan beri bu incir gelmiyor. 

      Evet son olarak da  Maden Sucu İbrahim’den bahsederek yazımızı noktalayalım.Maden Sucu İbrahim Abi at arabasıyla Kuzuluk’tan kasalarla maden suyu alır, Akyazı’ya getirerek lokantalara, bakkallara dağıtırdı.Yani bir nevi maden suyu bayiliği yapıyordu.

       Bu yazımızda elimizden geldiği kadar seyyar çalışan esnaflarımızı anlatmaya çalıştık. Belki unuttuklarımız olabilir. Sizlerin de bildikleriniz varsa ekleyebilirsiniz. Bu yazıda ismi geçip de rahmetli olanlara Rabbim rahmetiyle muamele etsin inşallah. Bu yazıda değerli katkıları olan Yaşar KARAASLAN kardeşime de teşekkür ediyorum. Bundan sonraki yazılarımızda buluşmak üzere sağlıcakla kalın.

24 Tem 2021 - 15:32 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.