Akyazı Nostalji yazıları -15-

60’lı yılların nostalji yazılarına devam ediyoruz.Şimdi bu yazımızda 60’lı yılların esnaflarını tek tek yazmaya kısa bir ara verip yine o yılların çok iyi iş yapan, o yıllarda çok geçerli olan fakat daha sonra günümüz şartlarına ve teknolojiye yenik düşüp kaybolan esnaflarımızı "60 LI YILLARIN KAYBOLAN MESLEKLERİ" adı altında birkaç yazı yazıp anarak sonra yine esnaf nostalji yazılarına döneceğiz inşallah.

60’LI YILLARIN KAYBOLAN MESLEKLERİ -1-

                                     1- "AYŞECİK SUCUKLARI"                                                                                                                      Evet, ilk yazımız,başlıktaki isminden de anladığınız üzere 60'lı yıllarda kurulan Ayşecik Sucukları firması hakkında olacak. .Neden Ayşecik sucukları?.Çünkü  Yeşilçam’ın çocuk yıldızı Zeynep DEĞİRMENCİOĞLU firmayı kuranların akrabasıydı.Onun için ismini "Ayşecik sucukları koymuşlardı.( Hatta o yıllarda Akbalık’ta Ayşecik güreşleri de yapılırdı.) Firmayı kuranlar,Dede Hasan Ersoy ve üç torunu Kudret ,Bülent ve Hasan ERSOY ' du. Dede Hasan Amcanın bir de lakabı vardı.: Ona "Tek Kanat Hasan” derlerdi.İmalathaneleri,Nafiz BAYKAL ’ın evinin önünde bulunan mezarlığa giderken  eskiden mezbaha olan yerdi. Orayı restore edip imalathaneye çevirmişlerdi. Sucukları genellikle manda etinden yaparlardı. O yıllarda bizde dericilik yaptığımız için derilerini biz alırdık. O yıllarda Akyazı’da iki çeşit sucuk satılırdı: Ayşecik sucukları ile Çatalköprü'de yapılan Hasan KARTAL  sucukları. Öyle şimdiki gibi çok sucuk çeşitleri yoktu.Fakat nedense Akyazı'da daha çok Hasan KARTAL sucukları satılırdı. Ayşecik sucukları da daha çok Karadeniz ve Zonguldak taraflarında satılırdı.200’lük Dodge kamyonetleri vardı.Torunları Kudret ve Bülent ERSOY,,her hafta düzenli olarak Karadeniz taraflarına servis yapar ,ürünlerini oralarda satarlardı.Tabii her meslekte olduğu gibi bunlar da teknolojiye yenik düşüp sucuk üretimini bıraktılar.                         

                                    2-"MUSTABEY’İN HAMAMI"                                                                                                                         İkinci olarak Akyazı'da bir döneme damgasını vurmuş bulunduğu sokağa da ( Hamam Sokağı) ismini vermiş Akyazı’mızın tek tarihî hamamını anlatmaya geçelim.Şimdi hep " O yıllarda Akyazı'daki evler genellikle bahçe içinde,bodrum kat üzeri tek katlı ahşap evlerdi. Öyle şimdiki gibi banyo teşkilatları yoktu.Hatta banyo kazanları bile yoktu. Banyo diye ayrılan yere küçük bir pırpır soba kurulur ve soba üstünde ısıtılan suyla banyo yapılırdı.  Bu yüzden genellikle hamama gidilirdi.Hamam, Dilmenler’e ait olan yerde Nail SARIHANLAR’ın karşısında köşede, şu anda sürücü kursunun olduğu yerdeydi.Arka tarafında odunların yığılı olduğu " Külhan" denilen yer vardı.Odunlar orada yanar ve hamamın suyu ısıtılırdı. Devamlı yandığı için 24 saat sıcak su olurdu. Hamama o yıllarda ismi çok popüler olan " Mustabeyin Hamamı " derlerdi. Evet, şimdi ön tarafında bulunan küçük bir bahçe içinden geçip içeriye girelim.Içeriye girdiğimizde hamamı işleten Osman GÜNEY abimiz bizi sıcak bir şekilde karşılardı.Osman Abi ,güler yüzlü, sevecen bir esnaftı.Ne zaman gitsek hal hatır sorar, sohbet ederdi.İçeriye girince sol tarafta soyunma yerleri vardı.Orada elbiselerimizi çıkartır,peştemallarımıza sarılır; para ve saat gibi emanetlerimizi çekmecelere koyup lastiklere takılı anahtarı da bileğimize takardık. Osman Abinin verdiği küçük sabunu da alıp içeriye girerdik.Çoğu zaman Lüks veya Reksona marka sabunlarımızı kendimiz getirirdik.  Eğer kese olacaksak keseciye söyler,az sonra keseci gelirdi ve  deri bir keseyle adeta derimizi yüzerek kese yapardı.Keseciler genellikle Tokatlı olurdu.Tabii kese esnasında bol bol da sohbet yapılırdı. Hamam,arefe ve bayram geceleri çok kalabalık olur, yer bulmak çok zor olurdu. Çıkışta tekrar soyunma yerine gelir kurulanıp Osman Abinin getirdiği bir haftalık kırmızıya dönmüş ıhlamur çayını içip dinlenmeye çekilirdik. Çıkışta ücretimizi ödeyip kapıda bekleyen keseciye de bahşişini verip çıkardık.Cuma günleri hamamın önüne büyük bir havlu asılır,hamam o gün kadınlara ayrılırdı. 

                                 3-SALYANGOZCULUK                                                                                                                              Kaybolan mesleklerde Üçüncü olarak salyangozculuğu ele alacağız..60’lı yıllarda şimdi kapalı Pazar yerinin arkasında Değirmenci Salim CERTEL’in karşısında bir salyangoz fabrikası vardı.O yıllarda çok bina olmadığı için her taraf bağ,bahçe ve ormanlıktı.Onun için her yerde salyangoz toplanırdı.O zamanki çocuklar harçlık çıkarmak için sepetlerle salyangoz toplarlardı.Salyangozculuk adeta bir sektördü. Özellikle Kürt köylerinde çuval çuval salyangoz toplanırdı.Köylülerin  bir geçim kaynağı idi.Çuvallarla toplanan salyangozlar,fabrikaya getirilir burada işlenip başta Fransa gibi Avrupa ülkelerine ihraç edilirdi. Bir de şimdi Nostalji Otoparkın tam karşısında salyangoz toplama şantiyesi vardı. Sahibi aynı zamanda benim dayım olan “Varan Muzaffer ÖZDEMİR”di Patronları da eşliden Samsunspor başkanı olan, “Hasbi Ağa”  lakaplı Samsunlu Hasbi MENTEŞOĞLU’ydu Ayrıca Altındere'de salyangoz  işleme tesisi vardı.O yıllarda salyangoz toplamak çok revaçtaydı,bu işte  hep peşin para dönerdi.Şantiyelerde toplanan salyongozlar işlenmek üzere İstanbul!daki fabrikalara da gönderilirdi.    

                                4- GAZOZCULAR                                                                                                                                        60’lı yıllarda nüfusu 5- 6 bin olan Akyazı’da üç tane gazoz imalathanesi olduğunu biliyor muydunuz? Evet, o yıllarda Akyazı’da üç tane gazoz imalathanesi vardı.İlki şu anda Hacıoğlu Pide Salonunun olduğu yerdeydi.BU imalathaneyi Akyazı Eski Belediye Reisi Necati TEMEL  ve Gazcı Metin TEMEL’in babaları Kâmil Efendi kurmuştu. “Nergiz” marka gazoz imal ederdi. Daha sonraları oğlu Gazcı Metin Temel gazoz üretmeye devam etmişti. Metin Abiye bu yüzden “Gazozcu Metin” sonradan gaz sattığı için de “Gazcı Metin” derlerdi. Gazozu sade olarak yaparlardı.Gazozlar daha çok sinemalarda,düğünlerde ve bayram günlerinde top sahasında satılırdı. Bir de “Çürük Hasan” dediğimiz bir arkadaşımız vardı.Genellikle top sahasında törenlerde gazoz satardı.Kapağını  açarken patlatması ilgimizi çekerdi.O zamanlar sinemaya gittiğimizde gazoz kapağını çabuk bitmesin diye ortadan çiviyle deler birde simit alır, film boyunca içerdik. Gazoz üretilen diğer yer  “Boru” lakaplı  Hayrettin ÇETİN’in babası Nazım ÇETİN' in imalathanesiydi Hastane Mahallesine giderken Bakkal Ahmet KINAL’ın yanındaydı. Diğer gazozcu da yine Hastane Mahallesinde -Eskiden oraya Tatar mahallesi derdik- Kaymakçılar Sokağında benim dayım olan Necati AŞAN’ın imalathanesiydi Necati dayımın imalathanesi evinin altındaydı.Küçükken her gün gazoz içmeye giderdik..Onlar da aynı tür gazoz imal ederlerdi...

                             5- AYAKKABICILAR ( KUNDURACILAR )                                                                                                    .        Evet, şimdi de geldik hazır ayakkabıların pek fazla olmadığı, genellikle sipariş üzerine ısmarlama olarak yapılan  ayakkabıların -o zamanlar ayakkabıya iskarpin derlerdi-60’lı yıllardaki esnaflarını anlatmaya.Şimdi ısmarlama demiştik ya, o zamanlar kunduracıya gidilir, bir kartona basılır, kalemle çizilerek ayak ölçüsü alınır ve öyle ayakkabı yapılırdı. Bir hafta içinde de teslim ederlerdi. Çok da sağlam olurdu..Öyle model falan bakılmazdı.Altı genellikle kösele olurdu.Uzun bir zaman giyilirdi,dayanıklıydı.Şimdi o dönemin kunduracı esnaflarına bir göz atalım: İlk olarak Akyazı'nın en eski kunduracılarından Haraklı’dan şu anda Helvacı Nermi CEVİZ’lerin binasının olduğu yerde Mehmet DİRİL'in dükkânı vardı.Mehmet Amca, kısa boylu, şişman çok güler yüzlü bir esnaftı. Hatta ben 1965 yılında orta okula başladığımda ilk iskarpinlerimi ona yaptırmıştım..İkinci olarak yine Akyazı'nın eski esnaflarından Ömercikoğlu binasının altında Saadettin USLU'nun dükkanı vardı..Saadettin Abi, oğlu Kâzım’la beraber çalışırdı..Bir başka ayakkabıcı da Pazarköylü Selver Usta’dır..Selver Usta’nın ilk dükkânı Pazarköy Sokağındaydı.Sonra Sinema Sokağına, daha sonrad a çarşıdaki şapkacının arka tarafına taşınmıştır. Selver Usta’nın emniyet müdürü oğlu ve  bir de astsubay kardeşi vardı..Yine eski ayakkabıcılardan Genca ÖZDEMİR’in eski belediye dükkânları sırasında dükkânı vardı.Genca ÖZDEMİR daha sonraları çarşı içinde uzun yıllar hazır ayakkabı satmıştır.                                                                                                                                                  .         Biraz da Sinema Sokağına geçelim:. Sinema Sokağında, Mavi Köşe’nin arkasında Hendek’ten gelen Bahattin BAYKAL’ın dükkanı vardı. Sonra aynı yere Yahyalı’dan Dursun, daha sonra da Fazlı COŞKUN ayakkabıcı dükkânı açtıydı..Sinema Sokağının sonuna doğru da Hüseyin ve Hayrettin TATARHAN’ın dükkânları vardı Hüseyin TATARHAN, daha sonraları çarşı içinde  “Nazar Kundura " adında ayakkabı satış mağazası açmıştı.Hayrettin Abi de daha sonra Kooperatif Sokağına taşınmıştı.  Yine Akyazı’nın en eski ayakkabıcılarından Ramazan BALCI ve kardeşi Rüştü BALCI’nın dükkanları Değirmenler Caddesindeydi. Ramazan BALCI’nın bir de Pazar yerindeki belediye dükkânlarında imalathanesi vardı. Yine çarşı içindeki Terzi Mehmet’in binasının altında Hendekli Fahrettin ORMAN’ın dükkânı vardı.Devam ediyoruz. Yine Akyazı'nın eski ayakkabıcılarından Zeki KITIN'ın şimdiki Denizbank’ın arka tarafinda imalathanesi vardı. Bu Zeki KITIN, soyadını daha sonra “ Sakarya” olarak değiştirmişti. Yağcılar Sokağındaki mülkünü Diyanet İşlerine bağışlamıştı. Zekai Sakarya adında da bir polis kardeşi vardı.Genç yaşta vefat etmişti.                                                                              Fayton durağında da  “Stil Nail DUMAN”ın, Yağcılar Caddesinde de  Mustafa BİRİNCİ’nin imalathanesi vardı..Yine Hastane Mahallesinden Bekçi Adem ÇOMAK’ın oğlu Tacetttin ÇOMAK’ın dükkânı vardı.Hayat Hastanesinin altında Vehbi KALKAN’ın dükkânı vardı.Son olarak  Baraka Camii’nin arka tarafindaki sokakta  Akyazı'nın en eski ayakkabıcılarından Cemalettin ANIL’ın dükkânı vardı..Cemalettin Abi, halen oğlu ile aynı yerde devam ediyor.                                                                                                                                                                 Şimdi Anıl Kundura ile bu yazıya noktayı koyalım. Bir dahaki yazıda yine “Kaybolan Meslekler” adlı yazı dizimize devam edeceğiz inşallah.Bu yazıda bazı esnaflarımızı sehven unutmuş olabiliriz Siz de bildiklerinizi yorumlarda ekleyebilirsiniz..Bu yazıda ismi geçip rahmetli olanlara Rabbim rahmetiyle muamele etsin inşallah.Yine bu yazıda değerli katkıları olan Yaşar KARAASLAN arkadaşıma da teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalın.                                                        

       

.

07 Haz 2021 - 00:39 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.