Akyazı Nostalji yazıları -14-

60’lı yılların nostalji yazılarına devam ediyoruz inşallah. Geçen yazımızda Fayton Durağı esnaf yazılarını yazarken Sadi Ömercikoğlu’nun zahireci dükkânında kalmıştık.Şimdi bu yazımızda zahireci dükkânının karşısından başlayarak karşıki sırayı yazıp Atatürk heykelinin olduğu yere doğru geleceğiz.

FAYTON DURAĞI -3-

Evet, Sadi Ömercikoğlu’nun tam karşısında Kahveci Ekrem ve Şükrü Çelebioğlu’nun babaları Salim Çelebioğlu’nun atelyesi vardı. Salim Usta, çok iyi bir marangozdu.Salim Ustanın yanında Akyazı'nın en eski nalbantlarından Zeki  ve Başçavuş Sedat Özdinç'in babaları Mahmut Özdinç'in nalbant dükkanı vardı.                                      

        O zamanlar Akyazı’da üç dört nalbant vardı.Mahmut Amcanın nalbant dükkânının yanında  yine Akyazı'nın o dönem üç beş simitçisinden biri olan Fikri Doğan'nın simit fırını vardı.Fikri Doğan'ın daha önceki fırını Karakol Sokağındaki evinin altındaydı. Sonraları aynı simit fırınını Ali Coşkun alıp aynı yerde yıllarca simitçilik yapmıştı. Ben de aynı fırında çarşı içindeki dükkânımızda satmak için fıstık kavurmuştum.Ali Coşkun,daha sonraları Hastane Mahallesindeki kendi binasına taşınmıştı. Halen orda simitçilik işine devam ediyor.

         Fayton Durağına doğru devam ediyoruz.Simit fırınının yanında Sami Şentürk'ün tornacı dükkânı vardı.Oğlu Sani ile beraber çalışırlardı.Yanında Yahyalı'dan bisiklet tamircisi Ramis Genç'in dükkânı vardı..Onun yanında da Kazancı'dan “Kürt Hoca” dediğimiz kişinin lastik tamir dükkânı vardı. Onun yan tarafında Rahmi Abuç’ların binası vardı. Altındaki dükkânlar sırası ile traktör tamircisi, Orhan Çetin'in berber dükkanı ve Mustafa Resuloğlu'nun mobilyacı dükkânı vardı..Ara sokağı geçince köşede Ersin Abuç'un babası Kâmil Abuç'un binası vardı. Altında köşede Kavakçı Yusuf Çetin'in bakkal dükkânı vardı.Daha sonraları aynı yere  Yunus Akova nalbur dükkânı açmıştı. Akova'nın yanında Mestan Mühendislik Bürosu vardı..Bu binanın yanında da Osman Nurata'ya ait bina vardı.Altındaki dükkânlar sırası ile Şükrü Çelebioğlu'nun büfesi -Sonra aynı yere Terzi Rafet Doğan terzi dükkanı açmıştı-  Sobacı Musa Baran’ın dükkânı ve Terzi Sadık’ın birahanesi vardı. Yanında ise önünde armut ağacı olduğu için “Armutlu Kahve” dediğimiz Kürt İsmail Karakaya'nın çalıştırdığı kahve vardı.Yanında da Kemal Değirmenci'nin ayakkabı dükkânı vardı.Şu anda tam Atatürk heykelinin olduğu yerdeydi.Bunun yanında ise  Tekel Bayi Asım Ceyhan'ın binası vardı.Altında Fayton Durağının sevilen esnaflarından güleryüzlü Nuri Kardeş'in kahvesi vardı.Nuri Kardeş çok dürüst bir esnaftı.Kahvesi hep dolu olurdu.Vefatından sonra oğlu Hikmet Kardeş çalıştırmıştı.Hikmet de babası gibi güler yüzlüydü. O da genç yaşta vefat etmişti.

       Şimdi geldik bir zamanlar çok popüler olan Dervişoğlu İşhanı’na.Bu binanın ikinci katında o dönem çok ilgi çeken pide ve lahmacun salonu vardı.O zamanki gençliğin buluştuğu güzel bir mekândı.Biz bile akşamları gidip pide yer,çay içip sohbet ederdik .Altındaki dükkanlara gelince ilk olarak Stil Nail Duman'ın ayakkabı dükkânı vardı. Yanlarında Aşçı Mehmet'in lokantası, Şen Kuyumcu, köşede de Akyazı'nın en eski terzilerinden Mecit Uygun’un terzi dükkânı vardı.

       Şimdi oradan Necati Temel Caddesine dönelim.İlk sırada O yıllarda Akyazı’ya gezmeye gelen Antepli Vedat Kılıç'ın ilk olarak orada açtığı Gözde Lahmacun ve Pide Salonu vardı.Hatta telefonu herkes  hatırlasın diye 3636 idi. Şimdi aynı yerde Sobacı Nida Kılınç’ın dükkânı var..Gözde’nin yanında Kasap Hasan Yıldırım’ın oğlu Metin Yıldırım’ın ciğerci dükkânı vardı.Hemen yanında  Akyazı'nın ilk doktorlarından Zekeriya Özcan' ın evi ve muayenehanesi vardı.

       Tekrar Fayton Durağına doğru geri dönelim: Dervişoğlu binasının tam karşısındaki köşede Ağrı'dan gelen Kerim  ve Abisi Latif Tek'in çalıştırdığı bakkal dükkânı vardı. Kerim Tek, uzun yıllar Fayton Durağında bakkallık yapmış sevilen güler yüzlü bir esnaftı. Aynı zamanda meslektaş sayılırdık. Beraber Adapazarı’na sebze meyve almaya giderdik.

      Gelelim parkın karşısındaki uzun yıllar Akyazı’ya hizmet etmiş iki katlı, u şeklinde olan ve içinde kamu kurumlarının bulunduğu hükümet konağına. Biraz da buradan bahsedelim. Birçoğumuzun bu binada işi olmuştur. Şimdi merdivenleri çıkıp içeriye girelim: .İçeriye girip sağ tarafa döndüğümüzde mahkeme salonu vardı. Zaten bir tane salon vardı. Bütün mahkemeler orada görülürdü. O zamanlar en az bir iki sefer yolumuzun düştüğü yerdi. Benim bile bir iki sefer şahitlik için ve bir de dava açmak için yolum düşmüştü. Genellikle ufak tefek davalara bakılırdı. Kapı önünde iki mübaşir durur davalara girecek olanları çağırırlardı. Mübaşirler Mustafa Uğur ve Dursun Uçkun’un 'babasıydı. Şimdi o dönem davalara bakan hakimleri hatırlayalım: Büyük Feridun ve Küçük Feridun adlı iki hakimimiz vardı. Büyük Ferudun Aksavrın kısa boyluydu..Küçük Feridun ise uzun boyluydu. Fakat yaşça küçük olduğu için ona  “Küçük Feridun “ derlerdi. Diğer hakimler ise  Mehmet Çatıkkaş ile “Erzurumlu Köpekli Hakim” dediğimiz Niyazi isminde bir hakimdi. Bu hakimin buldok cinsi,kuyruğu kesik,  sarı bir köpeği vardı. Sürekli köpeği ile gezdiği için ismi “Köpekli Hakim” olarak kalmıştı. Hakim Mehmet Çatıkkaş, hakimliği bıraktıktan sonra uzun yıllar Akyazı'da avukatlık yapmıştır.O dönemdeki savcılara gelince Erol Bey, Adanalı Metin Bey, bir de Olcay Bey vardı..Savcı Olcay Bey, Akyazı damadıydı. Salihiye köyünden evlenmişti. Evet, içeriyi gezmeye devam edelim: İçeri girişte sol tarafta mahkeme kalem odaları vardı.O dönemde zabıt katibi olarak  Cevdet Bey ve bir de Alaattin Sancaktar görev yapardı..Tabii bir de avukatlar vardı.Gerçi o yıllarda ilçemizde  pek fazla avukat da yoktur. Avukat olarak Ahmet Hamdi Usta bir de Orman işletmesinin avukatı olan Sadi Yücel vardı.Sadi Yücel, savunmalarını yazılı olarak verir, genelde davaları  kazanırdı. Ahmet Hamdi Usta, daha önceleri öğretmenlik yapardı. Sonradan avukat olmuştu..O yıllarda fazla avukat olmadığından davalara dava vekili dediğimiz kişiler de bakardı. Bunlar, Kocavaizoğlu, Ahmet Taylan, Mustafa Fındık, Şeref Canbaz'dı.  Bunlar davalara giremezdi. Yazılı olarak dilekçe vererek dava açarlar veya savunma yaparlardı. Gerçi hepsinin avukatlar kadar bilgileri vardı.Yazıhaneleri genellikle hükümet konağı çevresinde olurdu Bunlara arzuhalci de derlerdi.

   Hükümet konağının ikinci katına çıkalım:.Sağ tarafta kaymakamlık makamı vardı. Tahrirat katipliğini Refik Kavasoğlu yapardı.Sol tarafa döndüğümüzde Mal Müdürlüğü vardı.Veznadarlığını Mustafa Tomar yapardı.Bazı kamu birimleri de bu kattaydı..Artık dışarıya çıkalım: Dışarıya çıktığımızda yan tarafta jandarma karakolu vardı.Jandarma binasının arka tarafında, şimdi belediye dükkânlarının olduğu yerde Akyazı’nın göbeğinde cezaevi vardı.Cezaevi deyince öyle aklınıza büyük bir cezaevi gelmesin.Tek katlı, on- on beş kişilik, karşıdan bakıldığında küçük bir eve benzeyen bir yerdi.Yan tarafında mahkûmların volta attığı, dikenli tellerle çevrili açık bir alan vardı.Tabii jandarmalar kuş uçurtmazdı. Gardiyanlığını Muhammet Tunç ve Bahattin Karcı yapardı. Daha sonraları şimdi adliye sarayının olduğu yere taşınmıştı.

   Şimdi geldik Fayton Durağına ismini veren, “Hergele Meydanı” da denilen faytonların ve at arabalarının bulunduğu meydana. O dönemde yük ve eşya taşımacılığı at arabaları ile yapılırdı. At arabaları hükümet konağının yanında yol kenarında dizili olarak bulunurlardı. Boyunlarında yem torbaları asılı olarak dururlardı.Araba lazım olan oraya gelir, sıradaki arabayı alır giderdi. Bir de az da olsa “yaylı arabalar” denilen at arabaları vardı. Bu yaylı arabalar hem fazla yük alır hem de sarsmazlardı. Bizimle beraber uzun yıllar çalıştığımız Ferit Kökten abimiz vardı, onun da arabası yaylı araba dediğimiz arabalardandı. Şimdi birkaç arabacı ismi vererek faytonculara geçelim:Mehmet Koç, Hakkı Koç, Kazancı’dan Topal Yaşar, Uzunçınar’dan Mehmet Aga, Mümin Abi, Yuvalak’ tan Sabahattin ve Yakup Abi.

        Çok fazla taksinin olmadığı, ulaşımın faytonlarla yapıldığı faytoncu esnaflarını tanıtmaya geçelim.Faytonlar, hükümet konağının yanında, at arabalarının karşısında dizili olarak dururlardı. O dönem için faytonculuk revaçta bir meslekti. Yirmiye yakın faytoncu vardı. Faytonlar körüklüydü.Yaz geldi mi üstleri açılır, kışın kapatılırdı. Karşılıklı olarak oturma yerleri vardı.5-6 kişi alırdı.Yanlarında iki tane fener asılırdı.Arka tarafına çocuklar binmesin diye dikenli tel sararlardı. Genellikle yakın köylere çalışırlardı. Düğünlere bile faytonla gidilirdi. Faytonların gelin arabası bile yapıldığı olurdu.Faytoncu esnaflarımızı yazarak bu konuyu kapatalım: Kamil Kaya,Varan Muzaffer, (dayım olur) Basri Öner,Hilmi Arabacı,Nafiz Cinoğlu, Kemal Cinoğlu (Derici Cemil’in babası),Seyfeler’den İsmail, Hım Hım Raşit,Yağcılar’dan Boşnak Muharrem,Nuhların Bekir ve Kadir Dinç kardeşler,Bekçi Adem Çomak...

      Şimdi gelelim parkın köşesinde şimdi taksi durağı olan yere: Burada Akyazı'nın en eski ve köklü ailelerinden Madanoğullarından Salim Madanoğlu’nun büfesi vardı.Salim Madanoğlu’nun Mücahit ve Salih adında iki oğlu vardı.Salih benim arkadaşımdı. Genellikle büfede olurdu.Salim Abi Aynı zamanda eski bir terzidir. Madanoğulları Akyazı’nın köklü ailelerinden demiştik.Salim Abinin babası “Yumuk Hüseyin Madanoğlu” Akyazının eşraflarındandır. Çok varlıklıdır.Şu anda Madanoğlu Okulunun olduğu yerler  ve TOKİ’nin olduğu yerler hep onundur.Arazi zenginidir. Hatta Ömercikler Mahallesinin yarısı onun derlerdi. Çok hayırseverdi. Şu anda Madanoğlu okulunun bulunduğu arsayı onlar bağışlamıştır.Yumuk Hüseyin’in tutumlu olduğunu gösteren bir rivayet de vardır: Sigarayı ortadan böler, çabuk bitmesin diye yavaş yavaş içermiş. Akyazı esnaflarından Derici Sabahattin Sezer,Yumuk Hüseyin’in damadıydı. Sabahattin Abi de çok hayırsever birisiydi. O yıllarda yeni yapılan Gazisüleymanpaşa Camiine kamyonla demir,çimento bağışı yaptığı söylenirdi. Hanımı Mukadder Teyze de her bayram fakir fukaraya yardım yapardı. Şimdi Madanoğullarından söz açılmışken Salim Madanoğlu’nun yeğeni olan, yine Akyazı'nın sevilen ve renkli simalarından Bahattin Madanoğlu’ndan da bir iki kelime bahsederek Fayton Durağı yazılarımızı bitirelim. Bahattin Abi, uzun yıllar Almanya’da yaşamış, sonra Akyazı’ya dönerek Bankalar Caddesinde “Hamburglu” adında restoran açmıştır. Şakacı, hoşsohbet birisidir. Bir ara Kenan Evren zamanında Milliyetçi Demokrasi ( Horoz ) Partisinden belediye başkan adayı olmuştur. Konuşma yapmaya gittiği her kahveye horoz götürerek neşeli bir kampanya yürütmüştür. 

      Evet, bu yazıyla beraber Fayton Durağı yazılarımızı bitirmiş olduk. Bu yazıda ismi geçip rahmetli olanlara Rabbim rahmetiyle muamele etsin inşallah! Bu yazıda değerli katkıları olan yaşar Karaaslan arkadaşıma da teşekkür ediyorum.. Allah’a emanet olun. Sağlıcakla kalın.

23 May 2021 - 18:40 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.