Akyazı Nostalji yazıları -10-

Şimdi bu yazıda eski Akyazı esnaflarına kısa bir ara verip tam 40 sene önce Akyazı’mızda yapılan iki kuyumcu soygunundan bahsedeceğiz .50 yaşın altında olanların pek hatırlamadığı bu olayı kaleme alarak, bilmeyenlere anlatmak, hatırlayanların da anılarını tazelemek için bu yazıyı kaleme aldım.

Evet THKP-C terör Örgütüne mensup yedi anarşist bu olayı gerçekleştirmişti. O zamanlar bunlara terörist demezler, olaylara anarşi olayları, katılanlara da anarşist derlerdi; fakat biz terörist deyip devam edelim. İşte bu yedi terörist günler öncesinden Akyazı’ya gelip keşif yaparlar .Soygun yerlerini inceleyip kaçış planlarını yaparak soygun için düğmeye basarlar.Şimdi ben bu soygun olayının şahidi olduğum için ve bire bir çatışmanın ortasında kaldığım için net bir şekilde anlatmaya çalışacağım .

Tarih 17 Ocak 1981..Günlerden cumartesi...Akşam saat altı suları...Akyazı 80 Darbesinin sakinliğini yaşamaktadır.Ben çarşı içindeki köşede manav dükkanımın önünde oturmaktaydım.Birden Kazım ÖZDEMİR’in kuyumcu dükkânının önünde bir hareketlilik gördüm.İnsanlar kaçışıyor: " Soygun var, polise haber verin!” diye bağırıyorlardı..Ben merak ederek oturduğum yerden kalkıp oraya doğru yürümeye başladım.Yakınlaşınca kafasında kar maskeli, elinde sten makineli birisi bize silahını doğrultarak :" Derhal buradan uzaklaşın yoksa vururum! " diyerek bizi oradan uzaklaştırmaya çalışıyordu.Biz geriye çekilirken kuyumcu dükkanından ellerinde içi altın bilezik dolu iki beyaz torbayla iki kişi süratle çıkmıştı.

Şimdi tam burada olaya nokta koyup durduralım ve öbür kuyumcu Yusuf KAHVECİ’nin dükkanına bakalım.Bir grup terörist de Yusuf KAHVECİ’nin dükkânını soyuyordu.Dükkâna giren teröristler, Yusuf abinin oğlu Hasan KAHVECİ’yi etkisiz hale getirip vitrindeki bilezikleri torbaya doldurmaya başlamışlardı. Hasan Kahveci, soyguncuları seyrediyor ,elinden bir şey gelmiyordu.Birden umulmadık bir şey oldu.Soygundan habersiz olan baba Yusuf KAHVECİ dükkana girmişti. Soygun olayını görüp müdahale etmeye kalkınca çıkan kargaşada silahlar patlar ve çiçeği burnunda yeni evli Hasan KAHVECİ çıkan kurşunların hedefi olur ve olay yerinde hayatını kaybeder. Soygunu yapanlar dükkândan hızla çıkar ve arabalarını park ettikleri Niyazi KOPYA’nın kasap dükkânının arka tarafına doğru hızla gelmeye başlarlar.Fakat bu arada ilginç bir olay olur. Yusuf KAHVECİ’nin oradan çıkan soyguncular, o sırada yeni manav dükkânı açan Mevsim Manavı Remzi DERTLİ’nin dükkânının önünden geçerlerken olayı gören Remzi DERTLİ, elindeki meyve kasasıyla soygunculara saldırır.Saldırır; fakat karnına yediği üç kurşunla yere yığılır.Yine olayı gören Ayakkabıcı Muhsin KILIÇ da saldırır, o da yediği kurşunlarla yere yığılır.

Az önce Kazım ÖZDEMİR’in oradan çıkanları anlatırken nokta koyup geri döneceğiz demiştik. Şimdi tekrar oradan, kaldığımız yerden devam edelim: Kazım ÖZDEMİR’in oraya giren soyguncular ellerindeki sten makineli silahlarla çalışanları etkisiz hale getirip altınları torbalara doldurmaya başlamışlardı.Kazım Abi ve oğlu Aydın ÖZDEMİR sadece seyrediyorlardı.İşlerini bitiren soyguncular hızla dükkândan çıkıp Niyazi KOPYA’nın kasap dükkânın arkasına park ettikleri Chevrolet marka aracın olduğu yere doğru koşmaya başlamışlardı. Yusuf KAHVECİ’nin orayı soyanlar da aynı yere doğru geliyorlardı.Fakat beklenmedik bir şey oldu Kazım ÖZDEMİR’in oğlu Aydın ÖZDEMİR ikinci kata çıkıp dürbünlü tüfekle ateş edip soygunculardan birini vurmuştu.O zamanlar orası taksi durağıydı.Arkadaşlarının vurulduğunu gören teröristler de karşı ateşe geçip çatışma başlamıştı.Fakat bu çatışmada oldu Kazım ÖZDEMİR’in karşısında yıllarca kestane,börek ve dondurma satan “Yanık Kâmil “ dediğimiz Kamil KARDEŞ amcamızın da tekerlekli bir büfesi vardı .O da çatışmanın ortasında kalmıştı. Burnu kanamadan kurtulmuştu..Biz de çatışmada Niyazi KOPYA’nın dükkânına sığınmıştık..

Esas çatışma az sonra başladı. Olayı haber alan Akyazı Emniyet Teşkilatı, Ford minibüs polis aracıyla Akbank’ın önüne gelip kaçış yollarını kesmişti.Polisleri gören soyguncular sten makineli silahlarla aracı ve polisleri taramaya başlamışlardı. Polisler de aynı şekilde karşılık verince çatışma başlamıştı.Biz kasap dükkânının arka tarafında eğilmiş ,aksiyon filmi izler gibi çatışmayı izliyorduk....Nihayet silah sesleri kesildiğinde yerimizden kalkıp ne olup bittiğini anlamak için olayın geçtiği yere bakıyorduk.Manzara dehşet vericiydi.Çatışmada direksiyondaki terörist başından vurulmuş, olduğu yere yığılmıştı: Chevrolet taksinin camları kırılmış, arabada bir sürü kurşun deliği vardı.Taksinin arka bagaj kapağı açıktı ve bütün bilezikler yere çalınıp açılmıştı.Tam bir can pazarı yaşanıyordu. Bu çatışma sonucunda teröristlerden Metin Adil TORAMAN ve Şoför Ali AKTÜRK ölü, Tarabya karakolunda görevli bekçi Mehmet KAMBUR ağır yaralı olarak ele geçirilmiş Erzurumlu Temel Aslan adlı terörist de saklandığı tuvalette sağ olarak ele geçirilmişti.

Bu öldürülen Metin Adil Toraman adlı terörist Metin Film’in sahibi Işık TORAMAN’ın oğluydu .Olaydan sonra babası Akyazı’ya oğlunun cenazesini almaya geldiğinde bütün Akyazılılardan özür dileyip oğlunun cenazesini götürmüştü..

Bu çatışmadan sağ kurtulan üç terörist çarşı içine doğru kaçmaya başlamıştı..Parkın oraya doğru geldiklerinde kaçamayacaklarını anlayınca parkta taksicilik yapan Arnavut Yaşar’ın taksisini gasp edip Ormanköy istikametine doğru kaçmaya başlamışlardı..Fakat kaçarlarken arabanın radyatörünü demir direğe çarparak parçalamışlardı..Bu yüzden fazla kaçamadan Vakıf köyüne kadar gelebilmişlerdi. Bu olay üzerine o gece Akyazı’da sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş ve terörist avı başlamıştı..Olay yerine gelen Sakarya Sıkıyönetim Komutanı Tümgeneral İbrahim AKINCI :” Bunlar bu gece bulunacak!" diye talimat vermişti..Teröristler Ramaslı tarafında boş bir eve girmişlerdi..Onların hangi eve girdiklerini gören bir köylü,bu evi güvenlik güçlerine evi göstermişti. Ev, anında kuşatılmış, şiddetli bir çatışma başlamıştı. Gece saat üçe kadar olan çatışmanın ardından üç terörist yaralı olarak ele geçirilmişti.Fakat bu çatışmada çok üzücü bir olay yaşanacaktı.Aslen Vakıflı olup İstanbul Emniyetinde görevli olan ve iznini köyünde geçiren Polis Memuru Mustafa KILIÇ destek için çatışmaya katılmıştı..Fakat maalesef açılan ateş sonucu şehit olmuştu..Olaydan sonra yapılan aramalarda üç sten makinalı ,9 tabanca, iki yüze yakın mermi ele geçirilmişti..Soygundan sonra sağ kalanlar Donanma ve Sıkıyönetim Komutanlığı Gölcük Askerî Mahkemesinde bir dizi yargılama sonucunda 1983 yılında cinayet ve anayasayı zorla değiştirmeye teşebbüs iddiası ile idam edildiler..

Neticede Akyazı’ya soygun için gelen teröristlerin hepsi hayatını kaybetmiş,şehit polisimizin ve Hasan KAHVECİ ‘nin kanı yerde kalmamıştı..Daha sonra şehit polisimizin cenazesi İstanbul’dan getirilmiş, Akyazı Emniyet Amirliği önünde tören yapılmıştı..Törene Sakarya Sıkıyönetim Komutanı Tümgeneral İbrahim AKINCI, Sakarya Valisi Mehmet ALDAN,Akyazı Garnizon Komutanı Albay Bilal YAPAR,yüksek rütbeli subaylar ve tüm Akyazı halkı katılmıştı.Törende bir konuşma yapan Tümgeneral AKINCI, Akyazılılara göstermiş oldukları başarı ve cesaretlerinden dolayı teşekkür etmiş, vefat eden şehit polisimize ve Hasan Kahveci’ye rahmet dilemişti...Törenden sonra şehit polisimizin cenazesi Vakıf köyüne götürülerek defnedilmişti..Bu yazıda ismi geçen Akyazı eşrafına ve şehit olan polisimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun.Akyazı yazılarımıza devam edeceğiz inşallah. Sağlıcakla kalın.

28 Mar 2021 - 17:27 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.