AKYAZI NOSTALJİ YAZILARI -5-

Bugün de 60’lı yıllarda Akyazı’daki değirmenlerden, mesire yerinden ve düğün adetlerinden bahsedelim.

O yıllarda Değirmenler diye bildiğimiz yerde iki tane değirmen vardı. Bir tanesi mezarlığın önündeki şimdi Değirmen Petrolün olduğu yerde Arnavut Rafet abinin değirmeniydi.O yıllarda değirmenler çok revaçtaydı. Değirmende üç tane taş değirmen dönerdi, su çok kuvvetli akardı. Değirmenin önünde balık tutulurdu. Seyyar satıcılık yapan Mehmet YÖNET abimiz vardı, lakabı “Mehmetçik”ti. Orada elle balık tutardı. Değirmenin arkasında Nail SARIHAN’ın kavaklığı vardı. Yazın her gün oradaki dereye yüzmeye giderdik.Orası çok kalabalık olurdu. Çocukluğumuzda derede yüzmeyen yok gibiydi, dereden çıktıktan sonra piknik yapardık.

Öteki değirmen, şimdiki kapalı pazar yerinin arkasına düşen yerdeydi. Değirmeni, Kenan CERTEL hocamızın babası Salim Amca ile amcası Halil Amca çalıştırırdı. Değirmendeki derenin alt tarafı tam bir mesire yeriydi. Aileler, çoluk çocuk gelir ;piknik yaparlardı. Her taraf yeşildi, çimenlikti. Derenin üst kısmında şelaleye benzer basamaklı bir yer vardı. Oradan aşağı doğru kayardık. Salim Amca’nın değirmeninin karşısında yağ fabrikası vardı .Yağ fabrikası kapanınca onun yerine salyangoz fabrikası kuruldu. Sahibi Samsunlu Hasbi MENTEŞOĞLU’ydu. Fabrika çok büyüktü, toplanan salyangozlar işlenip yurt dışına satılırdı. O yıllarda salyangoz toplamak çok modaydı,salyangozlar her zaman peşin para ile satılırdı. Bu fabrika o zamanlar insanların çalıştığı geçim kaynağı idi. Bir de şimdiki Nostalji Oto Parkın karşısında salyangoz toplama şantiyesi vardı. O şantiyenin sahibi salyangoz ticareti yapan ve benim de dayım olan Varan Muzaffer’di. Dayımın yanında yardım eden arkadaşları Lagoş Fehmi, Hüseyin Şafak, Berber Recep ve Berber Orhan Savaş vardı. Her gün oraya tonlarca salyangoz gelir, oradan fabrikalara işlenmeye giderdi. O yıllarda özellikle Kürt köylerin geçim kaynağı salyangozda sezon başlamadan avans alırlardı

Biraz da o yılların düğün cemiyetlerinden söz edelim: O yılların düğünleri evlerin bahçelerinde yapılırdı. Düğün sahipleri günler öncesinden hazırlanır, davetiyeler basılıp dağıtılırdı.Davetiyeler şimdiki gibi gösterişli değildi, uzun ve sadeydi. Köylerden tavuklar alınır, kesilir, hazırlanırdı. Tavuklar özel misafirlere ikram edilirdi. Düğünler yemekli ve çalgılı olurdu. Büyükçe bir dana alınır, kazanlarla yahni yapılırdı.Yemekte pilav ve üzüm hoşafı muhakkak olurdu. Cuma öğleden sonra davullar vurmaya başlardı . Pazar günü akşamına kadar üç gün davullar vurur, darbukalar ve klarnetler çalardı.Düğünler tam bir şölen havası olurdu. Düğünlerde bir de köçekler olurdu. Erkekler etek giyer, parmaklarına zil takıp oynarlardı. Zengin düğün sahipleri Bolu’dan davul zurna, köçek ekibi getirirdi.

Düğün sahipleri kahvelerden masa sandalye toplar, bahçelerini düzene sokarlardı. Cumadan itibaren yola “hoş geldiniz “ yazılı bezi Türk bayrağı ile beraber asarlardı. Nihayet cumartesi akşamı olduğunda davetliler gelmeye başlardı.O yıllarda fazla taksi olmadığından gelenler taksiyle veya faytonla gelirlerdi. Düğün yerine yirmi otuz metre kala durulur, davulcu ve klarnetçi onları karşılamaya giderdi. Davulcular önde, davetliler arkada çala çala merasimle gelirlerdi.Tabii gelirken kesinlikle silah ata atılırdı. Davulculara bahşişler verilirdi.Gelenler içinde para olan zarfları düğün sahibine elden verirlerdi. Bu zarflara “dürü” denirdi. Genellikle zarflara beş lira veya on lira koyarlardı rayiç öyleydi. Davetliler yerlerine geçince yemek servisi başlardı. Klarnetçiler ve darbukacılar da yanlarına oturur, düğün bitene kadar çalar günün şarkılarını söylerlerdi. Çalgıcılar genellikle İzmit’ten gelirdi. Hatta meşhur Kandıralı Ekibi gelirdi. O yıllarda çok meşhurdular.

Düğün sahipleri her masaya rakı veya başka içki verirlerdi. Gecenin ilerleyen saatlerinde oyun havaları çalmaya başlar,köçekler meydana çıkardı.Davetliler alkol aldığı için onlar da köçeklerle beraber oynarlardı. Kafalar iyi olunca ufak çapta bazı istenmeyen olaylar çıkardı. Gece yarılarına kadar silah sesleri kesilmezdi.

Pazar günü olunca aynı merasim devam ederdi Aşçılar, yemek yapılan yeri örtüyle çevirir ,öyle servis yapılırdı. Çocuklar oradan ayrılmaz, kendilerine yemek verilmesini beklerlerdi .Eğer bahçedeki masalar yetmezse davetliler evlere alınırdı. Evlerde kilimler kaldırılır, masalar kurulurdu. Herkes evlere ayakkabı ile girer, düğün sonrası evler savaş alanına dönerdi. Düğünden sonra günlerce temizlik yapılır, evler eski haline döndürülmeye çalışılırdı

Akyazı’daki düğünler böyleydi. Köylerde de aynıydı. 1965 yılında ablam Salihiye köyüne gelin gittiydi. Eniştem Çerkez’di. Çerkez düğünleri de aynıydı. Evlerin içine masalar kurulurdu aynı Akyazı’daki gibiydi. Odanın içinde yenilir içilir, evin içinde silah atılırdı. Silahları tavana sıkarlardı.Tavan ahşap olduğu için tavanı ve kiremitleri dağıtırlardı. Evi harabeye çevirirlerdi.Ben bunlara bizzat şahit oldum.Köy düğünleri de şenlik içinde geçerdi.Düğünlere macuncular, satıcılar gelirdi. Bu düğünler çocukluğumuzun güzel günleriydi.

1970’li yıllara gelindiğinde davul zurnalı düğünler kalkmaya başlamıştı. Artık düğünler sinemalarda yapılmaya başlandı. Düğünlerde davul zurna yerine orkestralar çalmaya başlamıştı. Tabii buna en çok sevinen ev hanımları olmuştu. Çünkü günlerce ev temizlemekten kurtulmuşlardı. Bundan sonra düğün salonları açılmaya başlandı. Akyazı’daki ilk düğün salonu Rüyam Düğün Salonu idi.O zamana göre çok güzeldi. Benim düğünüm de 1978 yılında Rüyam Düğün Salonunda yapıldı.

Yazıda bahsettiğim ablamla enişteme ve diğer vefat edenlere rabbim rahmetiyle muamele etsin inşallah.

Yeni yazılarda buluşmak üzere sağlıcakla kalın.

30 Oca 2021 - 18:31 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.

01

Mustafa Sahin - Aynen doğru köy düğün lerin de evin bacaları na yumurta asılır ve bu yumurta yı vurmak için bir sürü mermi adılır dı yumurta kırıl dımı bacayı mermi ile delik deşik eder ler di NEYDİ O ESKİ GÜNLER

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 31 Ocak 17:33