Yeni nesil ve yüzlerle irtibatı kesen Akyazı solu...

Türk seçmeninin yüzde yetmişten fazlası sağ eğilimlidir...Zaten çok partili hayata geçtikten sonra tartışmalı 1946 seçimleri dışında...Hiçbir seçimde sol partilerin tamamı yüzde elliyi yakalayamamıştır.

Bu durumun pek çok sebebi vardır...

Mesela toplumumuzun sosyo-kültürel yapısı...

Yeni kurulan Cumhuriyette yapılan ilkesel / devrimsel değişimlerin ve yaşanan sancıların,

halk nezdinde CHP zihniyetine mâl edilmesi...

Askeri darbelerin , Ordu -CHP ilişkilerinin ve bir dönem kısıtlayıcı ve baskıcı yargının,

manevi değerler üzerindeki tacizleri...

Halkımızın dimağında haklı veya haksız CHP aleyhinde tercih oluşturmuştur.

Ancak burada sayamadığım veya bilmediğim onlarca sebepleri de ilave etsek...

Tek başına sol iktidarın bu ülkede yaşanmamasının altındaki en büyük hakikat ;

Çapsız , beceriksiz ve tembel siyasetçilerin sol cenahta daha çok oluşudur...

Bilhassa tembelliklerinden kaynaklanan halktan kopuk , kendi içinde burjuvalaşmış...

Ayağa gitmektense ayağına bekleyen...

Daima taltife muhtaç...

Sözde kanuncu , kuralcı gibi görünen..

Temelinde neme lazımcı, başımıza dert çıkmasın düsturunun getirdiği ,

yokuşa sürdürücü /zorlaştırıcı anlayışların hakimiyeti...

Peşi sıra gelen nesillerle ve genç nüfusla aralarına mesafeler sokmuştur.

Yeni sürgünlere imkân tanımayan atâletleri...

Genç tabanlarını marjinaliteye iterek zayıflatmıştır.

Buna keza yaşlandıkça yaşlanan ve mecburen üreticilikten/gelişmecilikten uzaklaşan sol kadrolar...

Herşeye muhalefet , itiraz ve inkâr siyasetiyle..

Yetmedi kendi kendilerine de muhalefeti gelenekleştirmeleriyle...

Türk Siyasetinin nefesini daraltmışlardır.

Hiç mi doğruları olmamıştır?

Keşke hiç olmasaydı...

Çünkü o doğrular ;

sığınarak bir köşede uzunca yatmalarına yataklık yapmıştır.

Kaybedilen seçimlerin ardından kabahati millette aramaları en büyük çıkış noktaları olmuştur.

Hatta o kadar ileri gitmişlerdir ki...

Milleti koyun sürülerine benzeterek

"ak koyunlar " hakaretini literatüre etmişlerdir.

Şimdi sormak lazım değil mi dostlarım ?

Son mahalli seçimlerde...

Özellikle Ankara ve İstanbul seçimleri nihayetinde ...

Millet akkoyunluktan kızıla terfî olabilmiş midir ?

Size Akyazı'dan bir örnek vereyim.

Yaklaşık otuz yıl evvel değerli büyüğümüz Muzaffer Başer,

CHP adayı olarak girdiği belediye seçimini elli civarlarında oy azlığıyla kaybetmiştir.

O günden sonra yerel muhalefetten dahi çekinen...

Kabuğuna çekilip kendini yenilemeyen...

Yeni nesil ve yüzlerle irtibatı kesen Akyazı solu...

Yıllardır belediye meclisine bir tek üye bile sokamamıştır.

Otuz yıldır formalite adaylarla seçimlere girmişler ....

Son seçime de milliyetçi/muhafazakar bir adayla ve İyi parti çatısı altında katılmaya mahkum bırakılmıştır.

Ardından İlçe başkanlığını da...

Daha MHP 'liliği taze hafızalardan silinmemiş güzel bir abimize tevdi etmişlerdir.

İş buraya kadar geldikten gayri...

Varlığı sorgulanacak bir Akyazı solunu,

halkın unutmasında ne kabahati vardır...?

Hülasa dostlarım...

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün de buyurduğu gibi Türk Milleti zekidir.

Hiçbir seçimde yanlış tercih yapmamıştır.

Hatta 1982 Anayasa referandumunda dahi...

Dünya şartlarını , ülkenin içinde bulunduğu vaziyet-i, partileri ve liderlerini iyi gözlemlemiş ve sandıkta hakemliğini herdaim yüzde yüz doğru yapmıştır.

Ben ticaretin içinde bir insanım...

Öyle hiç aptal insanlar görmüyorum...

Esasen saflığı aptallıkla , kaval dinleyen koyunlarla eşlemektir en büyük enayilik.

Demokratik hayatta güçlü ve yarışabilir çoklu partilere ihtiyaç tartışılmaz...

Temenmim ülkemizin en köklü partisi CHP nin de bu rekabetin içinde kalmasıdır.

Hürriyetin en büyük düşmanı fanatizmdir.

Lakin bana göre en büyük fanatik benim.

Hiçbir seçimde hemşehrilik/ sülalecilik vs yapmadım...

Varsa üç hilalin altına mührü basmışımdır...

Yoksa sandığa dahi gitmemişimdir.

Fakat siyaset var diye dostluklarımı farklı tanzim etmemiş...

Her partiyi yeni bir nefes / yeni bir güzellik olarak benimsemişimdir...

Dinde ve millette ,

Birliğimizde ve dirliğimizde bölücülük yapanlar hariç,

Hiçbir idelojik fikre karşı hasımlık gütmemişimdir.

Tabiki bir dünya hatalarım vardır...

Bu yazımda da kusurlarım olabilir.

Mühim olan içinde fitneyi barındırmayan,

Her siyasi görüşe hoşgörülü bakabilmektir.

Ne mutlu Türküm diyene.

31 May 2020 - 18:32 Sakarya/ Akyazi- Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.

03

Kalmil Tan G - Kim olduğunu bilmiyorum ben kendimi fanatik bulurdum sen bendende fanatikmissin. Ben 68de ne isem gene oyum mezara kadar da öyle olacağım. Akyazı da bulunduğum süre içinde de karınca kararinca hizmet etmeğe calisiyorum. Ülkücülük çile demektir, çile çekmeyen ülkücü olamaz ancak ülkücü geçinir. Ülkücülük yücedir uludur herkes ülkücü olamaz. Ben hala 52senedir ülkücü olamadim. Olabilen ne mutlu. Ne Mutlu Türk'ün Diyene Yaşasın Türk İslam ülküsü Yaradan yar ve yardımcımız olsun. Kamil Tan T.H.Y. A. O.dan emekli mudur

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Haziran 09:54
01

Şevket Ali Yazıcı - Tebrik ederım yüreğine kalemine sağlık güzel bir yazı olmuş keyifle okudum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Mayıs 21:08