Akyazı Nostalji yazıları -61-Akyazı panayırları

Bu haftaki nostalji yazımızda şöyle bir 60’lara gidip çocukluğumuzda heyecanla beklediğimiz panayırları karşılıklı sohbet şeklinde o yıllardaki anılarımızı tazeleyerek anlatacağız kısmet olursa. Yazıya başlarken neden heyecanla beklediğimiz dedik; çünkü panayır demek, bizim için bir oyun ve eğlence demekti.

 Aslında panayırın kelime anlamı, geniş çaplı sergi, eşya yada hayvan pazarıydı. Fakat bizim gözümüzde panayır, hoşça vakit geçirilen bir etkinlikti. Panayırlar her sene sonbaharda gelir,eski pazar yerinin olduğu yerde, yıkılan eski G.S.Paşa Caminin arkasında ve bir de Rüyam Düğün Salonunun olduğu boş arsada kurulurdu. Kamyondan çadırlar eşyalar indirilirken gider, tatlı bir heyecan ve sevinç içinde izlerdik. Genellikle çadır türü olanlar eski pazar yerinin olduğu yerde; salıncaklar, kayıklar, dönme dolaplar da eski yıkılan caminin arkasındaki boşlukta kurulurdu.Bir de kalaycılar vardı.Onlar da pazar yerinde yol boyunda çadırlarını kurar,bakır kap kacakları kalaylardı.

      Her panayır geldiğinde Akyazı'da çarşıdaki 5-6 tane olan otelde yer kalmaz,lokantalar full çalışır, esnaflar bayram yapardı.Gece oldu mu panayır yeri ışıl ışıl olur,cereyan çekemeyenler lüksleri yakınca  ortalık ışık içinde olurdu.Esnaflar pikaplara plaklar koyup, son sesi açarak müzik eşliğinde müşteri çekmeye çalışırlardı.Seyyar köfte ekmek satanlar,üzüm ekmek ve helva ekmek satanlar da yerlerini alırlardı. Öyle ki 200 gram helva ile yarım ekmek yiyenler kendilerini bir an önce eğlence dünyasına atarlardı.

    Şimdi bu panayırın hoşça vakit geçirilen eğlence kısmına bir bakalım: Bu panayırda -Eskiler daha iyi bilir- önünde vahşi hayvan resimleri olan büyük bir afişin asılı olduğu çadırlar vardı. Kapıdaki görevli teypten aslan sesleri filan yayınlardı.Bir de deniz kızı resmi olurdu.Merakla içeri girenler; cılız bir maymun, tenekeyle su içirilen pelikan kuşu, yılanlar, bir de köşede yarısına kadar balık kostümü içine girmiş sözde bir deniz kızı ile karşılaşırdı.Herkes hayretler içinde bakar, kimse de bir şey sormazdı.Şimdi on yaşındaki bir çocuğun bile inanmayacağı deniz kızına nedense bizler bir şey sormazdık.

    Bir de içinde motorların döndüğü silindir şeklinde ölüm üstüvanesi denilen yerler vardı. Bunlar iki yerde kurulurdu: Biri Rüyam Düğün Salonunun olduğu boş yerde,öbürü de yıkılan eski caminin arkasında.  Panayırlarda en ilgi çekilen yerler buraları olurdu.Bu dönen motorlar iki taneydi.Biri altta, öbürü üstte dönerdi. Bazen yan otururlar, öyle dönerlerdi.Sonunda Türk bayrağını çıkarıp yüzünü örter, ellerini de bırakıp seyircileri selamlarlar ve müthiş bir alkış alırlardı.

     Panayırlarda sihirbazlar da gelirdi Akyazı'ya. Bunların en ünlüsü Abrakadabra adındaki bir sihirbazdı. Çadırın önüne silindir şeklindeki şapkası, pelerini ve asası ile resmi asılırdı.Çadırda çeşitli gösteriler yapar, herkesi hayretler içinde bırakırdı.

     Evet, panayırda dolaşmaya devam ediyoruz: Bu panayırların en şaşaalı, en eğlenceli yerleri pazar yerinde yol kenarında kurulan çok büyük iki tane tiyatro çadırıydı.Yani tiyatro deyince Nejat Uygur Tiyatrosu zannetmeyin.Bu tiyatrolar; içinde şarkıcıların ve -tabirimi maruz görün- dansözlerin, insanları gece yarılarına kadar vur patlasın çal oynasın şeklinde eğlendirdiği yerlerdi. Baştakinin ismi ise Hisseli Ünal Tiyatrosuydu.Artık neyin hissesiyse! Yanındaki çadır da aynı şekilde çalışırdı.

    Bu panayırların  ilgi çeken diğer etkinlikleri de vardı.Mesela sigaralara halka attırmak gibi.Kasnak gibi beş halka verirler; yerdeki tablada dizili Kulüp sigarası,Kutulu Yeni Harman gibi sigaralara halka attırırlardı. Tezgâhın başında bayan görevli durur, uzun sopasıyla halkaları toplar, yeni gelenlere satardı. Bir de tüfekle atış yapılan yerler vardı.Nişan alınıp hedef düşürmeye çalışılırdı.Panayırlarda bir de parayla oynanan tezgâhlar vardı.Yuvarlak olan ayaklı sehpada top çevirirlerdi.Sarı ve kırmızı renklere boyanmış olan yerler bölünmüştü.Genellikle sarı veya kırmızı renge 25 kuruş basılır, top bastığınız yere girerse bir misli para alırdınız. Bir de Hacıbaba denilen biraz daha geniş bir yer vardı. Top oraya girerse kasa kazanır,kimse bir şey alamazdı.

    Çocukluğumuzun bir diğer eğlencesi de biri şişman, biri zayıf iki kadının çalıştırdığı fırfır langırt da denilen birde bilardo oynadığımız bir çadır vardı.Biz kısaca Teyzenin Çadırı derdik.Akşama kadar fırfır bilardo oynardık.

      Şimdi Pazar yerinden çıkıp eski G.S.Paşa Caminin arkasına gidelim: Başta da dediğimiz gibi atlı karıncalar, salıncaklar,kayıklar burada kurulurdu. Bu kayıklara iki kişi karşılıklı biner sallanırlardı. Salıncaklar zaten bildiğimiz salıncaklardı.Hatta bu salıncaklarla ilgili bir rivayet de anlatılır:Üç bekçi gece yarısından sonra salıncakları çalıştırıp binmişler, durduran da olmadığı için sabaha kadar döndükten sonra camiye gelen hoca tarafından görülüp kurtarılmıştı.

    Tabii, panayırları yazdıktan sonra Akyazılı Panayırcı Rasim Kardeş'i yazmamak olmaz.Rasim Kardeş, yeğeni Turgay Kardeş ile panayırları ve fuarları gezer ve çekilişler yapardı.Önceden biletleri satarlar,sonra çekilişe geçerlerdi.Kazananlara beyaz eşya, tencere, televizyon, kap kacak gibi eşyaları dağıtırlardı.Hatta çekilişlere araba bile koydukları olurdu.

     Panayırlar ile ilgili yazımıza son vermeden önce bir başka etkinlik olan cambazı anlatalım: Yine eskiler bilir, panayırlardan sonra Akyazı'ya bir cambaz gelirdi.Cambaz,eski pazar yerinde tuvaletin yanında, yaz gecelerinde gösteriler yapardı. Tribün gibi yüksek yerler yapar,gelen izleyiciler buralara otururdu. Olgun ismindeki bu cambaz tel üstünde yürür,çeşitli akrobatik hareketler yapardı..Hatta bu Olgun ismindeki cambaz Akyazılı bir  kızla evlenmişti. Bu cambaz her akşam tribünleri doldurur, iyi iş yapardı. Sinemacı Hasan Sayılı, millet sinemaya gelmiyor diye cambazı şikayette etmişti. Bir de Boncuk isminde  palyaço vardı.O da komik hareketler yapar, insanları güldürürdü

       Evet,  panayırlarla ilgili yazımızın da sonuna gelmiş olduk.Bir dahaki yazıda buluşmak üzere sağlıcakla kalın!

04 Ara 2022 - 15:46 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.

01

Akyazi - Herseyi yaziyon yok eski akyazili yok eski sülale birde yazarmisin kac sülaleden akyazida kurtuluş savaşında sehit var dağlara kaçanlar kim görelim eskiyi yeniyi

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 19:34