Akyazı Nostalji yazıları -51-

‘’Akbalık Ayşecik yağlı güreşleri’’ Bu haftaki yazımızın konusu Akyazı Akbalık Ayşecik Güreşleri üzerine olacak kısmet olursa.Neden böyle bir yazıyı kaleme aldım, onu da söyleyeyim:

Bu yıl 57’ncisi Düzenlenen Akbalık güreşlerini izlemek için Sakarya Akyazılıyım grubumuzun moderatörü ve aynı zamanda bir yağlı güreş sevdalısı olan olan sevgili kardeşim Barış Emiroğlu'nun davetiyle Akbalık’a gidip güreşleri birlikte izledik. Güreşleri izlerken 60’lardaki Akbalık Güreşleri gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti.

        Benim öncelikle futboldan sonra en çok sevdiğim spor dallarından biriside güreştir. Özellikle de yağlı güreş. Eskiler bilir, Tercüman Gazetesi bir zamanlar pehlivan tefrikaları yayınlardı. Koca Yusuf, Kel Aliço,Hergeleci İbrahim,Filiz Nurullah gibi meşhur pehlivanların hayat hikâyeleri anlatılırdı. Hepsini soluksuz okuyarak adeta ezberlerdim.İşte bu yüzden yağlı güreşlere çok sempati duyardım.

         Bu yılki güreşler ile ilgili basında ve sosyal  medyada çok tanıtım yapıldı.57’ncisi düzenlenen Akbalık Ayşecik Güreşlerine şu pehlivanlar,devlet erkânı, civar ilçelerin resmi görevlileri gibi kişilerin katıldığını belirten paylaşımlar yapıldı. Gerçekten de çok güzel bir organizasyona imza atıldı. İşte bu yüzden   Akyazı Belediye Başkanımız Bilal Soykan’ı  ve Akbalık Muhtarı Rüstem Bilgi'yi buradan kutluyorum.

        Şimdi ben bunları değil de daha derinlere inip 60’ların Ayşecik Güreşlerini ve güreşçilerini elimden geldiği kadar tanıtmaya çalışacağım. O yıllarda güreşlerin başlamasına yakın Akyazı'da tatlı bir telaş başlardı.Esnaflar, lokantacılar, oteller hazırlıklarını yaparlardı.Çünkü Türkiye’nin her tarafından çok sayıda  güreşsever gelir ve otellerde yer kalmazdı. Oteller deyince  60’larda Akyazı’da 8-9 tane otel vardı.Güreş alanının etrafını seyyar satıcılar doldururdu. Bir de panayır gibi çadırlar kurulur Halkacılar, sigaralara halka attırırlardı.Salıncaklar kurulur ve tam bir eğlence ve şölen havası olurdu.Tabi bu panayırcılar ve satıcılar Muhtarlığa işgaliye parası öderlerdi. Güreşlere giriş de ücretliydi. O yıllarda güreşler şimdiki gibi bir günde bitmezdi. Aynı Kırkpınar gibi cumadan başlar, pazar günü akşama kadar devam ederdi. Öyle saat sınırlaması, puanlama gibi kavramlar yoktu.Eğer o gün güreşler bitmezse güreşçiler ertesi gün tekrar güreşirlerdi.Akyazı’da güreş zamanı geldi mi çok kimse geceleri taksi tutup Akbalık’a eğlenmeye giderdi. Yani  o yıllarda Akbalık güreşleri tam bir şölen ve karnaval havasında geçerdi.Yalnız bu arada eğlenceler devam ederken çıkan bir anlaşmazlık sonucu bir kişi vurularak vefat etmişti. Bu yüzden güreşlere uzun bir zaman ara verilmişti.

        Evet, bu girişten sonra Akbalık güreşlerinin kuruluşunu ve 60 lı yılların pehlivanlarını anlatmaya geçelim: Akbalık’a gidenler girişte iki tane pehlivan heykeli görmüşlerdir.Birisi Zülküf Karabulut’un, diğeri  ise Ordulu Mustafa  Bük'ün heykelidir..Bu heykellerin kitabelerinde  “Akbalık güreşlerinin 1956 yılında bu iki pehlivan tarafından kurulduğu ve  her iki pehlivanın hayatı ile ilgili ilgili klasik,teknik bilgiler yazılıdır.Her iki pehlivanın ve 60’larda Akbalık’a güreşmeye gelen diğer  pehlivanların da isimlerini bildiğim ve çoğunun güreşlerini canlı olarak seyrettiğim için değişik bir açıdan anlatmaya çalışacağım.Bu yazacaklarım pehlivanların isimlerini çoğu kişi  belki hiç duymamıştır.Aslında bu bahsedeceğim pehlivanların çok anıları ve hikâyeleri var; ama ben kısa kısa geçeceğim; çünkü çok uzun bir yazı olur.

        Şimdi en tepeden yani Zülküf Karabulut 'tan başlayalım.Zülküf Karabulut’ungerçek soyadı Ayıköz'dür.Peki niye Karabulut olmuş onu da açıklayayım: Güreştiği yıllarda rakiplerinin üzerine bir kara bulut gibi çöktüğü için Karabulut lakabı takılmıştır.Akbalık doğumludur.Uzun boylu, iri yarı cüsseli ve çok güçlü bir pehlivandı.74-75-76 yıllarında Kırkpınar ağalığı yapmıştır.1966 yılına kadar güreşmiş ve sonra güreşleri bırakmıştır.1956 yılında Akbalık güreşlerinin Ordulu Mustafa Bük ile beraber kurucusu ve ilk  başpehlivanı olmuştur.

ORDULU MUSTAFA BÜK:  Pek çok kimse hatırlamaz bilmez. Benim için üç efsane başpehlivandan birisidir. Gerçi 60’ların bütün pehlivanları efsanedir ama benim gözümde efsane olan  üç güreşçi şunlardır: Ordulu Mustafa, Karamürselli Aydın Demir ve yine bir Karamürselli olan Ahmet Taşçı. Ben Ordulu Mustafa’yı Akbalık'ta 3-4 sefer seyretmiştim. Fakat güreşlerini daha çok basından takip ederdim. Ordulu Mustafa çok güçlü bir pehlivandı. Genellikle altta güreşir ve rakiplerini kılçık atarak yenerdi.1966-67-68 yıllarında Kırkpınar’da üç yıl üst üste şampiyon olmuş ve  altın kemeri ebedi alan üç pehlivandan birisi olmuştur. Fakat özel hayatı biraz çalkantılıydı.1971 yılında gittiği Tarsus'ta vurulmuş böbrekleri zarar görmüştü. Zaten ondan sonra da güreşleri bırakmıştı.1982 yılında Ankara'da hastanede durumu ağırlaşmış ve :” Ben ölünce güreşlerden ayrı kalmayayım diye beni Akbalık’a defnedin.” demiştir.Vasiyeti yerine getirilip Akbalık’ta caminin yanına defnedilmiştir.

AKHİSARLI ARAP MUSTAFA YILDIZ: Arap Mustafa’nın ataları Arabistan’dan gelmiş, kendisi ise Akhisar’da doğmuştur.Tam bir peşrev ustasıdır.Zaten zaman zaman Kırkpınar’da güzel peşrev dalında birincilikler almıştır. Yüz kilonun üzerindeki vücudu ile çok kıvrak güreşen bir pehlivandı.1970 yılında Kırkpınar’da hakemlerin  onun aleyhinde verdiği karara itiraz edip kule hakemlerine saldırınca Kırkpınar’a              ebedî girmeme cezası almıştır.Daha sonraki yıl cezası kaldırılıp tekrar güreşmesine izin verilmiştir.1972 yılında finale kalmış ve rakibi Turgut Kılıç’ı kaptığı gibi tel örgülerin üzerinden atınca başpehlivan olmuştur. Bu sonuçla Kırkpınar’da başpehlivanlık kazanan ilk siyahi güreşçi olmustur.1981 yılında da yine Kırkpınar’da finale kalmış ve rakibi Aydın Demir’i yenerek Kırkpınar’da  ikinci kez  başpehlivan olmuştur.

    Arap Mustafa, Akbalık güreşlerine de çok defa katılmış ve çayırda  Ordulu Mustafa’nın adeta belalısı olmuştu. Hatta benim de seyrettiğim Ordulu ile Arap Mustafa’nın finalde kapıştığı bir güreş vardı. Güreş, akşam üstü olana kadar devam etmiş  ve güreşçiler  yenişemeyince ertesi güne kalmıştı. Ertesi günkü güreşi de bir şekilde Ordulu Mustafa kazanarak birinci olmuştu.

       Şimdi anti parantez bir şey söyleyeyim : Günümüzün başpehlivan diye geçinenleri emin olun o yıllarda ancak büyük ortada güreşirlerdi. Arap Mustafa 80’lerde çıkan bir tartışma sonucu beş yerinden bıçaklanınca güreşlere veda etmiştir..

ADAPAZARLI SEZAİ KANMAZ : Adapazarı Çaybaşı köyünde doğmuştur.Çok küçük yaşta geçirdiği bir kaza sonucu bir gözünü kaybetmişti ve  bunun için “Kör Sezai“ olarak bilinirdi. Sezai Kanmaz da Akbalık Güreşlerine her sene katılırdı. Öyle fazla kilolu bir pehlivan değildi.Rakipleri zayıflığından dolayı onunla alay ederlerdiFakat çok hareketli ve centilmen bir güreşçiydi.1963 yılında Kırkpınar’da finale kalmış ve rakibi Şaban Filiz’i yenerek başpehlivan olmuştur. Adapazarı’na girişte konvoylarla karşılanmıştır.Güreşleri bıraktıktan sonra bir zaman kule hakemiği yapmıştır.

BABAESKİLİ NAZMİ UZUN: Akbalık Güreşlerine her zaman olmasa da ara sıra katılan bir güreşçidir.Bulga- ristan göçmenidir.Kısa boylu fakat çok atak bir pehlivandır. Akbalık’ta öyle pek bir başarısı yoktur. Kırkpınar’da tek başpehlivanlığını finalde Ordulu Mustafa’yı yenerek kazanmıştır..

BALIKESİRLİ MEHMET ALİ YAĞCI:  Akbalık Güreşlerine katılan bir başka pehlivanda Mehmet Ali Yağcı’dır. 1.90 m. boyu, 120 kilo ağırlığı ve sırım gibi  vücudu ile yağlı güreşin efsanevi pehlivanlarındandır. Katıldığı Akbalık güreşlerinde bir başpehlivanlığı vardır. Kırkpınar’da da çeşitli tarihlerde üç şampiyonluğu vardır.

İZMİRLİ KARA ALİ ÇELİK: Kara Ali, Akbalık Güreşlerinde Akhisarlı Arap Mustafa ile kapışmış ve  çok sert geçen bir güreşten sonra Arap Mustafa’nın pes etmesiyle galip gelmiştir.Kel Aliço gibi çok gaddar bir pehlivandı. Elenseleri ve attığı sert tırpanlarla meşhur olmuştu.Aydın Demir’in de ustasıdır. 1987 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmiştir.

BANDIRMALI SABRİ ACAR:  Bir başka efsane pehlivan olanSabri Acar da Akbalık güreşlerinde boy göstermiş, çok defalar Akyazı’ya gelmiştir Sabri Acar, üç kuşak pehlivan olup 1979 ve 19 85 yıllarında Kırkpınar’da başpehlivan olmuştur.Uzun boyu ve yüz kilodan fazla iri vücudu ile Sabri Acar her zaman rakiplerinin korkulu rüyası olmustur.

MEHMET GÜÇLÜ: Şimdi sizlere Akbalık güreşlerine katılan iki milli güreşçiden bahsedeceğim. Ilki  soyadı gibi güçlü bir pehlivan olan 1952 doğumlu Muğlalı  Mehmet Güçlü. O,aynı zamanda serbest ve grekoromen güreş dallarında milli takımımızda  defalarca Türkiye’yi temsil etmiş ve birçok başarı kazanmıştır.150 kez milli mayoyu giymiştir Yağlı güreşte de 1980 yılında Kırkpınar’da başpehlivan olmuştur O yıllarda MHP’ye gönül veren Mehmet Güçlü, Akyazı’ya her geldiğinde MHP ilçe teşkilatınca ilgi ile karşılanmış ve Akbalık’ta her zaman desteklenmiştir.

REŞİT KARABACAK:  Reşit Karabacak da Akbalık güreşlerine gelen ikinci millî güreşçidir.Reşit Karabacak, Avrupa ve Balkan şampiyonalarında, Akdeniz oyunlarında ve olimpiyatlarda serbest stilde milli mayoyu çeşitli kilolarda giyerekülkemizi başarı ile temsil etmiştir.1973 yılında güreşe başlayan Reşit Karabacak, Kırkpınar’da

başarılı güreşler çıkarmış; ancak başpehlivanlıkta ikincilik ve üçüncülük ile yetinmiştir.2020 yılında koronaya yakalanıp vefat etmiştir.

AYDIN DEMİR: Yukarıda üç efsane başpehlivan var; biri de Aydın Demir, demiştim. Gerçekten de güreştiği yıllarda uzun boyu ve güçlü fiziği ile çayırlarda fırtına gibi esmiştir. Karamürsel 1943 doğumludur.İzmirli Kara Ali’nin çırağıdır. Aydın Demir, 1976-77-78 yıllarında Kırkpınar’da üç yıl üst üste şampiyon olup altın kemeri ebedî olarak alan dördüncü pehlivandır. Aydın Demir, Akbalık Güreşlerine geldiği zaman da çok ilgi görür ve güreşleri zevkle seyredilirdi. Akyazı’da ben dahil çok taraftarı vardı.Zaten bu kadar çok sevilmesinin neneni de Akbalık’ta beş yıl üst üste başpehlivan olmasıdır..

 ALBAY (KEMAL )  KARDEŞ: Evet, şimdi son olarak geldik Akyazı'mızın yetiştirdiği bir başka pehlivana.. Asıl ismi Kemâl Kardeş olan fakat güreştiği yıllarda Albay Kardeş olarak tanınan pehlivanımıza. Belki çoğunuz hatırlamaz Albay Kardeş, Kabalar sülalesinindendir.1963 yılında ilk kez katıldığı Kırkpınar’da deste boyunda birincilik aldıktan sonra hızla yükselmiş ve büyük ortaya kadar çıkmıştır.Çok kıvrak ve hareketli bir pehlivan olan Albay Kardeş ,genellikle büyük ortada nadiren de olsa başaltında güreşirdi..

      Biz bu yazıda on taneye yakın başpehlivandan bahsettik. Tabii ki bunlardan başka da pehlivanlar var.Fakat bu yazdıklarımız 60’lı ve 70’li yıllara damgasını vuranlar olduğu için bunları seçtik..

      Evet, yine geldik bir yazımızın sonuna Bu yazıda ismi geçip rahmetli olanlara rabbim rahmetiyle muamele etsin, hayatta olanlara da uzun ömürler versin inşallah! Kalın sağlıcakla!

08 Ağu 2022 - 10:31 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.

01

Abdurrahim Tan - Bu yazınizdan sonra Mehmet güçlü abimize selamlarınızi ileteceğim. Onun kurduğu Milas güreş eğitim merkezi bolca vakit geçirdiğimiz bir yer....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 10:55
02

Bülent Özder - @Abdurrahim Tan 01 nolu yoruma cevabı: Ilginiz icin teşekkürederi. Mehmeht güçlüye selamlarimi ileteceginiz icin ayrica teşekkürederim. Hayırlı günler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 13:42