Edeb ve adabının hatta hayasının örüldüğü hudut

Kış uzun sürdü...Baharla birlikte karışık geçti...Çok şükür sıcakları gördük, yaz geldi.Kışlıklarım kilere kaldırıldı, gardrobum renklendi.Sokaklar, caddeler cıvıl , cıvıl...Sıcaklar arttıkça doğal olarak üstlerimize giydiklerimizin renkleri açılır, sayısı azalır, boyları kısalır.

Parklar, bahçeler geniş ve uzun oturanmalara hazır.
Tatlı su balıkçıları siperlerinden çıkmak üzere...
Sahillerde kumlar, yaylalarda çimenler ezilmeye başladı..
Buraya kadar herşey harika...
Yaşanan, yaşanılmayı bekleyen keyiflerimizi ve heyacanlarımızı çeşitlendirecek yaz güzelliklerinin daha başındayız.
Yazmaya devam etsek sayfalar sürer.
Kısa kesiyorum...
Çünki yazın getirdiklerinin içinde bu yıl sınırları aşan, tahammülleri zorlayan bir hadiseye değineceğim.
Evet dostlarım.
Sıcaklar arttıkça doğal olarak üstlerimize giydiklerimizin renkleri açılır, sayısı azalır, boyları kısalır.
Bunda da bulunduğumuz mahallin teammüllerine , edebine ve adabına dikkat ederiz.
Sahildeki kıyafetle çarşıya, İstanbul Moda'da giyilen elbiselerle Ankara Hacıbayram'ın avlusuna girmeyiz.
Yani bu ülkede hürriyet vardır.
Biz medeni bir milletiz.
Öyle-öyle, kimse burun kıvırmasın.
Amma hürriyet dediğimiz olgunun da bir sınırı vardır, bu vasfın varlığına sırt verip ondan güç alarak...
Toplum ahlakımızı hiçe sayarak...
Türk kültürünün, ahlakının , edeb ve adabının hatta hayasının örüldüğü hudut duvarlarını aşamaya , yıkmaya kimse / kimseler tevessül edemez.!
Maalesef şahit oluyoruz.
Kızlarımız neredeyse iç çamaşırlarıyla zaman , mekan düsturu gözetmeksizin sokaklarda, caddelerde ...
Veya bazı ipsiz / sapsızlar umuma açık alanlarda uygunsuz hal ve tavırlar sergiliyorlar.
Bu ne hadsizliktir!!!
Bu ne menem bir çıkmazdır!!!
Kimseye neyi giyip, neyi giymemeyi nasihat edecek değiliz.
Fakat aynı yolu, çarşıyı, sokağı, caddeyi bilâ havayı suyu paylaşıyorsak...
Birlikte yaşıyor, beraber çoluk- çocuk büyütüyorsak...
Lütfen asgarî müştereklerimize saygı gösterelim.
"Önüne bak geç amca" demeyle bu sıkıntıyı savsaklamayalım lütfen...
İnsan, en kıymetli hazinedir.
Ben manavım sebze meyveyi güneşten , rüzgardan, toz topraktan...
Kuyumcu altınlarını hırlıdan hırsızdan koruyor.
Herkes her şeyleri tehlikelerden koruyup kollarken..
Ey anne babalar ...
Çocuklar...
Sizin değer vermediğiniz nedir ?
Bir düşünün ne olur !
Öte yandan gözlerini dahi urbanın arkasına gizleyenleri de ...
Kendilerine ettiklerini de biliyoruz.
...
Ne olur dostlarım.
Söyleyelim, anlatalım.
Bir yol, çözüm bulalım.
Bu gidiş iyiye doğru değil.
Ne mutlu Türküm diyene.

Aydın BİRİNCİOĞLU yazdı

02 Haz 2022 - 01:08 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.

02

Vatandaş Kemal - Şimdi de ahlak zabıtası olmuşsun Aydın kardeşim. Sana ne kızların giydiği kıyafetten? Kim oluyorsun da insanların yaşam biçimini sorguluyorsunuz?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Haziran 13:23
01

Hemidin Osman - Maalesef Akyazı da eski akyazı değil sokakta dudak dudağa gençler bi kişi çıkıp hayırdır demiyor uyarmıyor bizde değiştik

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Haziran 07:55