Akyazı Nostalji yazıları -42-

60’lı yılların nostalji yazılarına devam ediyoruz.Bu haftaki yazımızda “Akyazı’da Kaybolan Meslekler” yazı serimizin altıncısını yazacağız kısmet olursa.Yalnız yazımıza geçmeden önce geçen yazdığımız terzi esnaflarımızdan bazılarını unuttuğumuz için onları da yazarak yazımıza geçeceğiz.

Bu terzilerden ilki Akyazı'da bazı terzilerin de ustası olan şu anda parkın karşısında  Denizbank’ın arkasında dükkânı olan Salim Madanoğlu’dur. Salim abi Akyazı'nın ileri gelenlerinden Yumuk Hüseyin’in oğludur.Salim Madanoğlu çok eski ve usta bir terzidir. Akyazı'daki bazı terziler onun yanında yetişmiştir.

     Unuttuğumuz terzilerin ikincisi  eski Adil Güneş Pasajında dükkanı olan Nalbant Şevket

Meriç'in oğlu Cevdet Meriç'tir. Cevdet abi de çok usta bir terzidir. Daha sonra Almanya’ya gitmiş terzilik mesleğine orada devam etmiştir.

      Son olarak da önce Bankalar Caddesinde dükkânı olan daha sonra çarşı içindeki Gülüm Pastanesinin karşısındaki köşedeki  dükkâna geçen  İsmail Fazlıoğlu’na değinelim..Çok kibar ve efendi bir terzidir. Naci Fazlıoğlu da onun yanında kalfalık yapmıştır.Bir de Ringo İsmail lakaplı biri de yanında yetişmiştir.

      Evet, bu terzi esnaflarımızı da hatırlattıktan sonra yazımıza geçebiliriz.

                         AKYAZI’DA KAYBOLAN MESLEKLER -6-        

                                           TUĞLA OCAKLARI

      60’lı yıllarda Akyazı henüz fabrikaların bulunmadığı küçük bir kazadır.O zamanlar Akyazı kazası derlerdi. Gerçi sonradan ilçe olarak anılmaya başlandı. İşte bu Akyazı da yaşayanlar geçinmek için esnaflık,kamyon ve otobüs şoförlüğü yapar yada bir esnafın yanına girip hayatlarını kazanırlardı. Bereket dönemin Küçücek Belediye Başkanı Yaşar Akgün’ün girişimleriyle başta Aydın Örme gibi büyük fabrikaların Küçücek sınırlarında kurulmalarıyla gençlerimiz iş imkânına kavuştu da insanlar evlerine ekmek götürmeye başladı.

      Şimdi tekrar o yıllara geri dönelim ve o yılların geçerli bir işi olan tuğla ocaklarından bahsedelim. Batakköy yolu üzerinde Ömercikoğlu Petrolün karşısında Naci Fazlıoğlu’nun babası Hüseyin Fazlıoğlu’na ait tuğla ocağı vardı.Yine Yahyalı yolu üzerinde yeri Abuç Ziya’ya ait olan yerde de tuğla ocağı vardı.

      Biraz da  Pazarköy yolu üzerindeki tuğla ocaklarından bahsedelim.Gerçi tuğlanın yanında kiremit de üretiliyordu;fakat daha ziyade tuğla üretiliyordu.Bu tuğlaya harman tuğlası derlerdi.  O yıllarda Akyazı’daki bütün inşaatlar bu tuğla ile yapılırdı.Bu tuğla ocakları ilk olarak 1952 senesinde Pazarköylü Yanık İsmail adında biri tarafından başlatılmıştır.Daha sonraları 50’li yıllarda Artvin’den Akyazı’ya göç edenler,önce bu ocaklara çalışmak için girip işi  öğrendikten  sonra kendi ocaklarını kurmuşlardı.Şimdi biraz bu tuğla ocaklarından bahsedelim.Bu tuğla ocaklarının olmazsa olmazı tarlaların bir dere kenarında olmasıydı.Bunun için Artvin’den Akyazı’ya göç edenlerönce Alaağaç deresi mevkiinde tarlalar alarak işe koyulurlar.Tarla alamayanlar ise icarla yer tutup ocakları  işletirlerdi.Bu Alaağaç deresi o yıllarda çok akan bir dereydi.Hatta suyu bile içilirdi.

 

   Şimdi bu tuğlalar nasıl yapılır,biraz da ona bir bakalım:Tuğla yapmak için önce toprağı inceltip suyla karıştırarak kıvamına getirip kalın çamur haline getirilir.Sonra ağaç kalıplara koyarak kuruması için yere serilir.Sonra el arabaları ile taşınarak 50 binlik veya 100 binlik kömürle yanan fırınlara koyulur.Bu fırınlarda on gün pişer.On günden sonra dereden su motoru ile su çekip tuğlaların sertleşmesi için üç dört saat sulanır. Sulama işinden sonra tuğlalar hazır hale gelir. Tuğlalar genellikle Akyazı ve Adapazarı’na satılırdı Bu tuğla ocakları 1955-1975 yılları arasında faaliyet göstermişlerdir.Özellikle 67 depreminden sonra bu ocaklar patlama yapmıştır.O zaman  bin tanesii 70 liradan satılırdı Bir kamyon tuğla beş bin tuğla aldığı için 350 liraya satılırdı.

      Şimdi birazda o yıllarda ocak çalıştıran Gürcü vatandaşlarımızı yazarak bitirelim. Şevki ve Gülhanbek Avcı kardeşler, Casim Avcı,Sabit Altun,Mahmut Düzcan.( Hüseyin Hoca’nın babası) Ali Köksal,Halit Gümüş ile üç oğlu Şemo ,İbrahim- Remzi Gümüş…

                                   KALAYCILAR

      60’lı yıllarda evlerimizde mutfakta kullandığımız tencere sahan gibi araçlarımız çoğu bakırdı.Işte bunları sık sık kalaylamak gerekiyordu.Yoksa bakır oksitlenip zehirlenmelere yol açıyordu.Onun için Akyazı’da çok esnaf kalaycılık yapardı.Bir de,eskiler bilir, genellikle Roman  vatandaşlarımız seyyar olarak gezerek kalaycılık yapardı.

     Şimdi o zamanlar Akyazı da kalaycılık esnaflarımıza bir göz atalım: İlk olarak Akyazı’nın en eski kalaycılarından olup belediyenin altında sobacılık yapan Abdi Okuyan’ın babası Muhammet Okuyan’dan bahsedelim. Muhammet Okuyan, kalaycılık işini evinin altında yapardı.Daha sonra sobacılık işine girip kalaycılığı bırakmıştı.İkinci olarak Ramaslı’da oturan Saatçı Tik Tak Ahmet’in amcası Ahmet Birinci vardı.O da bisikletiyle Akyazı’ya gelip kalaycılık yapardı.Sonra As Turizmin sahibi Sabri Alayoğlu’nun babası Kadir Alayoğlu vardı.O da uzun yıllar kalaycılık yapmıştı.

      Evet,devam ediyoruz.Yine aynı mahalleden komşumuz olan Akyazı’nın en eski kalaycılarından Recep,Ziya - ve Muzaffer Berberoğlu vardı.Gazcı Metin Temel’in yanındaki dükkânda uzun yıllar kalaycılık yapmışlardır.Bir de karşı sırada Aziz ve Osman Keskin kardeşler de kalaycılık yaparlardı

                                TELLAKLAR

        Yine eskiler bilir, diyeceğiz. Bir zamanlar Değirmennler Caddesinde Osman Güney’in

çalıştırdığı Mustabey’in Hamamı vardı.Bu hamam o yıllarda çok popülerdi. Cuma günleri bayanlara aitti. Kapıya bir havlu asılır,hamamın o gün  bayanlara ait olduğu anlaşılırdı. Bayramlarda arefe günleri hamamda yer bulunmazdı.Işte bu hamamda tellaklar çalışırdı.Deri eldivenleriyleadeta derinizi yüzer gibi kese yaparlardı Daha sonra sabunu bolca köpürterek üzerinize döküp bitirirlerdi. Şimdi size bu tellaklardan birinden bahsedip yazımızı bitirelim.Bu tellak 1986 yılında Tokat’tan Akyazı’ya gelen gelir gelmez hamamda çalışmaya başlayan Mehmet Cemal Akdemir adında bir kardeşimizdir. Mustabey’in Hamamında üç sene çalıştıktan sonra askere gitmiş ve dönüşte 1990 senesinde şu anda Akyazı Belediyesi Aşevinin olduğu yerde özel idareye ait olan sonrada belediyeye geçen beş katlı düğün salonu ,otel ve hamam olan sosyal tesislerde çalışmaya başlamıştı. Dokuz sene sonra 99 depreminde bina yıkıldığı için 2002 Haziran’ında Recep Yıldırım zamanında belediyeye girmiştir. Evet,işte bu kardeşimiz yirmi yıldan beri belediyede güler yüzüyle herkesin sevgisini kazanan ve  özel kalem müdürlüğü yapan Mehmet Cemal Akdemir kardeşimizdir.

      Rabbim bu yazıda ismi geçip rahmetli olanlara rahmetiyle muamele etsin inşallah. Bir dahaki yazıda buluşmak üzere kalın sağlıcakla!

15 May 2022 - 00:04 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Akyazi.net Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akyazi.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Akyazi.net editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Akyazi.net değil haberi geçen ajanstır.