• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • Sakarya : 18 °C

YOK OLAN “DEVLET OLMA” VASFI

Zihni Açba

Nereden başlasak, hangi birinden söz etsek? Rezillik bini aştı. Millet olarak son günlerde ardı ardına yaşadığımız acıları, nasıl bir üslupla dile getireceğimizi inanın kestiremez olduk. Beceriksizlik, iş bilmezlik, ahlaksızlık gibi tanımlamalar kifayetsiz kalıyor. Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet gibi tanımlamalar da sadece öfkenin ölçüsünü belki biraz dışa vurmaya yarıyor. Şahit olduğumuz olumsuzlukları tarif etmekte onlar da yetersiz kalıyor. 
Ekim ayı başında Kobani bahane edilerek başlatılan sokak eylemlerinin hemen ardından, gazetelerde okuduğum bir haber adeta şok etmişti beni. “DİYARBAKIR’DA RESMİ ÜNİFORMA YASAKLANDI" manşetiyle verilen haber, “IŞİD bombalı, PKK silahlı suikast yapacak raporu üzerine Diyarbakır’da, asker ve polislerin resmi üniforma ile dolaşmaları yasaklandı.” alt başlığıyla devam ediyordu. Şok olmuştum gerçekten. Böyle bir uygulamayı akla, izana sığdırmak mümkün değildi. En basit mülâhazayla, en düz mantıkla; “Diyarbakır’da artık devlet yok veya Devlet sokağa çıkamıyor” demekti bize göre bu uygulama. Ne yazık ki ardından yaşananlar, bu kanaatimizi haklı çıkarttı. Önce Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde üç askerimiz, ardından da Diyarbakır’ın Bağlar mahallesinde bir astsubayımız, gün ortasında alçakça şehit ediliyorlar. Şehrin en işlek caddelerinde bu saldırıları yapan katiller, ellerini kollarını sallayarak, sırra kadem basıyorlar. Ellerindeki uzun namlulu silahlarla ortalığı kana bulayan canilere “Dur!” diyebilecek bir tek asker veya polis yok şehrin sokaklarında. İnanıyorum ki; bir tek resmi üniformalı olsaydı o mahalde, böylesine pervasızca bir saldırıya cesaret edemezlerdi o caniler. Eğer devleti sokakta görebilseydiler, etraftaki halk linç ederdi o katilleri. 
Ardından yetkili ağızlar Ankara’dan esip, gürlüyorlar; “Failler, en kısa zamanda yakalanıp, en şiddetli cezaya çarptırılacaklardır…”. Peşinden malûm mesaj da geliveriyor; “Bu eylemler, örgütün silah bırakma iradesini ve toplumun çözüm sürecine dair umutlarını zayıflatmaya yönelik kışkırtma amaçlı eylemlerdir.”. Sürece dair belirledikleri yeni yol haritasından da ne pahasına olursa olsun vaz geçmeyeceklerini beyan ediyorlar. Başınıza geçsin, süreciniz de yol haritanız da! 
Devlet olarak eğer siz; askerinizi, polisinizi cadde ve sokaklarınızda üniforma ile gezdirmekten korkarsanız!
Devlet olarak eğer siz; Bayrakların gönderlerden indirilmesini, bu devletin bekası uğruna hayatını sebil eden korucuların telefon direklerine bağlanarak, Türk devleti adına diz çöktürülmesini ve kurşuna dizilmesini görmezden gelirseniz. 
Devlet olarak eğer siz; yıllardır çoluk- çocuk, genç- ihtiyar, kadın- erkek demeden insanlarını katleden bir katiller güruhuyla mücadele etmek ve onu yok etmek kararlılığını terk ederek, müzakere diye bir safsataya bütün unsurlarıyla devleti ve milleti mahkûm ederseniz. 
Ve eğer devlet olarak siz; omuzunda veya göğsünde istiklâl ve cumhuriyetinizin alameti olan sembolleri taşıyan güvenlik kuvvetlerinizi cadde ve sokaklarınızda dolaştırmaktan korkarken, “Bölgesinde kim güçlüyse onunla iş birlikçi olmayı gelenek haline getirmiş soysuzların, ellerinde Amerikan bayrakları ve PKK paçavralarıyla topraklarımızda şov yapmalarına müsaade ederseniz. 
Artık, “Devlet olma” vasfınızı yok oluyor demektir.

Bu yazı toplam 1110 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim