• BIST 108.410
  • Altın 143,491
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1292
  • Sakarya : 33 °C

Yok edilen Güven duygusu

Zihni Açba

Geçtiğimiz hafta bu köşede, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin peyderpey yok olan devlet olma vasfından söz etmiştik. Ülkemizi yönetenlerin, özellikle son yıllarda öne çıkan anlayış ve uygulamalarından bazı örnekler vermiş, “Siz eğer devlet olarak bunları yaparsanız, artık devlet olma vasfınız yok oluyor demektir” diye, sözü bağlamıştık. Bugün de bir başka yitişe, bir başka yok oluşa işaret etmek istiyoruz, dilimizin döndüğünce.
Bu ülkede, 30 yılı bulan bir süreden beri bölücü terörle mücadele edildiği ve bu mücadelede binlerce asker, polis ve sivil vatandaşımızın hayatını kaybettiği, herkesçe bilinen bir gerçektir. Yine, bu eli kanlı bölücü terör örgütünün yok edilmesi ve bu mücadelenin başarıya ulaşmasının yegâne yolunun, yöre halkının devletine güven duyması ve onun yanında yer almasıyla mümkün olacağı da herkesçe bilinmektedir. AKP iktidarının, “Çözüm Süreci, Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi v.s “ gibi, her açmaza girdiğinde yeni bir isim verdiği süreçler zinciri, ne yazık ki bu mücadeleyi sekteye uğratan en büyük etken olmuştur. Atılan her yanlış adım, yapılan her yanlış hamle sorunu çözmekten öte, yok edilmek üzere olan bölücü örgütün yeniden kan ve can bulmasına hizmet etmiştir adeta. Yıllarca sadakatle devletinin yanında yer alarak, eli kanlı terör örgütüne karşı mücadele eden yöre halkı, bu yanlış politika yüzünden ne yazık ki terör örgütüne teslim olmuş duruma gelmiştir.
Siz eğer devlet olarak; askerinizi karargâhına, polisinizi karakoluna hapseder, cadde ve sokaklarınızı dağdan inen teröristlere terk ederseniz, dün yöre halkının sokaklarında barındırmadığı, hayatlarını riske ederek direndiği eli kanlı katillerle müzakere masasına oturursanız, yöre halkının belki de en fazla ihtiyaç duyduğu “Devlet’e güven” duygusunu yok ediyorsunuz demektir.
Bakmayın siz makam sahiplerinin veya onlar adına elde mikrofon dolaşanların çizdikleri “Güllük, gülistanlık Türkiye” manzarasına. Literatüre 17 ve 25 Aralık operasyonları diye giren gelişmeler sonrasında şahit olduğumuz uygulamaların içte ve dışta yol açtığı itibar kaybı, artık telafisi mümkün olmayan bir boyuta ulaşmıştır. 
Siz eğer devlet olarak; dün kurtuluş reçetesi olarak çıkardığınız kanunları, bugün “Hata etmişiz. Aldanmışız.” diyerek, torbalara doldurduğunuz kanunlarla değiştirirseniz, milletin yasama organına olan güvenini yok ediyorsunuz demektir.
Siz eğer devlet olarak; 301 vatandaşınızın hayatını kaybettiği bir iş kazasıyla ilgili olarak, savcılığın bir takım yetkililer hakkında talep ettiği soruşturma iznini, “Olayın tek sorumlusu biz miyiz, ben bu soruşturmaya izin vermem. Bu talep ideolojiktir…” gibi bir takım söylemlerle reddederseniz, toplumun yargıya olan güvenini yok ediyorsunuz demektir.
Ve siz eğer devlet olarak; sizin gibi düşünmeyen herkesi “Paralel” diye yaftalar, karşınıza dikilip meramını anlatmak isteyenleri etrafınızdakilere tekmelettirir, canını kurtarmak için önünüzden kaçanları da “Niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü?” diye kovalarsanız, vatandaşın kendine olan güven duygusunu yok ediyorsunuz demektir.
“BEN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN VATANDAŞIYIM” diyebilme hissi ve bu hissin sağladığı güvendir yok edilen.
Bizce, en büyük kayıp da bu olsa gerek. 
 

Bu yazı toplam 1220 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim