• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Sakarya : -7 °C

Y’lerin Cumhurbaşkanı

Merve Yazıcı

Hızla değişen dünyanın, hızla gelişen kuşaklarına liderlik etmeye soyunanlar, hitap ettikleri dönemi tanıyıp kabullendikten sonra, liderlik anlayışlarını yeniden gözden geçirseler  fena olmayacak. Aksi halde  Sessizler, Boomer’lar,  X’ler  Y’ler, Z’ler derken hangi kuşakta yetişip, hangi kuşakla muhatap olduğunu bilmeyenlerin liderliklerinin sonu, muhataplarının kuşaklarında yok olmak olacak. Peki ne bu kuşak zırvalığı? Gelin birlikte bir göz atalım.

Sessiz Kuşak (1946-1945) “uyumlular” olarak tanımlanan bu kuşak cumhuriyet döneminde yaşayan dedeler,  nineler olarak karşımıza çıkıyor.

Baby Boomer’lar (1946-1964) Siyasilerin büyük çoğunluğunun içinde bulunduğu  “kuralcılar” kuşağı.

X kuşağı (1965-1979)  bizlerin anne ve babalarını içine alan, bizleri sınavlara hazırlamalarıyla bilinen “rekabetçiler” olarak tanımlanıyor.

Y kuşağı (1980-1999) bizler, yani günümüzün gençleri. “ yaratıcı” olarak tanımlanmakla birlikte, her şeye “niye” sorusunu sorabilen, mantıksız olduğunu düşündüğü her şeye karşı çıkan, gerçekçiliğe önem veren, sevmediğine saygı göstermeyen, çok çabuk birlik olan ve takım çalışmalarıyla başarıya ulaşan bir kuşak.

Aslında öyle çok karmaşık beklentileri yok Y kuşağının. Onlara karşı sahici olunması, dürüst cümlelerle açık iletişim kurulması en büyük beklentileri. Laiklik, muhafazakarlık gibi kavramlarla pek işi yok,  Apaçi, beyaz türk gibi kavramlara daha çok hakim bu kuşak. En büyük yetenekleri ise, birlikte başarmayı başarabiliyor olmaları.

Kuralcılar tarafından yetiştirilip, tek başına birey olmayı öğrenen X kuşağı, kendi çocukları olan Y’leri yetiştirirken farketmeden kendilerine yani ailelerine bağımlı bir kuşak büyüttüler. Tüm imkanlarına ve yaratıcılıklarına rağmen Y’ler, her başarılarında taktir, övgü ve cesaretlendirilme bekler hale geldi.

Bu beklentileri iş hayatında ki patronlarından, ülkesini yöneten liderlere kadar her alana yayıldıkça, bloomer yani kuralcı kuşağına mensup siyasilerle bitmek bilmeyen çatışmalarla, kendilerini kanıtlama ve kabullendirme çabasına girdiler.

Siyasilerden istedikleri şey çok basitti. “Adam yerine konmak”,  ilhamlandırılmak, desteklenmek, taktir edilmek. Çünkü anne ve babaları onları yetiştirirken hayatlarının merkezine koymuş, değer vermiş, cesaretlendirmiş, desteklemiş ve taktir etmişti. Türkiye Cumhuriyetinden ve ülkesinin liderlerinden bekledikleri bundan ibaretti.

Saygı değer cumhurbaşkanı adayları, genç, dinamik, yaratıcı, güçlü Y kuşağına güvenin. Alıştığınız yöntemlerle olmasa da kendi yöntemleriyle, büyük adam değil büyük ülke olmak için çabaladıklarını unutmayın. İlhamlandırın, destekleyin ve takdir edin hepsi bu.

Bu yazı toplam 1377 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Nuri Edep(T)
08 Temmuz 2014 Salı 04:25
04:25
Yazılarınız çok değerli benim için çok teşekkürler keşke 11.12.2013 öyle geçmeseydi
mantıklı adam
07 Temmuz 2014 Pazartesi 18:28
18:28
bende bazen kendime sormuyor değilim. sonlarına doğru bulduğum cevaplar arasında en çok beni etkileyen ise insanlar üzerinde en baştan en sonra süregelmiş bir sistem kurma ideolojisi. nedense bu sistemler genelde kurucularına ve yandaşlarına kâr sağlar nitelikte ve içten içe bir sömürgecilikle ilişkilendirilebilir. nitekim zaman ileri gittikçe insanlarda ilerliyor, sistemlerin zararlarını ve "patron" denenlerin gerçek yüzlerini görebiliyordu. ee tabi, patronlarda boş durmuyor, bu sistemleri sürekli yeniliyorlardı. peki sonuç ne oldu dersiniz? sizce insan mı sistemin kölesi mi oldu? yoksa sistem mi insanın kölesi?
Levent Serdar
07 Temmuz 2014 Pazartesi 17:36
17:36
Çok hoş bir yazı olmuş. Lakin düşüncelerinize katılmıyorum. X kuşağı mensubu olarak söylüyorum. Y kuşağı olarak sizler, şimdiden Z kuşağının haksız eleştirilerine kendinizi hazırlayın. Çünkü biz, kardeşlerimiz ve evlatlarımız için teknolojinin boyut değiştirdiği yitik bir zaman da siyasi akımların silah gibi kullanıldığı bir dönem de X gibi yarın ne olacağının bilinmezliğinin yaşandığı tarihlerde; Y’ler iyi yetişsin diye çok emek verdik. Bu sözleri hak etmedik. Civciv, kabuğunu zaten hiçbir zaman beğenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim