• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • Sakarya : 18 °C

YALAN GÖZYAŞLARI

YALAN GÖZYAŞLARI
KÖŞE YAZARIMIZ ZİHNİ AÇBA BAŞBAKANIN GÖZYAŞLARI HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİ ŞÖYLE AÇIKLADI.

Araç veya deniz tutması nedir bilirmisiniz? Benim çocukluğumdan hatırladığım en kötü hatıradır araba tutması. Rahmetli anneme yalvarırdım; "Ne olur paytonla gidelim dayımlara" diye. Hele o eski zamanların kağnı gibi giden, kendinizi adeta bir benzin istasyonundaymış gibi sürekli mazot kokusunun içerisinde hissettiğiniz eski model balta burun otobüslerinden biriyle, yolculuk etmektense, yayan gidelim diye bas bas bağırırdım. Yol boyunca midem ağzıma gelir, içim dışıma çıkardı. Yolculuk sonrasında; bir gün kendime gelemez, yemeden içmeden kesilir, sürekli bir kusma hissi duyardım. İşte yıllar öncesinden hafızama kazınmış olan bu iğrenç hali; geçtiğimiz hafta gurup toplantısında kürsüde konuşan Sayın Recep Tayyib Erdoğan'ı izlerken, iliklerime kadar hissederek ve büyük bir kusma ihtiyacı duyarak yaşadım. Benim için, gerçekten de son derece iğrenç ve tiksindirici bir manzaraydı. Bir yanda idam sehpasına adımını atan 19 yaşında bir gencin veda mektubunu okuyarak sözüm ona gözyaşları boğazında düğümlenen bir Erdoğan, diğer yanda ağır bir drama oyununu başarıyla oynayarak final yapan bir tiyatrocuya ayakta alkış tutan goygoycu bir seyirci kitlesi vardı sanki Tv. Ekranında. Eğer sahne bir tiyatro sahnesi veya bir sinema perdesi olsaydı, benim için de göz yaşartıcı olabilir, bu kadar iğrenç ve tiksindirici bir sahne olmazdı. Ancak bu iğrenç oyunun sahnelendiği mekan ve zaman, insanların acılarının meze yapıldığı buram buram istismar kokan bir mekan ve zamandır. O yüzden, o gözyaşları yalandır, riyadır ve istismardır. Yalandır çünkü; "… Biz ölsek de Allah davası ölmez. Türk Milliyetçiliği yaşar. Uğruna kellemizi verdiğimiz bu davanın zafere ulaşması yakındır…" son sözleri ve ardından getirdiği Kelime-i şahadet'le darağacına yürüyen Mustafa PEHLİVANOĞLU' nun mektubudur okunan mektup. Yalandır çünkü; o Mustafa Pehlivanoğlu bir Türk Milliyetçisi olarak, "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" vecizesini genç nesillere bıraktığı için bir takım mihraklarca, bugün adeta mahkûm edilmeye çalışılan Mustafa KEMAL' in suç ortağıdır. Yalandır çünkü; o bir Türk Milliyetçisi olarak, ömrünü bu millete vakfetmiş olan, bu sevda uğruna tabutluklara atılmış, sürgünlere gönderilmiş, 12 Eylül İhtilal Mahkemelerinde kendisine "Liderim" diyen binlerce ihtilal mağduruyla birlikte sanık sandalyelerini paylaşmış olan Alparslan TÜRKEŞ' in suç ortağıdır. Yalandır çünkü; Mustafa Pehlivanoğlu bir Türk Milliyetçisi olarak, 12 Eylül Darbecilerinin kurdurduğu Gayrettepe, Harbiye, Mamak C-5 gibi işkence hanelerde, 4-5 ay süren işkencelerle 71 kg. dan 47 kg. a düşürülen Zihni Açba' nın yani benim ve benim gibi yüzlerce, binlerce 12 Eylül mağduru Ülkücü gencin suç ortağıdır. Yalandır, çünkü siz bize ağlayamazsınız. Siz, bizim imanımızdan endişe edenlersiniz. Siz bizi yıllarca tekfir eden, "Kâfir" ilan edenlersiniz. Yalandır çünkü; o mektubun yazıldığı dönemlerde, Türkiye Cumhuriyeti topraklarının Dar-ül İslâm olmadığını iddia ederek, "Bu devlete askerlik yapılmaz, bu devlete vergi verilmez" diyen geleneğin bugüne uzantılarısınız. İşte bu sebeplerle günlerdir ülke gündemini işgal eden gözyaşları, benim için iğrenç bir mide bulantısı ve tiksintiden başka bir şey ifade etmiyor. Ancak bende ki bu mide bulantısı ve tiksintiye sebep olan şey, ne gurup kürsüsünden o mektubu okuyan Sayın Başbakan'ın boğazında düğümlenen hıçkırıklar ne de bir tiyatro sahnesi gibi onu ayakta alkışlayan güruhtur. Benim midemi bulandıran, beni asıl iğrendiren, Mustafa Pehlivanoğlu' nun şehadete yürürken kaleme aldığı bu mukaddes mektubu, sarhoş masasına meze taşır gibi Sayın Erdoğan'ın gurup kürsüsüne taşıyarak siyasi istismar malzemesi yapılmasını sağlayan yalama, yalaka ve sığıntı yaratıklardır. Türk Milliyetçileri, elbette bu tür yaratıkları ilk defa görmüyor. Bu tür ihanetlere ilk defa uğramıyor. Türk Milliyetçileri olarak, dün merhum Özal'ın papatya bahçelerinde bahçıvanlık yapanları, Çiller hanedanında yalıçapkınlığı yapanları bugün bağrımıza basmışsak; A KP saltanatında masa ve sandalye taklidi yaparak geçinen yalamaları da sadece T.C kimliği taşıdıkları için bağrımıza basmak zorunda kalacağımızı biliyoruz. Ama bilsinler ki; kapımıza geldiklerinde kucaklarken en çok iğreneceğimiz bunlar olacaktır. Çünkü bunlar, bizim acılarımızı pazarlamışlar, gözyaşlarımızı satmışlar, mukaddeslerimizi kirletmişlerdir. Bilmelidirler ki; 12 Eylül Referandumundan çıkacak olan "EVET" veya "HAYIR" sonucu onların üzerindeki bu lekeyi temizlemeye yetmeyecektir.


Bu haber toplam 1022 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim