• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Sakarya : 4 °C

Uyan

Merve Yazıcı

1403 yıl önce, İslamiyet’in doğuşuyla başladı mevki ve nüfuslarını yitirmekten endişe duyarak kendi çıkarlarını İslam’dan, Müslümanların huzurundan üstte tutanlarla edilen mücadeleler.

Sadece putperestlere karşı ediliyordu elbet bu mücadeleler. İslam’a karşı çıkarlarına öncelik vermek Müslümanların yapacağı bir iş değildi o zamanlar. Çıkarlarını diplomasi, politika, ithalat, ihracat cart curt gibilerin arasına gizleyen Müslümanlara da rastlamak pek mümkün olmazdı. O zamanki Müslümanlar, zulmeden birilerini görünce zulmedenin yıldırımlarından ölme korkusuyla gözlerini kapatıp, tarafsız kalmayı kendine yakıştırmaz,  Müslüman kardeşlerini korumaktan çekinmezlerdi. Peki şimdi kim koruyacak Müslümanları zulmedenlerden? Ocağına düşen ateşlerle büyüyen çocuklar mı? İslam birliği teşkilatları mı? Yüksek sesli liderler mi?

Ocağına düşen ateşlerle büyüyen çocuklardan medet umacak değiliz herhalde. Gün acısını öfkeyle eline silahını alıp etrafa saldıranların güçlü olduğu gün değil. Gün,  gücün bilimde, ilimde, parada olduğu gün. Hal böyle olunca ezilen, zulüm gören İslam ülkelerinin çocuklarından kendi kendine bilime, ilime, paraya ulaşmalarını beklemek ütopik.

Peki ya İslam birliği teşkilatı? İsmine bakılırsa akla; her Müslüman devletten bir grubun birleşerek aynı çatı altında İslam’ı yaymak ve yaşatmak, Müslümanların haklarını korumak, Müslümanların birliğini, beraberliğini sağlamak için faaliyetler gerçekleştiren ve bu faaliyetlerini tüm uluslara duyurarak, İslam algısı yönetimini ele alan bir teşkilat geliyor. Yok yok, Yakın zamana kadar İslam birliği teşkilatının adının dahi anılmadığına bakarsak bu teşkilattan medet ummak, ocağına düşen ateşlerle büyüyen çocuktan bir şeyler beklemekten daha ütopik. Müslüman halkı zulmedenlerden korumak için faaliyetler gerçekleştirip uluslara duyurarak algı yönetimi kontrolünü ele almak nerde İslam birliği teşkilatı nerde...

Türkiye’yi olduğu gibi bu teşkilatı da gizliden gizliye denetleyip yönetmeye çalışan ülkeler var elbet. Bu açıdan pek farklı sayılmayız. Fakat ne mutlu ki 15 yıldır Türkiye olarak bu teşkilatlardan daha fazla sesini çıkarabilen, İslam birliğinden daha çok medet umulan liderlerle yönetildik. Çok şükür ki Müslüman ülkelerin çatısı olduk.

Türk milleti olarak Müslüman ülkelerin geleceğinde sorumluluğumuz büyük.  En çok bizden korunup kollanmayı bekleyen Müslümanlara karşı sırtımızı dönmek, tarafsız olalım, sessiz kalalım demek delikanlı Türk karizmamıza yakışmaz. Önemli kararlar verirken Türk milletinin geleceğinin yanında Müslüman ülkelerin geleceğini de düşünerek adımlarımızı atmak boynumuzun borcu.

Aylardır bizi oyalamak için birbirimize düşürenler, bu gün zulmünü izlediklerimizden başkası değil. Dün uyudun kendin için değilse de Müslüman kardeşlerin için, bu gün uyan artık Türkiye! Üstadın da dediği gibi,

Yarın elbet bizim elbet bizimdir. Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir!

 

 

Bu yazı toplam 1814 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
hulisi
14 Temmuz 2014 Pazartesi 12:08
12:08
Her musluman once kendine bakacak ornek olacan sonra mıllete çağrı yapacan
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim