• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Sakarya : 2 °C

Türk Yaşam Sistemi

Merve Yazıcı

Türk Yaşam Sistemi

Yıllardır projeler dolayısıyla tozunu toprağını yuttuğum fabrikalardaki yüce japon prensiplerine isyan ediyorum bu gün. Olmazsa olmaz gibi gözüken, dünyanın her yerinde temel alınan meşhur Toyota Üretim Sistemi var ya, işte ona.

Adamlar uğraşmış, düşünmüş, canını dişine takmış ikinci dünya savaşından sonra olmayan kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirerek üretim yapabilmenin yollarını aramış.

Fazla para vermemek için üreteceği zaman, üreteceği kadarını almış, dünya buna buna JustIn Time demiş, satıp satamayacağı belli olmadığı için talep edilen kadar üretmiş, dünya buna çekme sistemi demiş.

Japonlar üretim hatası olduğunda çekip üretimi durdurmak için ip sarkıtmış, dünya bu ipe bile ne yüce bir ip diye düşünerek değer verip Andon sistemi demiş.

İki dakikada fabrikaların taptığı japon üretim sistemini yerin dibine sokmuşum gibi gözükmesin,  amacım o değil. Japonların kıt kaynakları ile yükselişlerine, çalışkanlıklarına saygım sonsuz.

Lakin ben diyorum ki, bu adamların bulduğu sistemler bizim zaten günlük hayatımızda her daim yaptıklarımızdan farksız mı?

Belki almanlar, İngilizler bizim gibi üşengeçlikten icat çıkaran milletler olmadıklarından, bu sistemler onlara çok büyük sistemler gibi gelebilir ama bizim için sıradan, hali hazırda uyguladığımız Türk Yaşam  sistemlerinden bir kaçı.

Japonlar çıkmış, bir işi yaparken, çalışan durduğu yerden minimum hareket ederek yapacağı işleri yapsın, zaman kaybetmesin demiş. Eee bu şimdi Japon prensibi mi?

Biz Türkler oturduğumuz yerden kalkmayı bırak, eğilip bilgisayarın açma düğmesine uzanmayı bile ek iş sayarak ayak parmağıyla açıp kapama yapmaya çalışan bir millet değil miyiz?

Demem o ki;bizim kıvrak pratik zekamız sayesinde günlük hayatımız, Japonlardan çok daha  fazlaToyota Üretim Sistemi.

Bizim japon felsefelerini öğrenmek yerine, iş hayatında düşünmeyi, işi sahiplenmeyi öğrenmemiz gerekiyor.

Yıllarca “ben ne dediysem onu yap” diyen patronlardan, düşündüklerini söyledikleri için işkence çeken binlercesine kadar neler gördü, işitti bu millet.

İş yaparken düşünebilen zihnini bir kenara bırakıp, sadece ona söyleneni yapıp kenara çekilmeye mecbur kaldı.

Başka milletlerin uzun uzun düşünerek buldum diye dünyaya tanıttıklarına itaat etmekten, benimsemeye çalıştıklarının aslında kendi yaşam standartlarının üretim hatların uygulanılmasından başka bir şey olmadığını göremedi.

Şeytan diyor ki bir fabrika kur, günlük hayatta Türkler olarak yaptığımız tüm çakallıkları Türk Üretim Sistemi diye dünyaya tanıt.

Ne var yani? Henry Ford, Carl Benz, KiichiroToyoda olur da Merve Yazıcı olamaz mı?

Günlük hayatı sisteme uyarlamaktan başka yapılması gereken hiçbir şey de yok bu fikri gerçekleştirmek için.

Neyse artık bu fikrim başka Türklere ilham olsun. Çünkü ben “Öğrenen değil düşünen gençler” felsefem ile ülkemin en sancılı yarası olan eğitim sistemine hizmet edeceğim.

Peki siz hala sadece size verilen işi yapmaya devam mı edeceksiniz?

Bu yazı toplam 872 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim