• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Sakarya : -1 °C

Sevgi ve Korku

Merve Yazıcı

Her gün aynı gökyüzünün yıldızlarına veda ederek kapatıyorlardı gözlerini,  birbirine bakan pencerelerinin aynı gökyüzünden süzülen ışıklarla aydınlanacağı odalarında, aynı güne  gözlerini açmak üzere.Yedikleri, içtikleri, küsüp barıştıkları, gülüp eğlendikleri, sevip saydıkları hep aynıydı.Pınar'ın sarışın tenini iyiden iyiye aydınlatan mavi gözleri, Aylin'de boncuk boncuk bakan kocaman kara gözlere dönüşmüş olmasa, ten renkleri ve çenelerinde ki gamzelerle  görünüşleri de aynı olabilirdi.Farklı olan başka şeyler de vardı elbette. Anne ve babaları farklıydı mesela, kardeşleri ve akrabaları da.  En büyük farkları ise  Allah’ı algılayışlarıydı.

Pınar için sevgi, Aylin için ise korku demekti  Allah. Bu yüzdendi her şimşek çakışında Pınar'ın  göklerde olduğunu düşündüğü Allaha bir şey olacağından, Aylin'in ise şimşeklerle Alah’ın onu öldüreceğinden korkması.

Pınar  Allah’ın merhametini dinledikçe daha bir merhametli, affediciliğini dinledikçe daha bir affedici olarak büyüyordu.Onun için sadece cennet vardı ve cehennem sadece insanlar suç işleyip af dilemezse ortaya çıkacaktı.Allah cehennemi kendi isteğiyle yaratmazdi, dünyadaki tüm annelerden çok daha merhametliyken hiç kullarını ateşe atmak istermiydi? Cehennem ancak ve ancak kulların pişman olmadıkları yanlışlarıyla doğup büyüyen bir ateş olabilirdi. Allah ona kendinden de yakındı, namaz kılmak onun için Allah ile buluşmaktı.Başını secdeye koyduğunda sevdiğine kavuşmuş gibi gülümseyerek dua eder, hasret gidermiş olmanın sevinciyle namazını bitirirdi.Hatta karanlıktan korktuğu bazı geceler Allah’a ona sarılması için dua eder, sarıldığını hayal ederek huzurla uyurdu.

Aylin ise Allah’ın önce cehennemi yarattığını, cehenneme gitmesine gerek olmayan birileri olursa diye cenneti yarattığını hayal ederek büyüdü. Onun için herkes cehennemlikti  bakmak, görmek, duymak, konuşmak her şey günahtı, ailesi ona böyle öğretmişti, günahtan kaçmak mümkün olabilir miydi? Üstelik bir hata yapıp pişman olsan Allah’ın karşısına çıkıp af dileyecek yüzün olamazdı.Diyelim ki utanmadan çıkıp af diledin eğer ki affedildiğin o hatayı  bir daha yaparsan vay haline! Dinden çıkarsın maazallah diye düşünür, çoğu zaman gün içinde bir böceği yanlışlıkla ezerek veya annesine karşı gelerek işlediği günahlar yüzünden secde etmeye utanıp namaz kılarak Allah’ın karşısına çıkmaya cesaret edemezdi.

Çocukluğun bitip gençliğin başladığı dönemlerde ailelerinin Allah'ı anlatış şekilleri iyiden iyiye hayatlarına yerleşmişti. Pınar bir günah işlediğinde bir daha işleyip işlemeyeceğini düşünmeden, tekrar kirleneceği  bilindiği halde bin bir emekle temizlenen bembeyaz çamaşırlar gibi, tövbe eder, Allah yolundan şaşmadan doğrusuyla yanlışıyla Allah’a kulluk için ibadet ederdi. Aylin ise günah işlediğini düşündükçe utancından ibadetten uzak durarak, Allah’tan uzaklaşarak  günahları içinde boğulurdu. Bu durum  yıldırımdan ölme korkusuyla kulaklarını tıkamaktan başka bir şey değildi.

Allah'ı korku ile ilişkilendirerek tanıyan çocuklardansa sevgi ile ilişkilendirerek tanıyıp tanıtan çocuklar, tüm islam aleminin korku içinde yaşadığı bu dönemin en büyük kurtarıcılarıdır. Korkmayı öğrenenin korkutmayı, sevmeyi öğrenenin ise sevilmeyi öğreteceğini unutmadan yetiştirililen müslüman çocuklar, islam toplumlarının geleceğidir. İslamın gerçek yüzünü biraz olsun dünyaya gösterilebileceğimiz bir ramazan olması umuduyla.Hayırlı ramazanlar.

Bu yazı toplam 1584 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
i.m.
01 Temmuz 2014 Salı 11:26
11:26
sevgi suistimali beraberinde getirir, korku ise saygıyı.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim