• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Sakarya : 0 °C

Samimiyet testi ya da teröre teslimiyet

Zihni Açba

Herhalde dünyanın başka hiçbir ülkesinde böyle bir garabet yaşanmaz. Bizzat devlet yetkililerinin ağzından "Bölücü terör örgütü PKK'nın üyesi oldukları" açıklanan üç firari kadın terörist, bir yabancı ülkede öldürülüyorlar ve cenazeleri neredeyse devlet töreniyle Türkiye'ye getiriliyor ve defnediliyorlar. Evet, "Neredeyse devlet töreni" diyorum, zira konuya ilgi göstermeyen ve konuyla ilgili beyanatta bulunmayan hiç bir üst düzey devlet yetkilisi kalmadı. Cumhurbaşkanı'ndan Başbakanına, İçişleri Bakanı'ndan Dışişleri Bakanına kadar her yetkili ağız, bu cenaze töreninin, sözde yeni barış süreci için bir samimiyet testi olduğuna dair vurgular yapan demeçler verdiler. Çok merak ediyorum neyin veya kimin samimiyet testiydi bu? Kim, kimi test ediyordu?

Benim, iktidar kucağından beslenip palazlanan bir kısım medyanın her türlü karartmasına rağmen gizlemeyi başaramadığı ses ve görüntülerden görebildiğim kadarıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Türk Milletine edilmeyen küfür ve hakaret kalmamış o törenlerde. Hani Habur'da karşılananların açıklamalarında yer alan bir husus vardı. Daha doğrusu İmralı'nın ve Kandilin talebi olarak, Diyarbakır başta olmak üzere Güneydoğuda yer alan birçok ilimizin güvenlik ve asayiş birimlerinin, dağdan inen teröristlerden oluşturulması şeklinde Türkiye Cumhuriyeti Devletine bildirilen bir talepleri vardı. İşte bu cenaze töreninde bu talep sanki gerçekleşmiş gibiydi. Diyarbakır' da görev yapan güvenlik güçleri için, sanki o gün sokağa çıkma yasağı vardı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığını yok sayan her türlü eylem ve ifadenin sergilenip, dillendirildiği Diyarbakır sokaklarında, ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti yoktu o gün. Sanki bir günlüğüne, Türkiye Cumhuriyeti siyasi haritasının dışına alınmıştı Diyarbakır vilayetimiz. Asıl içler acısı olan da; günün sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin siyasi iktidarını elinde bulunduran AKP hükümetinin bütün sözcülerinin, bir olay çıkmadı diye Allah'a şükretmeleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığına en galiz hakaretlerle saldıran güruba teşekkür etmeleriydi. Geçmişten "Sonuçta bayrak da bir metre bez parçasıdır" şeklindeki beyanlarını da bildiğimiz bir anlayışın, devlet kurumlarının gönderlerine sözde PKK bayrağı çekilmesini vaka-î adiyeden saymasına, sanırım çok da şaşırmamak gerekir.

Bir Allah'ın kulu da çıkıp sormadı ki "Öldürülen bu üç kadın neden yurt dışında yaşıyorlardı?" diye. Sahi neden kaçmışlardı bunlar yurt dışına? Acaba bilen var mı örgütü beraber kurdukları Bebek katili ile birlikte, kaç vatan evladının kanı vardı ellerinde? Bu konuda devletin istihbarat birimlerinin elinde hiç mi bilgi yoktur? Varsa neden açıklanmaz kamuoyuna bu bilgiler? En basiti, Şehit Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın öldürüldüğü menfur saldırıyı planlayanlar arasında bunlardan biri veya her üçü de olabilir mi? Çok merak ediyorum, bölücü örgütün yurt dışında firari olarak yaşarken öldürülen üç yöneticisine düzenlediği tören kadar şatafatlı bir cenaze törenini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti orada görevi başında alçakça şehit edilen Emniyet Müdürü için düzenleyebilmiş midir? <br /> Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki; PKK Diyarbakır'da şekillendirdiği o çirkin manzara ile, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti'nin bütün düşmanları nezdinde samimiyet testini bir kez daha başarıyla geçmiştir. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini yöneten iktidar, millet nezdindeki samimiyet testinden ne yazık ki sınıfta kalmıştır.

Bu yazı toplam 912 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim