• BIST 81.835
  • Altın 146,097
  • Dolar 3,7748
  • Euro 3,9972
  • Sakarya : 5 °C

SAKARYA EVET DEMEZ

SAKARYA EVET DEMEZ
Sakarya'nın

Başkalarını bilemem ama benim bir Sakaryalı olarak kabullenemeyeceğim bir ifadeydi o pankarttaki ifade. "R. Tayyip Erdoğan Sakarya'ya geliyor. Sakarya evet diyor" yazılı pankarttan söz ediyorum. Neden derseniz; sayın Erdoğan' ın elinde sihirli bir değnek mi vardır ki Sakarya'nın iradesi "Evet" şeklinde tecelli etsin? O gelince "Evet" olmayan irade nasıl "Evet" e dönüşecekti? Nihayet Sayın Erdoğan Sakarya' ya geldi ve öyle zannediyorum ki; Sakarya'nın "Evet" demeyeceğini miting meydanında bulunan herkesten daha net gördü. Mitingle ilgili düşüncelerini sorduğum herkesin ortak tespiti, "AKP' nin Sakarya'da ki en kötü mitingi" şeklindeydi. Yani; Erdoğan gelmiş fakat Sakarya "Evet" dememiştir. Öyle zannediyorum ki; Sayın Erdoğan'ın "Dersim' i CHP bombaladı." şeklindeki çirkin ve müteharrik ifadeleri kullanmasının altında yatan sebep de bu mitingde aradığını bulamamasından kaynaklanıyordu. Sayın Erdoğan' ın bu sözlerini duyduğumda, 1980 öncesi Ülkücü Gençlik liderlerinden değerli dostum Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu' nun Anayasa değişikliği ve 12 Eylül referandumuna yönelik bir tespitinin, ne kadar doğru olduğunu düşündüm. Diyordu ki Sayın Şahsuvaroğlu konuya yönelik bir değerlendirmesinde; "Bakın açıkça ilan ediyorum: bu evet kampanyası İslam'dan nasipsizdir. Hiçbir estetik kaygı taşımamaktadır. İslam'ın hürmet, merhamet ve aşk medeniyetinden haberi yoktur. O kadar inciticidir ki, sadece yaşayan insanları değil, mezardakileri de rahatsız etmiştir.". Gerçekten de enteresan gelişmelere şahit oluyoruz bu referandum kampanyasında. Sayın Erdoğan Sakarya'da CHP' yi Dersim' i bombalamakla itham ederken, eski Başdanışmanı ve şimdiki AB Baş müzakerecisi Egemen Bağış, İstanbul' da ki bir sokak iftarında "Kimler hayır diyor? Tuzu kuru olanlar, terörden beslenenler, terör örgütleriyle işbirliği içerisinde olanlar hayır diyorlar" diye sıralıyor. O dönemi yaşayanların çok iyi hatırlayacağı, 12 Eylül darbesinin kucağında palazlanan bir Hoca efendi Amerika'dan işaret buyuruyorlar; "Mümkün olsa da mezardakileri bile kaldırıp, evet oyu kullandırsak" diye. Amerika'dan gelip, Türkiye' de oy kullanmanın, mezardakileri kaldırmaktan daha kolay olduğunu her nedense akıl edemiyor zat-ı muhterem. Bir yanda "kullan- at" türünden mutfak malzemesi konumunda arz-ı endam eden ve "Eski Ülkücü, Eski MHP'li darbe mağduru" kimlikleriyle "EVET" çığırtkanlığı yaptırılan Sayın Erdoğan'ın ülkücü veya MHP'li kardeşleri; diğer yanda "Anayasa değişikliklerinin darbecilerden hesap sorulmasına yönelik bir yaptırımı yoktur. Dengir Mir Mehmet Fırat. Öylesine bir keşmekeş ki, izler birbirine karışmış. Ayırt etmek mümkün değil. En son Sayın Erdoğan'ın, yabancı büyükelçilere verilen iftar yemeğinde ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinden, referandum için destek istemesi ise bir başka acayiplik örneğiydi. Referandumla belirlenecek olan, Türk Milletinin iradesi midir yoksa ABD veya AB ülkelerinin arzu ve isteklerimidir? Ortalıkta bu kadar fırıldağın döndüğünü görünce insan ister istemez düşünüyor; "DTP' nin "HAYIR" oylarını nötürleştimek maksadıyla uydurduğu protesto safsatasından sonra, PKK'nın referandum sonrasına kadar aldığı ateşkes kararı da AB ve ABD' nin talimatıyla gerçekleşen örtülü bir "EVET" desteğimidir?" diye. Gerek zamanlama ve tarz olarak gerekse referandum kampanyasında izlenen yol ve son gelişmeler ışığında; "Darbe anayasasını değiştiriyoruz" gibi kendilerinin bile inanmadıkları bir rüşveti piyasaya sürerek, daha şimdiden "AKP Anayasası" diye adlandırılmaya başlanmış bir düzenlemeyi yanlış buluyorum. Yapılan işi; yanlışın yerine yeni bir yanlış ikame etmek olarak görüyorum. Anayasa'nın, gerçek bir toplumsal mutabakat metni olması gerektiğine gerçekten inananlardanım. Ancak bu mutabakatın, ne 12 Eylül Anayasası gibi tank, postal ve süngü tehdidiyle ne de bugünkü gibi biri beni gözetliyor kuşkusuyla kullandırılan sözüm ona gizli oylarla şekillenmesini kabullenirim. Yanlışı ortadan kaldırmaktan ziyade, kendi yanlışlarını ve suçlarını koruma kalkanı altına almak gayesiyle bugünün iktidar sahiplerinin gerçekleştirmeye çalıştıkları Anayasa değişikliğine bir Sakaryalı olarak, darbe ve darbecilere karşı bir ülkücü ve MHP' li olarak "EVET" demeyeceğimi, eğer ulaşabilmem mümkün olsaydı, Sayın Erdoğan' a söylemek isterdim. Çünkü ben, bu değişiklik paketinde yer alan bir takım aksesuar maddelerini bir yana bırakırsak, değişiklik maksadının 12 Eylül darbe anayasasında yer alan ve bugün 12 Eylül mağdurlarının desteklerini sağlamak amacıyla kaldırılması önerilen geçici 15. Madde'nin darbeciler tarafından anayasaya konuluş maksadıyla aynı olduğunu düşünüyorum. Yani; gitsin darbecileri koruyan geçici 15.Madde, gelsin devri iktidarımızda yapılan ve yapılacak her türlü hırsızlık, yolsuzluk ve usulsüzlükleri koruma kalkanı altına alacak bir yargı yapılanması. Benim buna itirazım var. Ben buna hayır derim. Belki de şu anda ülkede yaşayan en büyük darbe mağdurlarından biri olarak, şahsım ve milletim adına 12 Eylül Cuntacılarının yargılanması ve tarih önünde mahkûm edilmesi en büyük hayalimdir ancak, bunun bir rüşvet olarak sunulması ve karşılığında milletin istikbaline ipotek koyduranların koruma kalkanı altına alınmalarına "Evet" demeyi, şahsım adına en basit ifadesiyle şerefsizlik addederim.


Bu haber toplam 880 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim