• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Sakarya : 4 °C

Pensilvanyayı Mekke zannedenler

Zihni Açba

Geride bıraktığımız hafta sonu AKP’ nin Sakarya İl kongresi yapıldı. Esas itibariyle bu kongre, benim açımdan hiçbir önem ifade etmiyor. Sadece AKP kongresi olarak, yazıma konu edeceğim herhangi bir yanı da yok. Ne seçeni sürpriz ne de seçileni. On gün önce Ankara’ya çağrılan 11 adaydan on tanesi, bir şekilde ikna edilerek adaylıktan vaz geçirilmiş ve kongrede aday olma görevi (!) zaten Sayın Fevzi Kılıç’a verilmişti. Yani, sandıktan güvercin çıkma ihtimali hiç yoktu. Bu sebeple, bugünkü yazıma konu etmeyi hiç düşünmüyordum bu kongreyi. 
Ne var ki; kongreye katılan yeni Başbakan ve AKP’nin yeni Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarında yer alan bir takım ifadeler ve kendisinin şehrimize gelişi dolayısıyla alınan tedbirler ve koparılan kıyamet, bu kongreyi zorunlu gündem konusu yaptı benim için. 
Takriben 1968’ler den bu yana bir şekilde siyaseti ve özellikle de siyasi liderleri izlerim. Ama geçtiğimiz Cumartesi günü gördüklerime, bugüne kadar hiç şahit olmamıştım. Öncelikle ifade etmek isterim ki; geçmişten bu yana, bir ülkenin Başbakan’ı ülkesinin bir şehrini ziyaret edecek diye neden bu kadar güvenlik önlemi alınır, bir türlü anlayamamışımdır. Ama Sayın Davutoğlu’nun gelişindeki tedbirler, bir başka acayipti. Şehrin her kavşağında bir polis aracı, birkaç motosikletli polis ve yolları kesmek üzere hazır tutulan reflektörler… Ya ardı sıra konvoy oluşturan koruma araçlarına ne demeli? Sanki Amerikan casus filmlerinde alınmış bir kare gibiydi gördüğüm sahne. 
İki anlam yükledim, gördüğüm manzaraya. Ya da şöyle ifade edeyim; iki sebebi olabileceğini düşündüm bu halin. Ya duyulan müthiş bir korku ya da yaratılmak istenen dehşet verici bir korku hissi. Belki de her ikisi birden. Belki AKP’li bazı dostlar, bu durumu eski Genel Başkanları’nın ifadesiyle “İhtişamdan iktisat yapılmaz…” diye izah edebilirler. Lakin “İsraf haramdır!” uyarısını gözden kaçırmış olurlar. Gözden kaçan bu kadar haram arasında bunun lafı bile olmaz, dediğinizi duyar gibiyim. 
Sözün başında da ifade ettiğim gibi bu kongreyi benim için gündem konusu yapan sebeplerden birisi anlamsız bulduğum bu olağan üstü tedbirler, bir diğeri de Sayın Davutoğlu’nun açıklamalarındaki bazı ifadelerdi. Diyor ki Sayın Davutoğlu:
“Dünyanın her yerinde Türkiye’nin yükselişinden bahsedilmeye başlandı. O zaman bu ihanet çeteleri yeni oyunlar kurmaya başladılar. Ama bu satranç değil. Satranç zekâ gerektirir. Bunlar hileye, tuzaklara başvurdular. Bunlar satrancı düzgün oynasalardı biz satranç oynamasını da biliriz. Ama bunlar tuzaklar kurdular. Son 13 yılın tarihini iyi bilmelisiniz ki bundan sonrasına hazır olabilesiniz. Önce kurucu Genel Başkanımızı siyasetin dışında tutarak engellemeye çalıştılar, başaramadılar. 2003’te demokrasiyi tekrar ihya ederek halkın desteğini almış olan liderimizi başbakan yaptık. Sonra 2004’te genç subaylar rahatsız diye o kolonları sarsmaya çalıştılar. 2006’da adından başka hiçbir şeyi cumhur lu olmayan cumhuriyet yürüyüşleriyle sarsmaya çalıştılar…”. 
Ve devam ediyor; “2007’de bu kez 367 safsatasını çıkarıp e-muhtıra ile AK Parti’nin Cumhurbaşkanı seçmesini engellemeye çalıştılar. Biz yolumuzda yürümeye devam ettik. Çünkü daha milletin binasının inşa edilecek çok kolonları vardı. 2008’de partimize kapatma davası açtılar. Zannettiler ki biz daha öncekiler gibi yılıp geri çekileceğiz. Biz bir taraftan bu tuzaklarla uğraşırken bir taraftan da ülkeyi yeniden inşa çabasına girdik. Şeytan taşlarken tavaf da ettik hamdolsun. Sonra 2012 yılında baktılar ki AK Parti binası, Türkiye Cumhuriyeti sarsılmıyor. Provokasyonlarla, Gezi’yle, 17-25 Aralık operasyonlarıyla milleti sokağa dökmeye çalıştılar. Zannettiler ki biz geri çekileceğiz. Ama başarılı olamadılar.”.
Sayın Davutoğlu’nun bu sözleri, tahmin edebileceğiniz üzere selefi eski Başbakan’dan devraldığı düşman olan “Paralel Yapı” ya yönelik sözlerdi. Meğer neler yapmış bu paralel yapı. Eski Başbakan bile bu kadarını söylememişti. Davutoğlu’nun sözlerinden anladığımız kadarıyla; meğer daha 2002 yılından başlamışlar bunlar AKP’ye kumpas kurmaya. Meğer 3 Kasım 2002 seçimlerinde kurucu Genel Başkanları olan Tayyip Erdoğan’ı siyaset dışı tutarak, engellemeye çalışan da bu paralel yapıymış. 
Ya hepsi iyi güzel de; “2002 yılının Kasım ayından 2013 yılının Aralık ayı sonuna kadar, Pensilvanya gezilerini Mekke’ye yapılmış Kâbe ziyareti gibi mukaddes kabul edenler de siz değil miydiniz arkadaş!” diye, Serdivan tepesinden o kongrenin yapıldığı salona doğru avazım çıktığı kadar bağırmak geldi içimden. 
 

Bu yazı toplam 851 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim