• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Sakarya : 3 °C

Okulda atölyede ölüme 143 bin lira tazminat kararı

Okulda atölyede ölüme 143 bin lira tazminat kararı
Sakarya'da atölye dersinde elektrik kumanda devresini yaparken akıma kapılarak ölen Akyazı'nın Çıldırlar Mahallesinden olan lise öğrencisinin ailesinin, açtığı tazminat davasında mahkeme, Milli Eğitim Bakanlığı'nı 143 bin 675 liralık tazminata mahkum etti

Sakarya Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Elektrik Bölümü atölyesinde 27 Aralık 2011'de ders esnasında üzerinde çalıştığı panonun bağlantılarını yaparken akıma kapılan 11. sınıf öğrencisi Akyazı'nın çıldırlar Mahallesinden olan Furkan Üzümcü (16) hayatını kaybetti.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan bilirkişi raporunda Üzümcü, sınıfta bulunan uyarı levhalarına ve talimatlara rağmen öğretmenine haber vermeden devreye elektrik vermesi sebebiyle yüzde 75 asli kusurlu, öğretmen M.A. ise öğrencisi üzerinde gereken kontrol ve dikkati sağlamaması sebebiyle tali yüzde 25 oranında tali kusurlu bulundu. Öğretmen hakkında Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Yargılama sonunda öğretmen M.A., 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Öğretmen hakkında hükmün açıklanması geriye bırakıldı.

Öğrencinin ailesi, çocuklarının ölümünde ihmal olduğu gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı hakkında Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nde 120 bin manevi, 20 bin lira da maddi olmak üzere 140 bin liralık tazminat davası açtı.

Ailenin avukatı Özgür Eray Taş, elektrik dersi eğitimi alınırken öğrencinin yanında kontrol ve tedbir amaçlı olarak öğretmen bulunmaması ve azami önlemlerin alınmaması nedeniyle idarenin ağır kusurlu olduğunu öne sürdü.

Okulun belirli yerlerine uyarıcı levhaların asılmasının hukuki sorumluluğun büyük oranda öğrenciye verilmesine neden olamayacağı kaydedilen savunmada, "Öğretim alan çocuğun öğretmenler gözetiminde ve her türlü kıyafet ve teçhizat gibi güvenlik tertibatı ile elektrik işlemine muhatap edilmesi gerekirken bu hususların yerine getirilmemesi ağır hizmet kusurudur." denildi. Bakanlık ise idarelerine yükletilecek bir kusurun bulunmadığını, olay ile ilgili görülen ceza davasında vefat eden öğrencinin asli, öğretmenin ise tali kusurlu olduğunun saptandığını belirterek davanın reddini istedi.

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, oy çokluğuyla aldığı kararda Milli Eğitim Bakanlığı'nı aileye 23 bin 675 lira maddi, 120 bin lira da manevi olmak üzere toplam 143 bin 675 lira tazminat ödemeye mahkum etti.

Kararda, tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle aileye ödenmesi kararlaştırıldı. Kararda, vuku bulan kusurun, "kamu hizmetinin icrası sırasında, idarece kamu görevlisine sağlanan araç-gerecin ve yetkinin kullanımı aracılığıyla, mevzuat tarafından öngörülen ve üstlenilen ödev dolayısıyla ifa edilen görevin, mevzuatta öngörülen "usul ve kurala aykırı" olarak icra edilmesinden kaynaklandığı ve tek bir şahsa indirgenemeyen, idare içerisinde anonimleşen, görev kusuru olarak tanımlanan bir kusur olduğu, görev kusurunun da idare bakımından bir hizmet kusuru teşkil ettiği kaydedildi.

Karara karşı oy kullanan hakim ise davacılardan Muhammet Numan Üzümcü'nün 2000 doğumlu olduğunu, dolayısıyla gerek olay tarihinde gerekse, dava ve hüküm tarihinde ağabeyinin vefatına ilişkin elem ve acıyı tam ehliyetli kişiler gibi hissedebilecek bir durumda olmadığını değerlendirdi.

Bir küçüğün abisini kaybetmesini dolayısıyla küçükte oluşan elem ve acıyı ancak o küçüğün bilebileceğini, o kişi haricinde başkalarının (bu kişiler velisi/temsilcisi olsa dahi) şahsın iç dünyasındaki ızdarıbın oranını bilemeyeceklerini, bu hususun manevî tazminatın kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olmasının doğal bir sonucu olduğu ifade eden hakim, bu bakımdan velî, temsilci olsa dahi, Muhammet Numan Üzümcü'nün iç dünyasındaki elemi bilmesinin ve öngörmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

Bu nedenle anılan 2000 doğumlu Muhammet Numan Üzümcü adına velînin manevî tazminat talep edemeyeceğinden, anılan davacı adına manevî tazminata hükmedilmemesi gerektiği sonucuna varılması gerektiğini anlatan hakim, karşı oy yazısında şu görüşlere yer verdi;

"Zirâ olayda küçük lehine talep edilen ve hükmedilen manevî tazminat, küçüğün elem ve ızdırabına eşdeger değil, velînin tahmini bir meblağ talebinden ibarettir. Küçüğün manevî tazminat talebini tam ehliyetli olduğu dönemde bilahare talep etmesi ve bu durumda (küçük bakımından) zararı öğrenme, zarar tarihi v.d. hususlar ile dava süresinin başlangıcının ayriyeten tartışılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; Muhammet Numan Üzümcü bakımından menavî tazminat talebinin reddi yönünde hüküm kurulması gerektiği görüşü ile sayın çogunluk kararının Muhammet Numan Üzümcü adına talep edilen manevî tazminatın kabulüne ilişkin kısmına katılmıyorum." Bakanlık, mahkemenin kararını Danıştay'a temyize götürdü.

Bu haber toplam 1448 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim