• BIST 107.896
  • Altın 151,227
  • Dolar 3,6568
  • Euro 4,3252
  • Sakarya : 25 °C

Neden oldu bu facia?

Zihni Açba

İnsanın inanası gelmiyor. “Olmaz böyle bir şey…” diyorsunuz ama oluyor. Gerçi uzunca bir zamandan beri; “Olmaz böyle bir şey…” yerine, “Bu kadarı da olamaz artık.” demeye alıştık milletçe. Ama biz olmaz desek de olamaz desek de ne yazık ki hep oluyor olmazlar. 
13 Mayıs günü Soma’da yaşanan facianın ertesi günü aracımdaki radyodan faciaya dair haberleri dinlemeye çalışıyorum. Her haber kanalından farklı haberler dinlemek inanın kahrediyordu. Birinin ak dediğini diğerinin karalaması, birinin üç dediğine diğerinin beş demesinden gına gelmişti. Haber kanallarından birinde; “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın toplantısına canlı bağlanıyoruz.” anonsunu duyunca, aracımı yolun kenarına çekip park ettim ve dikkat kesildim. Bütün samimiyetimle ifade etmek isterim ki “Faciaya dair doğru bir şeyler” duymak ve öğrenmek umuduyla dikkat kesilmiştim. 
Konuşmasına, başsağlığı ve geçmiş olsun dilekleriyle başlamış, ardından olay mahallinde bulunan yetkililerin kendisine takdim ettiğini zannettiğimiz, ölü ve yaralı sayılarına dair bazı bilgileri paylaşarak sürdürmüştü sözlerini. Devletin bütün ilgili bakanlıklar ve birimleriyle, hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralılarla ilgili hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağına dair taahhütleri de belki giden canları geri getirmeyecekti ama kalanlar açısından yürek ferahlatıcıydı.Ne yalan söyleyeyim; o açıklamalar arasında “Madden ve manen ne gerekiyorsa Türkiye Cumhuriyeti olarak zaten Çalışma ve Sosyal Güvelik Bakanlığı ve işletme olarak da adımlar atılacak…” cümlesinde yer alan “İşletme olarak da…” ifadesi bir anda midemi bulandırmış, “Sen bu ülkenin Başbakanı’sın, işletmenin sözcüsü değilsin…” diye mırıldanmıştım kendi kendime. Sonra da; “Defol şeytan, aklımı karıştırma…” diyerek kendi kendime söylenmiştim. 
Çok fazla uzun olmayan, muhtevasında fazla aydınlatıcı bilgiler barındırmasa da teskin ve teselli etmeye yönelik bir açıklama olmuştu. Konuşmasının sonunda basın mensuplarına soru sormaları için söz hakkı verdi Başbakan ve El Cezire muhabirinin o soruyu sormasıyla, manzara birden değişiverdi. 
Muhabirin sorusu aynıyla şöyleydi; “Bu kadar tehlikeli iş yapıp da böyle bir kazaya hazırlıklı olmayan bir işletme nasıl olup da faaliyetlerine devam edebildi? Burada sorumluluk kime ait?”. 
Radyodan dinlememe rağmen Başbakan’ın bir anda değişen ses tonu ve üslubu, sonrasında yaşanan çirkin gelişmelerin adeta habercisi gibiydi. 
“Bir gazeteci olarak zannediyorum kömür madenlerinin pek yakından nasıl çalıştığını takip etmiyorsunuz. Belki de Katar da kömür madeni yok doğalgaz var. Ben şurada birkaç rakam vereceğim. Neyin ne olduğunu görmeniz için çok önemli. Bu ocakla ilgili Mart ayı sonunda yapılmış kontrollerde bu ocağın bu noktada işçi sağlığı ve iş güvenliği noktasında başarılı olduğu tespit edilmiştir…" cümleleriyle, soruyu soranı adeta pişman edercesine söze girdi Başbakan. Sonrası malûm. İngiltere’de 1862 de meydana gelen ve 200 kişinin ölümüyle sonuçlanan maden kazasından başlayarak, 1866’da 361 kişi ölmüş... İngiltere’de 1894 de patlama 290 ölü diye devam eden ve nihayet “Bakın Amerika. Teknolojisiyle her şeyiyle... 1907’de 361…” diye son bulan bir yığın tarihsel ve rakamsal değerlendirme ve kıyaslama. Son cümleleri ise adeta tuz biber ekiyordu acılara; “Literatürde iş kazası diye bir olgu vardır. İş kazası başka işlerde de olabilir. Bunların yapısında var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok. İşin boyutunun bu kadar fazla olması bizi derinden yaralamış üzmüştür ve yapılan kontrollerde de burası gerçekten işçi sağlığı ve güvenliği noktasında iyi olan kömür ocaklarından biri. Nisan ve Mayıs ayında da bu şekilde çalışmalarına devam etmiştir…". 
İnsan sormadan edemiyor:
Sahi kim denetlemiş ve “İşçi sağlığı ve güvenliği noktasında güvenilir” raporunu vermiş bu ocağa? O raporu verenleri de denetleyecek ve bu milletin yüzde ellisini değil, yüzde yüzünü kendine dost kabul edebilecek, o yüzde yüzün top yekûn güvenebileceği birileri var mı bu ülkeyi yönetenler arasında?
Daha kolay bir soru; bugün, bu elim facianın oluşunun yedinci günü ve oluş sebebini yarın yeniden değiştirmemek üzere, açıklayabilecek olan güven duyabileceğimiz bir yetkili var mı? Sahi neden oldu bu büyük facia?

Bu yazı toplam 1592 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim