• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Sakarya : 17 °C

Ne Günlere Kaldık

Zihni Açba

Yaşadığımız olaylar, şahit olduğumuz gelişmeler inanılacak gibi değil. Gerçi, biz bunların yabancısı değiliz. Yıllar öncesinden, daha gençlik yıllarımızdan tanıyoruz biz bu mayayı. Hani bugünlerde bazılarının "Ayaklarımızın altındadır" dedikleri "Türk Milliyetçiliği" var ya, bu mayanın içerisinde yer alan bir grup için o yıllarda da "Tekfir" gerekçesiydi. Dedim ya iyi tanıyoruz diye. O yüzden çok da şaşırmıyoruz bugün duyduklarımıza. Fatih' den tanıyoruz, Malta çarşısından tanıyoruz, Kasımpaşa meydanından tanıyoruz, Yıldız yokuşundan tanıyoruz. Adında "Milli" olan her şeye karşı, Cami cemaati içerisinde yaptıkları provokasyonlardan tanıyoruz. Cami avlularında "Cihad! Cihad!" naralarıyla saf, inanmış Anadolu çocuklarını gaza getirip, zoru gördüklerinde "Ricaat!" edişlerinden tanıyoruz.

12 Eylül 1980 sürecinde Mamak mahkemelerinde o zamanki büyükleri tarafından "Bunlar bir avuç genç serseri takımı. Bizimle bir bağlantıları yoktur…" diyerek satılanların; 28 Şubat sürecinde bu defa o büyükleri için "Onlar bir avuç eski kafalı yobaz. Biz o gömleği üzerimizden çıkarttık. Bizim onlarla bir ilgimiz yoktur…" diyerek, onları terk edişlerinden tanıyoruz.
Özellikle son üç yıl içerisinde, AKP iktidarının sözde terörle mücadele adına attığı her adım, karşılığında adeta bu coğrafya üzerindeki milli varlığımızın ortadan kaldırılmasına yönelik bir yeni hamleyi getiriyor. Bir kendini bilmez kalkıp da; "Siz Kafkaslardan, Rumeli'nden gelenler bu ülkenin sahibiyiz diyemezsiniz…" deme cüretini gösterebiliyor. Esasen bu sözler ne kendinin ne de kendini temsilcisi zannettiği Kürt vatandaşlarımızın sözleri değildir. Bu alçakça sözler, bugüne de ait değildir. Müslüman Türk kimliğini Anadolu coğrafyasından kazımak için defalarca seferler düzenleyen Haçlı zihniyetinin, asırlar öncesinden gelen ve bugünkü şartlara uyarlanmış sesidir. Bugün konuşan, sadece bir Dilli Düdük'tür. Ağzından çıkanlar, bir yerlerden kulağına üflenenlerdir. Onu anlamakta çok da zorluk çekmiyoruz. Çok da önemsemiyoruz.


Ancak, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetme görevini üstlenmiş olan Hükümet yetkililerinin, her gün bir önceki günü aratacak mahiyetteki sorumsuz ve tehlikeli açıklamalarını anlamak, gerçekten mümkün değil. Bu millet, hiçbir zaman kendisini idare edenler tarafından bu kadar aşağılanmamıştır. Otuz yıldır evlatlarını alçakça katleden bölücü örgütün başı olan bir katille, kendisini yönetmek ve en üst düzeyde temsil etmek yetkisini verdiği Başbakan'ını müzakere adı altında aynı masanın iki ucunda görmek, bu millet için en büyük züldür. Adeta ortada bir tavla masası kurulmuş, sanki karşılıklı zar atıyorlar bebek katili Apo ile Sayın Başbakan.
12 Eylül 2010 referandumu öncesinde gündeme gelen "Hükümet- PKK görüşmeleri", başta Sayın Başbakan olmak üzere bütün hükümet sözcüleri tarafından, çok sert ifadelerle yalanlanmış, hafızalarımıza çok çirkin ifadeler olarak kazınan "Şerefsiz- Şerefli" ithamları, o günlere damgasını vurmuştu. İşte o tartışmalar öncesinde yaşanan Habur süreci, ardından bu tartışmaların kaynağını teşkil eden Oslo süreci, sonrasında şehrin güvenliğinin tamamıyla bölücü örgüt mensuplarına terk edilerek asker ve polis bütün güvenlik birimlerinin adeta bit günlüğüne tatile çıkartıldığı Diyarbakır'daki cenaze töreni ve nihayet son noktada gelinen İmralı süreci. Terörle mücadele adı altında atılan bu adımların hepsi için söylenebilecek tek bir söz var; Yazıklar olsun size! Hem de ağız dolusu Yazıklar olsun. Millet vicdanını kanatan bu adımların, "Gerekirse baldıran zehri içeriz" edebiyatıyla geçiştirilmesi asla mümkün değildir. Çünkü bu uygulamaların adı; baldıran zehiri içmek değil, olsa olsa "Kemikten taslarla şarap yerine, şehitler kanını içmek" tir. AKP Diyarbakır Mlletvekili Galip Ensarioğlu' nun beyanına göre, "Öcalan'ı Türkiye için bir şans olarak görmek", herhalde bu milletin yaşayabileceği en büyük zillettir.
Allah'ım, ne günlere kaldık

Bu yazı toplam 1372 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim