• BIST 82.779
  • Altın 147,316
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Sakarya : 6 °C

Kutuplaşma ve kemikleşmeye dayalı iktidar hevesi…

Zihni Açba

Son günlerde Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bütün AKP kurmaylarının, gözle görülür bir gerilim içerisinde olduklarını fark ediyoruz. Görünen o ki; AKP iktidarı, malum sona doğru hızla ilerlediğini fark etmiş ve kaçınılmaz olan bu sonu, biraz olsun öteleyebilmek için değişik atraksiyonlar geliştirmeye çalışmaktadır. Bize göre; bu atraksiyonların en belirgini ve toplumsal bütünlüğümüz açısından da en tehlikeli olanı, Sayın Erdoğan’ın özellikle Taksim- Gezi Parkı eylemleri sırasında adeta zirve yapan “Biz ve ötekiler” yaklaşımı üzerine bina ettiği siyaset anlayışıdır. Biz, Sayın Erdoğan’ın Gezi eylemleri esnasında kullandığı, “Evlerinde zor tuttuğumuz yüzde elli var…” açıklamasını, tesadüfen veya dil sürçmesiyle yapılmış bir açıklama olmadığını, aksine bütün sonuçları hesap edilerek ve o sonuçlar hedeflenerek yapılmış bir açıklama olduğunu düşünüyoruz.
Meseleye faydacı veya fırsatçı bir bakış açısıyla baktığınızda, bugün itibariyle iktidar koltuğunda oturan siyasi yapının, bu yaklaşım tarzından kârlı çıkacağı düşünülebilir. En azından kendi oy tabanına yönelik bir “Kemikleştirme” çabası olarak da değerlendirilebilir bu ifade. Ancak biz Sayın Erdoğan’ın asıl maksadının, bundan ziyade bir hedef saptırma gayreti olduğunu düşünüyoruz. Hepimiz biliyoruz ki; Gezi Parkı eylemleri, başlangıçta bir çevre duyarlılığı, sonrasında gerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerekse hükümetin bir takım uygulamalarına yönelik, iktidar karşıtı eylemler olarak gelişti. Yani bu eylemlerin karşı cephesi, AKP iktidarı idi. Asla ve asla iktidar partisi olan AKP’ye oy veren seçmen tabanı değildi, eylemcilerin karşı cephesi. Fakat Sayın Erdoğan’ın Afrika Gezisi’ne çıkarken sarf ettiği, “Evinde zorla zapt edilen yüzde elli…” ifadesi, bir anda AKP’ye oy veren seçmen kitlesini bir karşı cephe haline dönüştürüverdi eylemciler karşısında. Bu cepheleşmenin ilk alameti de Erdoğan’a Afrika Gezisi dönüşünde iki Büyükşehir Belediyesi ve iktidar imkânlarıyla organize edilen karşılama programları oldu. Hele o Yeşilköy hava alanında atılan, “Yol ver gidelim, Taksim’i ezelim!” sloganları, cepheleşmenin ve kutuplaşmanın zirve yaptığı anlardır. Kim ne derse desin, kim hangi kardeşlik edebiyatını yaparsa yapsın, bu iki cephe artık birbirini düşman olarak görmektedir. Ortalıkta boy gösteren eli satırlılar ve eli sopalılar bu düşmanlaştırma siyasetinin ürünleridir.
AKP Hükümeti geride bıraktığı onbir yıllık iktidar döneminde, sahip olduğu büyük iç ve dış desteğe rağmen, çok kötü bir yönetim sergilemiş ve bugün gelinen noktada, gerek iç gerekse dış politikada gerçekten de altından kalkılması çok güç kamburlar altına sokmuştur Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni. Güçlü ekonomi masallarının aslı, astarı olmadığı şu son altı ay içerisinde iyice ortaya çıkmıştır. İktidar sözcülerinin “İthal Bakan” diye dillerine doladıkları Kemal Derviş’ten devraldıkları ekonomik tedbirlerle 12 yıldır yönettikleri Türkiye ekonomisi, bugün itibariyle iflasın eşiğindedir. Son gelinen noktada; Sayın Erdoğan’ın vatandaşa yaptığı, “Kullanmayın şu kredi kartlarını” çağrısı, ekonomi politikalarının iflasının işaretidir. Çünkü vatandaşı kredi kartı bağımlısı yaparak, boğazına kadar borç batağına sokan bu iktidarın ekonomi politikalarıdır.
Dış dünya ve özelliklede komşularımızla ilişkilerimiz noktasında da durumumuz ortada. İlginç bir şekilde İsrail ve ABD dışında tek dostumuz kalmamıştır Ortadoğu’da. Bakmayın siz öyle arada bir çektiğimiz restlere. Bütün dış ilişkilerimiz bu iki ortağın tayin ettikleri rotalar dâhilinde şekillenmektedir.
Terörle mücadele konusunda ise ne yapmaya çalıştıklarını kendileri de bilmez durumdalar. Son günlerde dillerine doladıkları, “Çözüm süreci sayesinde çok şükür 7 aydır şehit cenazesi gelmiyor…” ifadeleri, sanırım 30 yıl boyunca bölücü teröre kurban verdiğimiz aziz şehitlerimize yapılabilecek en büyük hakarettir. Eğer bugün göz yumulan ihanetlere daha önceleri de göz yumulmuş olsaydı, onlarda şehit olmazlardı. Elini, kolunu sallaya sallaya önlerinden geçen katillere sırtlarını dönüp, görmezden gelselerdi herhalde onlarda hayatlarını kaybetmezlerdi.
Velhasıl; politikaları iflas etmiş bir iktidar, kendine çıkış yolu aramaktadır. Son hamleleri göstermektedir ki; düşman kutuplar oluşturarak kemikleşmiş taban sağlamayı, tek çıkış yolu olarak görmektedirler. Umuyor ve diliyoruz ki; daha fazla tahribata yol açmadan, bunun çıkar bir yol olmadığını görürler ve vazgeçerler.

Bu yazı toplam 980 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim