• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Sakarya : 16 °C

İşte okul şarkılarındaki o ev!

İşte okul şarkılarındaki o ev!
Orda bir ev var uzakta... İşte o ev Geyve'nin Sarıgazi köyünde tüm güzelliği ile şairin izlerini taşıyor..

Türkiye'nin en çok bilinen şiiri "Orda bir köy var uzakta"ya ilham kaynağı olan ev... Türk Edebiyatı'nın usta şairlerinden Ahmet Kutsi Tecer'in Geyve Sarıgazi'de yaşadığı ev... 

1901 doğumlu şair Ahmet Kutsi Tecer'in 1911-12'li yıllarda Geyve Sarıgazi'de yaşadığı ev... 

Şair Tecer'in Balkan Savaşları esnasında Kırklareli'nde görev yapan babasının, ailesini savaş tehlikesinden uzak tutmak için geldiği Geyve'de, çocukluğunun bir döneminin geçtiği o köy ve o ev...

Yaşamın devam ettiği bu ev; mimari özelliği, dokusu ve tüm güzelliği ile hala şairin duygu izlerini taşıyor...

İlhan Baykal, Geyve'de görev yaptığı dönemde Muzaffer Sarısözen ile birlikte halk müziği ve folklor araştırması yapan şair Ahmet Kutsi Tecer'in Geyve'ye geldiğini belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İstanbul Validebağ Öğretmenevinde Geyvelilerle kahvaltıda biraraya gelen İlhan Baykal, şair Ahmet Kutsi Tecer'in çocuk yaşlarında Geyve'nin Sarıgazi köyünde yaşadığını ve "Orda bir köy var uzakta" şiirini Sargazi için yazdığını belirtti.

İlhan Baykal, Şair Tecer'in Geyve Zeybeği'nin ele alınmasında ve tanıtılmasında çok büyük emeklerinin olduğunu açıkladı.

İşte İlhan Baykal'ın anlatımıyla Ahmet Kutsi Tecer hatıraları; 

Ahmet Kutsi Tecer'i hayatımda bir defa gördüm. Kaymakama gitmiş karısıyla beraber. Karısı da Fransız Dame De Sion'da öğretmen, Ahmet Kutsi Tecer eski Milli Eğitim Müdürlerinden, iyi bir şair, iyi bir edebiyatçı... Kaymakam demişki sen bir takım araştırmalar yapıyorsun ama seni en iyisi İlköğretim Müdürü'ne göndereyim orda bir arkadaşımız var, orda sizinle bir yoklama yapsın. Geldi gayet hoş bir bey, yaşlı.. Dediki "Sevgili müdürüm, ben buraya bir konu için geldim, bana yardımcı olur musun?".. 
"Bildiğim konu ise memnuniyetle"
"Önce kafamda çözemediğim, şiirini yazdığım, ama Geyve'ye ait çok uzak bir köy var. O köye gitmek istiyorum".
"Adı ne bu köyün?" dedim.
"Sarıgazi" dedi.
Sarıgazi, Kazımpaşa'nın biraz ilerisi.. 1903 veya 1904 doğumlu bu, 1911-12 yıllarında gelmiş, 1 dönem, 1 sene Sarıgazi'de kalmış. O çocuk yürümesiyle, o çocuk zaman ölçüsüyle ona o kadar çok uzak gelmiş ki Sarıgazi köyü..
"Ne olur beni o köye götürür müsün?" dedi.
"Hocam götürürüm ama, hak,katen çok uzak" dedim. "Nasıl gidelim?" dedim.
"Ya taksi giderse, taksi parası benden, şu benden.." 
Ben de espri yapıyorum tabii.. Sarıgazi burnumuzun dibinde. Kazımpaşa'dan herhalde 10-15 dakika sürmez. O zamanlar 55-60 yaşlarında.
Rahmetli Sengül öğretmen vardı. Onun kocası Fikret.. Evvela Fikret'i bulmuşlar. Ordan kaymakama yönlendirmişler, o da bana...
Uzaktan da karısı Sengül öğretmenlerin akrabasıymış,
Dedimki "Gidelim o köye, ben sizi götüreceğim"...
Oooo.. Bir sevindi, bir sevindi..
"Taksi tutalım, otobüs tutalım" dedi..
Dedim "Hiç gerek yok. Çok yakın"
"Olmaz" dedi, "Yakın değil, çok uzak" dedi.
Dedim "Pekala ben götüreyim, sen sonra kararını ver"
Bindik kaymakamın jipine.. Aaaa.. 5 dakika sonra biz köye geldik.
Adam şöyle etrafına baktı... Hatırladı.. O fotoğrafı hatırladı.
Şimdi sen bana senin çocukluğundan kalma "Ali, Veli, Hasan, Hüseyin.. Ayşe-Fatmalar var mı" dedim kafanda? 
Caminin orda yaşlılarda oturuyorlar.. "Olmaz olur mu, falan vardı, filan vardı" dedi.
Sordum "Filanı tanıyan var mı".. Adam "Benim" dedi.. Arkadaşlarını buldu.
Düşünebiliyor musunuz, "Orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür..." şiirinde.. Dedi ki.. "Yahu ben onu uzak zannederdim, yanlış yazmışım" dedi..
Dedim ki ne alakan vardı, burayla, nerden buldun, Geyveli değilsin.
Bunlar Kudüs doğumlu, o bölgede babası memur.. Biliyorsunuz 1914 savaşları da başlayınca, babasını almışlar Kırklareli'ne kaymakam tayin etmişler. Şimdi Trakya kaynıyor, savaş korkusu var.. Bakıyorlarki adamcağız.. Sormuş soruşturmuş, en güvenli yer Geyve... Oraya ne şu gelir, ne bu gelir.. Çoluğumu çocuğumu orda bir ev bulayım hatta köyde burda otursunlar. O şekilde Sarıgazililiği var. Arkasından tabi İstanbul'a göçleri ve folklor çok önemli. Bugün Türkiye'de folklerün gelişiminde yüzde elli onun payı var. Halk müziği ve folklor araştımacısı Muzaffer Sarısözen'le birlikte "Gel demiş Türkiye'yi karış karış gezelim, yerel folklorü bulalım, ihya edelim, rötuş yapalım, her bölgenin oyunlarını izleyelim.. Bana "Geyve'nin Zeybeği olacak" dedi. Bunu bir örnek sunabilir misiniz? Adam Geyve Zeybeği'ni hatırlıyor. Ama nasıl oynanır, müziği nedir bilmiyor. 
Neyse, "Kim var, kim var.." Eski resimlerde Mehmet Hırka vardı, oynamış, Nuri İbrik vardı onun babaları, dedeleri oynamış Sarıgazi'de...
Dedim ki, ya böyle böyle.. Bu misafirimize bir oyun, bir bölüm izlemek istiyor. Hay hay dediler. Sonra Ahmet-Mehmet toplandılar, okulun önünde, davul zurnayla adamı oynattık, seyrettirdik. O da video'ya çekti. Dediki "Ben bunu ihya edeceğim".. Bu oyun güzel oynanırsa Balkanlar'da söz sahibi olur, çok iyi bir oyun tabii melodisi ve erkek oyunu "Çok hoş" dedi.
Ve hakikaten Geyve Zeybeği'nin fevkalade hale gelmesinde Allah rahmet eylesin Ahmet Kutsi Tecer'in çok büyük rolü var.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Ahmet Kutsi Tecer'in hayatı...

1901?de Kudüs?te dünyaya geldi. Babası, o dünyaya geldiği sırada Kudüs Düyün-u Umumiyesi müdürü olan Abdurrahman Bey, annesi Hatice Hanım?dır. Aile, Erzincan, Kemaliye'nin (Eğin) Apçağa köyündendir.

Ahmet Kutsi, dört çocuklu ailenin en küçüğüydü. Asıl adı Ahmet?tir. "Kudsi" adı, doğum yeri Kudüs?ten ötürü kendisine verilmiştir.

Öğrenim Yaşamı

Ahmet Kutsi Tecer, ilk öğrenimine Kudüs'te Frerler Okulu'nda başladı. Babasının tayini nedeniyle ailesinin taşındığı [[Kırklareli]'nde ilk ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra liseyi [[İstanbul]'da Kadıköy Sultanisi'nde ücretsiz yatılı olarak okudu. Liseden sonra iki yıllık Halkalı Ziraat Yüksek Okulu?nu bitirdi.(1922)[3] Ardından Yüksek Öğretmen Okulu imtihanını kazanarak iki yıl Darülfünun'un Felsefe Bölümü'ne devam etti.

Öğrencilik yıllarında çekirdeğini bazı Darülfünun hocaları ve öğrencilerinin oluşturduğu Dergâh dergisi çevresindeki aydın gruba katılan Tecer?în bazı şiirleri Dergah Dergisi'nde yayınlandı.

1925'te Darülfünun'daki öğrenimine ara vererek Yüksek Öğretmen Okulu bursuyla biyoloji öğrenimi için Fransa'ya gitti ancak Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi?nde felsefe derslerini takip etti.[4] Fransa?da bulunduğu 1925-1927 yıllarında Paris Milli Kütüphanesi'nde araştırma yapma imkanı buldu. Kütüphanede Cezayir Halk Şairleri yazmalarını bularak Türk halk edebiyatının bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkardı. Paris?teki hayatını ?Paris Acıları? adlı şiirinde yansıttı.

1928 yılında yurda geri dönen Ahmet Kutsi, araştırmalarını Halk Bilgisi Derneği'nin çıkardığı Halk Bilgisi Mecmuası?nda yazılar yayımladı. 1929?da Darülfunun?dan mezun oldu.
Öğretmenlik yaşamı ve Sivas?ta halk kültürü çalışmaları

Sivas Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atanması üzerine gittiği Sivas şehrinde dört yıl kadar kaldı. Çalıştığı okulda Toplantı adıyla bir öğrenci dergisi çıkaran şair, arkadaşları Vehbi Cem ve Muzaffer Bey ile birlikte 5-7 Kasım 1931?de Halk Şairleri Bayramı 'nı gerçekleştirdi; şenlikler sırasında yapılan yarışmada birinci gelen Aşık Veysel ile dostluğu başladı. Aşık Veysel?in yanısıra, Suzani, Ruhsati, Mesleki, Talebi, Karslı Mehmet gibi halk şairlerinin tanıtılması için çalıştı. Halk Şairlerini Koruma Derneği' kurarak halk müziğinin tanınması, okula ve radyoya girmesi için çalıştı.

1932 yılında Sivas Maarif Müdürlüğü'ne atandı ve aynı okulda Fransızca dersler verdi. Ayrıca Kız Muallim Mektebi ve Kız Meslek Lisesi'nde de edebiyat öğretmenliği yaptı. Sivas Halkevi'nin başına geçti, çevrede Halk Odaları'nın açılmasına ön ayak oldu.

Yörenin halk bilimi unsurlarını araştıran Ahmet Kutsi Bey, şiirlerini ?Şiirler?(1932) adlı kitabında topladı. Soyadı Kanunu çıktığında Sivas?ın Deliktaş Köyü?nden Ruhsati?nin bir şiirinde geçen Tecer Dağı?nın adını soyadı olarak seçti.

Bürokrasi ve siyaset yaşamı
Tecer, 1934'te Milli Eğitim Bakanlığı?nda Yüksek Öğrenim şube müdürü olarak atandı ve bu görevde 5 yıl kaldı. Bir yandan da Gazi Eğitim Enstitüsü?nün kompozisyon, Gazi Lisesi?nin felsefe derslerine girdi. Devlet Konservatuarı'nın kuruluşunu hazırlayanlar arasında yer aldı. 1937 yılında öğretmen Meliha Hanım ile evlendi, bu evlilikten iki çocuğu oldu.

1938?de Yüksek Öğrenim Genel Müdürü olarak atanan Tecer, arkadaşı Muzaffer Sarısözen?in Ankara Devlet Konservatuarı Folklor Arşivi Şefliğine tayinini sağlayıp, halk müziği derlemeleri yapmasına yardımcı oldu.

1942'de Talim ve Terbiye Kurulu üyeliğine atanan Tecer, ardından VI. dönem Adana (ara seçim) ve VII. Dönem Urfa milletvekili olarak TBMM?de yer aldı. Milletvekilliği sırasında kültür ağırlıklı siyasi çalışmalarda bulundu ve Halk Evleri Şenliği'ni düzenledi.
Ülkü Mecmuası

Milletvekili Ahmet Kudsi Tecer, 1941-1945 yılları arasında Ülkü Mecmuası?nın. Halkevleri'nin yönetimini üstlendi. Halkevleri?nin yayın organı olan bu mecmua, cumhuriyet ideolojisini yaymak için 1933?ten beri çıkarılmakta idi. Ülkü, Ahmet Kutsi Tecer?in idarecisi olduğu dönemde 15 günde bir yayımlandı. Fikir ve sanat hareketlerine yer verilen, kitap ve dergi tanıtımı yapılan dergide Âşık Veysel, Ali İzzet Özkan gibi âşıkların yurt genelinde tanıtılmasına yönelik çalışmalar vardı.

Bu dönemde Tecer?in yazıları ve şiirleri Ülkü?de, zaman zaman da Yücel dergisinde ve Ulus gazetesinde çıktı. Bu yıllarda köy temsilcileri ile ilgilendi, köy tiyatrosunu inceledi ve Koç yiğit Köroğlu oyununu yazdı.

Kültür Ateşeliği ve UNESCO
Tecer, 1947-1951 yılları arasında Paris Kültür Ataşesi ve Öğrenci Müfettişi olarak görevlendirildi. Bu dönemde Paris'te müzik eğitimi için bulunan ?harika çocuk? İdil Biret ile de ilgilendi[5]

1948 yılında Ankara?da kurulan geçici UNESCO Komitesi?nde görevlendirilen Tecer, 1950?de UNESCO Yürütme Komitesi?nde Türk delege olarak yer aldı. UNESCO topluluğu içinde Türk kültürünün gelişmesine hizmet etti.
Türkiye?ye dönüşü

Türkiye?ye döndükten sonra 1953 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı?nda Türk tarihi ve geleneksel tiyatro, Galatasaray Lisesi?nde edebiyat dersleri verdi. 1955 yılında kurulan Türk Halk Oyunlarını Yaşatma ve Yayma Tesisi ile yine aynı yıl kurulan Türk Halk Sanatları ve Ananeleri Tetkik Cemiyeti İstanbul şubesinin (günümüzdeki adı Folklor Araştırmaları Kurumu) kurucu üyeliklerini yaptı. Türk Dil Kurumu?nun da üyesi oldu.

1957-1966 yılları arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi?nde estetik, Gazetecilik Enstitüsü?nde halk edebiyatı dersleri verdi. 1960′lı yıllarda İstanbul Radyosu?nda yayıncılara ders verdi.

İstanbul Eğitim Enstitüsü Öğretmeni iken 1966 yılında emekli oldu.
Ölümü

Tecer, 23 Temmuz 1967 tarihinin pazar gecesi Vakıf Gureba Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi..

Eserleri
Şiirleri
İlk şiirlerini 1921-1922'de Dergah Mecmuası?nda yayımlana Ahmet Kutsi?nin ilk eseri 1932 yılında bastırdığı Şiirler kitabıdır. Bu eser sınırlı sayıda basıldığı için (250 adet) kütüphanelerde mevcut değildir. Daha sonraki şiirleri Varlık, Oluş, Yücel, Ülkü, Türk Düşüncesi, Şadırvan, Türk Dili gibi dergilerde çıkar. 1933-36 yılları arası şiir bakımından en verimli olduğu dönemdir.

2002 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Tecer'in Bütün Şiirler' yayınlanmıştır.

Ahmet Kutsi, şiirlerini hece ölçüsünde ve yalın bir dille yazmış. Aşk, doğa, ölüm, özlem gibi konuları işlemiştir. Genellikle halk şiirlerinin sekizli ve on birli hece ölçüsüne ve ulusal nazım birimi olan dörtlüğe bağlı kalan Tecer, bazen da heceyi yeni ölçülerle denemiştir.

En çok bilinen "Orada Bir Köy Var Uzakta" adlı şiirini çocukluğunda bir dönem yaşadığı Geyve ilçesi Sarıgazi Köyü için yazmıştır.

İnceleme
1940 yılında yayınlanan Köylü Temsilleri adlı kitabı seyirlik oyunları üzerine yazılmıştır.

Tiyatro Eserleri
Türk tiyatro geleneğinden, halk kültüründen ve halk motiflerinden gelen malzemeyi batı tekniği ile işleyen tiyatro eserleri yazmıştır.

Yazılan Bozulmaz:1946'da Ankara Devlet Konsevatuarı Tatbikat sahnesinde oynanmıştır.
Köşebaşı: İlk defa İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda oynanmıştır.The Neighbourhood adıyla İngilizce'ye çevrilmiş, ABD'de sahneye konmuştur. 1964 yılında Ankara'da basılmıştır.
Koçyiğit Köroğlu: İlk defa Ülkü'de yayınlanmıştır. Ankara Devlet Tiyatrosu'nda 1949 ve 1961 yıllarında sahnelenmiştir.
Bir Pazar Günü:1957'de Teknik Üniversitesi Tiyatrosu; 1959'da genç oyuncular bu oyunu sahneye koymuşlardır.
Satılık Ev:1961'de İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.

Bu haber toplam 1753 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim