• BIST 108.594
  • Altın 144,399
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • Sakarya : 14 °C

HER ŞEY EVET İÇİN

HER ŞEY EVET İÇİN
Hani

Artık son haftaya girdik. Kanaatlerin şekilleneceği, oyların renklerinin büyük ölçüde netleşeceği bir hafta olacak bu hafta ve inşallah önümüzdeki hafta bugün, merakla beklediğimiz referandumun sonucunu biliyor olacağız. Bütün dileğimiz; bu sonucun, Yüce Türk Milletinin birliği, Türk Vatanının dirliği ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kıyamete dek bekası için hayırlara vesile olacak bir sonuç olmasıdır. Malumunuz olduğu üzere bugünden itibaren 12 Eylül 2010 Pazar günü yapılacak olan referanduma yönelik seçim yasakları başlıyor. Bu yasaklara göre; "Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri yurt içinde yapacaklar halkoylaması ile ilgili propaganda gezilerini makam otomobilleriyle yapamayacak. Bu amaçla yapacakları gezilerde protokol gereği karşılama ve uğurlama törenleri yapılmazken, resmi ziyafet de verilmeyecek. Başbakan, bakan ve milletvekillerinin referandum ile ilgili yapacakları propaganda gezilerine hiçbir memur katılmayacak. Bütün daire, teşekkül ve müesseselerde Bankalar Kanunu'na tabi teşekküllere ait kaynaklardan yapılan iş ve hizmetler dolayısıyla (açılış ve temel atma dahil) törenler tertiplemek, nutuklar söylemek, demeçler vermek ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunulması yasak olacak…". Bu yasaklar, Seçim Kanunumuzda yer alan yasaklamalar. Bunlara uymak, yasal bir zorunluluk, uymamak ise yasada belirtilen ceza-i müeyyideyi gerektiren bir suç. Yani; bugün hariç önümüzdeki beş gün boyunca bu yasaklara uymayan ilgili ve yetkililer, yasal olarak suç işlemiş olacaklar. Önümüzdeki beş gün boyunca suç sayılacak olan bu fiillerin geride bıraktığımız beş ay boyunca, hem de siyasi tarihimizde benzeri görülmedik bir tarzda ifa edilmiş olması, kanunen suç vasfında değilse de ahlaken nasıl değerlendirilebilir acaba? Geçtiğimiz günlerde CHP yöneticisi Berhan Şimşek' in bir basın açıklaması çok dikkatimi çekmişti. Şimşek'in açıklamasına göre; Yükek Seçim Kurulunun açıkladığı referandum maliyeti 60 (Altmış) milyon T.L civarında, AKP' nin referandum harcamaları ise 250 (İkiyüzelli) milyon T.L civarında imiş. Konuya dair benim kişisel bir araştırmam yok ve şahsen böyle bir araştırmayı yapabilmem de mümkün değildir. Berhan Şimşek'in açıklaması bu şekildeydi ve aksine bir beyanın da AKP sözcülerinden geldiğini duymadım bugüne kadar. İlk bakışta çok büyük bir para gibi görünüyor ama eğer iddia edildiği gibi bu referandumda halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesi yani sonucun "Evet" çıkması halinde bir "Yandaş Yargı" oluşturma imkânı doğacaksa, iktidar adına fazlasıyla kârlı bir yatırım sayılabilir bu harcamalar. Kendini "Satış ve Pazarlama" uzmanı olarak deklare etmiş bir iktidarın, bu hesabı yapmamış olması mümkün değildir. Şeytanın işi yok ya! Bu mübarek Ramazan gününde bile aklımıza giriyor. Bu referandumda yürüttükleri kampanyanın AKP kasasına maliyeti 250 milyon Türk Lirası. Peki aynı AKP Referandum kampanyasının, Devletin kasasına yüklediği maliyet ne kadardır acaba? Makam-ı Aliye' nin son beş ayda yoğunlaşan ve sadece bu referanduma matuf propaganda maksadı taşıyan aktivitelerinin devlet kasasına yüklediği külfeti tespit edebilecek bir yapılanma mevcut mudur acaba? Veya o yüksek makamları işgal edenlerin, böyle bir hassasiyetleri varmıdır ki? Hani "Hak, hukuk, adalet" diyoruz ya! Hani "Fırat'ın üzerindeki köprüden geçen koyunun kırılacak ayağının hesabı " filan diyoruz ya! Hani "Tüyü bitmemiş yetimin hakkı" diyoruz ya! Boş verin canım, biz o gömlekleri çıkaralı çok oldu Şimdi her şey "Evet" için.


Bu haber toplam 1003 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim