• BIST 98.314
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Sakarya : 13 °C

GÜVENMEK

GÜVENMEK
Yaşadığımız tuhaflıklar silsilesi bir türlü bitmek bilmiyor. İnanın, her gün

Yaşadığımız tuhaflıklar silsilesi bir türlü bitmek bilmiyor. İnanın, her gün "Acaba bugün neye şaşıracağım" diye uyanır olduk. Hani ayın şarkısı, ayın golü v.s gibi bir takım anketler ve yarışmalar düzenleniyor ya eğer "Ayın tuhaflığı" diye bir anket düzenlense, sanırım birinciyi seçmekte zorluk çekilir bizim ülkemizde. 31 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe giren CMK daki tutukluluk sürelerinin sınırlandırılmasıyla ilgili değişiklikle birlikte bir anda gündemimize oturan Hizbullah terör örgütü, geçen bir ay içerisinde her gün yeni bir sansasyonel haber malzemesi oldu. Her gün yeni bir suçlama ve itham yer aldı medya manşetlerinde. Siyasi iktidar sözcüleri ısrarla yargıyı suçlarken, yargı mensupları da üzerlerindeki iş ve dosya yükünün aşırı fazlalığından yakınarak, bir savunma psikozuna girdiler. Kamu vicdanın gerçekten sızlatan "Canilerin sokağa salınması" gibi bir gerçek ortadayken, konunun bir şekilde muhatabı ve sorumlusu olan kurum ve kuruluşlar, çare aramak yerine birbirlerini veya birilerini itham etmek durumuna düşmüşlerdir. Sanki bir "YASAL FİRAR" senaryosuyla salıverilen örgüt mensupları, bir hafta sonra geri aranmaya başlanmışlar ve fakat her nedense bulunamamışlardır. Sanki yer yarılmış ve onlar içerisine girmişler. Geçmişteki hayat tecrübelerimden ve seyrettiğim birçok sinema filminden bildiğim pek çok firar şekli hatırlıyordum ama böylesini inanın hiç görmemiştim. Parmaklık kesmek, tünel kazmak, açık ziyaretlerde ziyaretçilerin arasına karışarak kaçmak, sahte telgrafla tahliye olmak v.s gibi birçok yolunu duymuştum firar etmenin. Ama bu kadar yasal(!) bir şeklini hiç duymamıştım. Yargının en üst düzeyde talimatı, güvenlik güçlerinin en kapsamlı nezareti ve yandaşlarının davul- zurnalı merasimi ile firar ettiler adamlar. Aradan bir ay geçti ve bir ay boyunca her gün medyada manşet oldu, sözüm ona Hizbullah operasyonları. Her gün birkaç ev, birkaç dernek basıldı ama yakalanan yok. Birileri, çöreklendikleri gazete köşelerinde "Hizbullah'ı meclise taşıma" senaryolarını tartışmaya açtılar bile. Gerisi nasıl olsa gelir. Ama "Bu tuhaflığın sorumlusu kimdir?" diye sormak kimsenin aklına gelmez. Bugün artık; suçları sabit görülmüş ve haklarında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları tasdik edilmiş yasadışı örgüt mensupları, yasal bir firar senaryosuyla sokağa salınmışlar ve aramızda dolaşmaktalar. Ne yapmalıyız? Adalete güvenmeliyiz… Dedik ya tuhaflıklar bitmiyor. Bir başka tuhaf skandal da Ergenekon mahkemelerinde ortaya çıktı. Milliyet gazetesinde yer alan Esra Alus imzalı habere göre; 2. Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Harp Okulu dönem birincisi Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin kullandığı cep telefonu, gözaltına alındıktan sonra polis tarafından bilirkişi incelemesi yapılmadan önce açılarak rehberine 139 adet telefon numarasının yüklendiği ortaya çıktı. 18 Eylül 2008'de gözaltına alınan Çelebi'nin, Hizbut Tahrir örgütü ile bağlantılı olduğu iddia edildi. Telekomünikasyon İletişim Daire Başkanlığı'nın (TİB) verdiği rapora göre, 19 Eylül 2008'de Merkez Komutanlığı'ndan bir polis memuruna teslim edilen gözaltındaki Çelebi'nin cep telefonu, aynı gün saat 23.52.42-23.54.05 zaman diliminde 1 dakika 23 saniye "usulsüz" olarak açıldı. Şimdi düşünün; gerçek veya gerçek dışı bir iddiayla gözaltına alınıyorsunuz. Kullandığınız cep telefonuna el konuluyor. Bir süre sonra mahkemeye çıkartılıyorsunuz ve sizin el konulan cep telefonunuzun rehberine bilginiz dışında kaydedilmiş, 139 tane yasadışı örgüt mensubunun telefon numarası, suçlanmanıza delil olarak önünüze çıkartılıyor. Peki, ne yapmalısınız? Güvenlik güçlerimize güvenmelisiniz. İyi, ama nereye kadar. Gerçekten çok güzel ve her insanın ihtiyaç hissettiği bir duygu "GÜVENMEK". Keşke daha çok güvenebilseydik ve daha güvenilir olabilseydik...


Bu haber toplam 612 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim