• BIST 107.700
  • Altın 144,091
  • Dolar 3,5280
  • Euro 4,1445
  • Sakarya : 25 °C

Gösteri Müslümanlığı ya da bir garip ölmüş diyeler…

Zihni Açba

O düşünceyle oturdum bilgisayarımın başına ve biraz kolaycılık yapıp, “Gezi Parkı” diye başlayacaktım söze. Devamına ne koyarsanız koyun gidiyor son günlerde. Ama vicdanım el vermedi.

Beş gündür içimi sızlatan bir meseleyi es geçerek, popüleri tercih etme kolaycılığına düşemedim. Yüreğimi sızlatan bir aymazlığı sizlerle paylaşmak istedim.

Ben, Akyazı’da yaşıyorum. Sakarya İli’nin Akyazı İlçesi’nde. Burada doğdum, burada büyüdüm ve yüce Rabbim izin verirse ömrümü de bu güzel yörede tamamlamak arzusundayım.

Acısıyla, tatlısıyla birçok hatıram var bu şirin ilçede. Okumuşundan da cahilinden de, akıllısından da delisinden de, dervişinden de berduşundan da birçok dostum oldu.

Dede dostlarımız, baba dostlarımız arasında Tahir Hocalar, İhsan Hocalar, İrfan Hocalar, Sabri Hocalar kadar, Deli İlyaslar, Osman Ağalar, Hüseyin Çavuşlar, Sofuoğlular, Ninoğlular ve hatta meyhaneci Selahattinler bile oldu.

Allah (cc) hepsine gani gani rahmet eylesin. Bir de Paytoncu Hilmi (Arabacı) Amca vardı çocukluk yıllarımdan hafızama kazınan. İnanıyorum ki; çocukluğunu Akyazı’da yaşamış elli yaş üstü kuşaktan, Hilmi Amcanın paytonunun arkasına asılmamış hiç kimse yoktur.

Başka paytonlar ve paytoncularda vardı Akyazı’nın payton durağında ama, “Paytoncu Hilmi” bir başkaydı. İşte sözünü ettiğim yürek sızım, o paytoncu Hilmi Amcayla ilgili. Daha doğrusu, onun geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden oğlu Halûk Arabacı ile ilgili.
Geçtiğimiz hafta salı günü vefat etti Halûk. Benim çok fazla tanıdığım biri değil ama çocukluk yıllarımız paytoncu Hilmi Amcanın oğluydu o.

Öğrendiğim kadarıyla, geçirdiği bir rahatsızlık dolayısıyla yıllar önce her iki gözünü de kaybetmiş, içine kapanık kardeşlerinin himayesinde kendi halinde bir hayat yaşıyordu Haluk.

Şehir dışında olduğum için vefatını dönüşümde öğrendiğim Haluk’un cenazesi, 12 Haziran 2013 Çarşamba günü Akyazı Gazi Süleyman Paşa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından aile mezarlığına defnedildi.

Hani Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ve Sakarya üst protokolünün de katılımıyla, Bölge Yatılı Kur’an Kursu’nun temel atma töreni gerçekleştirildi ya, işte o gün defnedildi garip Halûk’un cenazesi de.

Allah var, katılmadım ama anlatanlardan dinlediğim kadarıyla muhteşem olmuş temel atma töreni. Emeği geçenlerden ve katkısı olanlardan Allah razı olsun.

Diyanet İşleri Başkanı, Sakarya Valisi, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı, Akyazı Kaymakamı ve Akyazı Belediye Başkanı dâhil temel atma töreni için Akyazı’ya gelen bilcümle protokol, Gazi Süleyman Paşa Camii’nde bir araya gelmişti öğle namazı vaktinde. Aynı saatlerde, garip Halûk’un da tabutu bulunuyordu cami bahçesindeki musalla taşında.

 Başında da kardeşleri ve bir kaç yakını dikiliyordu.

Ne şanslı gündü merhum Halûk için bugün değil mi? Cenaze namazını belki de ülkenin Diyanet İşleri Başkanı kıldıracaktı. En azından Müftü Efendi namazı kıldıracak,

 Başkan da cemaat arasında yerini alacaktı belki de. Camiyi dolduran binlerce kişi de saf tutacaktı ve dualar edecekti mevtanın arkasından. Keşke olabilseydi…

Yukarıda da belirttiğim gibi ben orada değildim. Ama orada olan ve şahit olduğu o çirkin manzaradan duyduğu rahatsızlıkla, gözleri dolu dolu bana anlattıklarını aktarmaya çalışıyorum sizlere.

Sayın Diyanet İşleri Başkanı ve o gün Akyazı’da olan bilcümle protokol ehli, gazetemizi alır ve bu köşeyi okurlar mı bilemiyorum ama onlarla bir şekilde merhabası olup da bu yazıyı okuyan herkesten Allah rızası için, onları bu yazıdan haberdar etmelerini istiyorum.

Çünkü biz, düşüncelerimizi ve kanaatlerimizi muhataplarımızın duymalarını ve bilmelerini isteriz.

Eğer muhataplarımızdan herhangi birisinin bize ulaşarak yapacağı bir açıklama veya düzeltme olursa, onu da bu köşeden yayınlamaktan asla imtina etmeyiz.

Bu açıklamadan sonra dönelim Gazi Süleyman Paşa Camii’ne. İlçe dışından gelen bilcümle protokol, cami önünden geçen ana yol üzerinde sıralanan karşılama heyetleri tarafından karşılanarak içeriye alınırlar. “Ne olur bir Allah kulu da musalla taşında yatan cenazeye doğru yönelse…” diye sözlerini sürdürüyor olayı anlatan dostum.

Ezan okunuyor ve hınca hınç dolu camide öğle namazı kılınıyor. Namazın ve duanın ardından Diyanet İşleri Başkanı Sayın Görmez, mikrofonu alıyor ve konuşmaya başlıyor. Barış ve kardeşlik mesajları vermeye çalışıyor kendi lisanınca.

Bu arada cenaze sahipleri ve bir kısım cemaat bahçeye çıkıp, cenaze namazı için tabutun başında saf tutar.

Bir müddet beklenir, cenaze namazını kıldırmak üzere tabutun başına gelen kimse yoktur.

 İçeriye haber verilir, sanki birinden “Kıldır da gel!” türünden bir talimat almışçasına Gazi Süleyman Paşa Camii İmam Hatibi Harputoğlu Hoca gelir, namazı kıldırır ve alelacele tekrar camiye girer.

Cami içerisinde binlerce kişi Diyanet İşleri Başkanı’nın barış ve kardeşlik sohbetini dinlerken, dışarıda iki buçuk saflık bir cemaatle garip Halûk’un cenaze namazı kılınır ve bir emekli hocanın nezaretinde mezarlığa doğru yolcu edilir.

Beş dakika sonrada sohbet sona erer ve cami boşalır, bilumum protokolle birlikte temel atma törenine giderler.

Sakın ola ki birileri bana “Cenaze namazı farz-ı kifayedir. Üç kişi kılarsa bütün Müslümanlar kılmış sayılır…” deme densizliğinde bulunmasın.

Şimdi avazımın çıktığı kadar yüksek sesle ve bütün açık yürekliliğimle soruyorum; eğer o musalla taşındaki tabutun içinde paytoncu Hilmi Amcanın oğlu garip Halûk değil de, cami içerisinde bulunan o bir sürü “Sayın’lar” dan herhangi biri olsaydı, o cenaze namazı öyle mi kılınırdı?

Sayın Diyanet İşleri Başkanı, Sayın Müftü, Sayın Harputoğlu Hocam ve o gün o camide bulunan bir sürü Sayın, hangi davranışların İslâm’a uygun olduğuna, nelerin İslâmi hayat tarzına münasip olduğuna dair sınırsız bilgi sahibi olabilirler veya olduklarını zannedebilirler.

Ama ben biliyor ve inanıyorum ki; dostumun bana gözleri dolarak anlattığı, o gün Gazi Süleyman Paşa Camii’nin bahçesinde yaşanan o manzara asla ve asla İslâmi, o davranış biçimi de Müslüman’ca değildir. Ne güzel demiş Yunus:

Bir garip ölmüş diyeler,

Üç günden sonra duyalar,

Soğuk su ile yuyalar,

Şöyle garip bencileyin.

Mekânın Cennet olsun Halûk kardeşim. Nûr içinde yat…

 

Bu yazı toplam 1149 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim