• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Sakarya : 3 °C

Gaf mı, itiraf mı?

Zihni Açba

Geride bıraktığımız haftaya, “Fişleme” haberleri ile başlamıştık. Taraf gazetesinde yer alan

“Hükümet yanlısı olmayan cemaatler fişleniyor” haberi üzerine, ilk açıklama İçişleri Bakanı

Muammer Güler’den gelmiş ve ben bu açıklamayı duyduğumda çok şaşırmıştım. Sayın Güler;

“Fişleme diye bir şey yok kardeşim. Biz, bizimle olan insanlara, bizim tabanımızı oluşturan insanlara

karşı böyle bir şey asla yapamayız, yapmayız. Böyle bir niyet, böyle bir kasıt, böyle bir amaç asla

olamaz…” ifadeleriyle yalanlıyordu iddiaları.

Sayın Güler’in ardından bu defa da AKP Genel Başkan yardımcısı ve parti sözcüsü Hüseyin

Çelik; “MGK kararını hizmete karşı kullanılan bir şey gibi sundular. Bu asılsız bir iddiadır. Netice

itibariyle biz aynı ruh ve mana dünyasına mensup olduğumuz insanlarla dediğim gibi cebelleşmek

onları mağdur etmeyi onlara haksızlık etmeyi kendimiz için ayıp sayarız ve böyle bir ayıba da asla

düşmeyiz…” şeklindeki beyanlarıyla, adeta perçinliyordu Sayın Güler’in söylediklerini.

Bu beyanları duyunca insanın ister istemez sorası geliyor; “Siz, sizinle olan insanlara, sizin

tabanınızı oluşturan insanlara, aynı ruh ve mana dünyasına mensup olduğunuz insanlara karşı

yapmadığınızı ve yapmayacağınızı söylediğiniz bu ayıbı, sizinle olmayan veya sizden olmayanlara

karşı yapmayı hak mı sayıyorsunuz?” diye. Eğer bu beyanlarınız bir gaf değilse; o zaman yıllardan

beri her gördüğünüz kameranın ve her uzatılan mikrofonun karşısında salya- sümük ağlayarak, “Bizi

fişliyorlar, bizi ötekileştiriyorlar…” diye suçladığınız güruhtan ne farkınız var ki sizin?

İçişleri Bakanı Sayın Güler, geçtiğimiz hafta gerçekten de fazlasıyla formda görünüyordu

nedense. Gazetelerin kendisine sorduğu sorulara ilginç cevaplar veriyordu. Demokratikleşme paketi

çerçevesinde alfabeye eklenen “x, q, w” harflerinin, resmi yazışmalarda asla kullanılmayacağına dair

beyanı ve “Türkiye’de Kürdistan diye bir yer yoktur. Irak Türkiye gibi değildir. Orası farklı …”

çıkışı fıkra gibiydi. Eğer resmi yazışmalarda kullanılmayacaksa alfabede ne işi var ki o harflerin?

Öyle anlaşılıyor ki Sayın Bakan, “ALFABE” denen şeyin, gayrı resmi ve pek de ciddiye alınması

gerekmeyen bir şey olduğunu zannediyor.

Sayın Bakan’ın “Türkiye’de Kürdistan diye bir yer yoktur!” sözlerine biz de katılıyoruz ve

inanıyoruz ancak, kendisinin buna inandığı ve bu sözleri inanarak söylediği noktasında çok emin

değiliz. Milletimize “Tarihi” yakıştırmasıyla sunulan Diyarbakır buluşmasında yaşananlar ve AKP

Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan’la can ciğer kuzu sarması aile fotoğrafları veren Diyarbakır

Belediye Başkanı Osman Baydemir, Sayın İçişleri Bakanı gibi düşünmüyor ve bu düşüncesini de ulu

orta ifade etmekten hiç de imtina etmiyor. Çok merak ediyorum gerçekten; İçişleri Bakanlığının

PKK yardakçısı o belediye başkanı hakkında açtığı herhangi bir soruşturma olmuş mudur? Sayın

Bakan bilmelidir ki; öyle kamera karşısında gerdan kırarak, “Türkiye’de Kürdistan diye bir yer

yoktur. Irak Türkiye gibi değildir. Orası farklı…” demekle iş bitmiyor. Bir dönem “Irak’ın toprak

bütünlüğü bizim için önemlidir” teraneleri okuyan AKP Hükümeti, bugün Barzani’yi bir devlet

başkanı olarak muhatap kabul etmektedir.

Eğer bu gaflet böyle devam ederse; bugün dillendirilen “Kuzey Kürdistan veya Türkiye

Kürdistanı” ihanet söylemlerinin, çok yakın zamanda duymaya başlayacağımız “Güney Ermenistan

veya Türkiye Ermenistan’ı” söylemlerine alt yapı oluşturacağını göreceğimizden, kimsenin şüphesi

olmasın.
 

 

Bu yazı toplam 1126 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim