• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Sakarya : 11 °C

Filistinli Çocuklar Savaşı Unutmayacak

Emel Sevencan

Tüm dünyanın gözü önünde savaşa maruz kalan Filistin’de çocuklar acil psiko-sosyal desteğe ihtiyaç duyuyor. Birçoğu uyuyamıyor ya da sürekli kabus görüyor. Yemeden içmeden kesilen, konuşmayı bırakan, gece yatağını ıslatan ve endişe verici psikolojik rahatsızlık ve saldırganlık işaretleri gösteren çocukların sayısı binlerle ifade ediliyor. Ayrıca doğrudan savaşa maruz kalan çocukların nefes borusu ve ciğerlerinde kimyasal maddelerin yol açtığı ciddi yaralar gözleniyor.

Filistin halkı hayatlarının geri kalanında (eğer sağ kalırlarsa!) travma sonrası stres bozukluğu ile yaşayacak…Travma sonrası stres bozukluğu uzun yıllar sürebilen, ciddi iş güçü kaybına neden olan bir hastalıktır.Travma yaşayan kişide uzun süre ceset görüntüleri, yardım sesi isteyen çığlıklar silinmez.’Zaman her şeyin ilacıdır ’sözü bu hastalık için geçerli değildir.Mutlaka ilaç ve psikolojik desteğe ihtiyaç vardır.

Sürekli ekranda savaşı izlemek durumunda kalan çocuklarımıza savaşı biz nasıl anlatabiliriz?

Savaş bir çocuğa nasıl anlatılabilir ki !!!
Kendi yaşadıklarından örnekler verilerek, ya da yaşanmamış da olsa bazı hikayelerle yapılabilir.Onlar da arkadaşlarıyla oynarken zaman zaman kavgalar, tartışmalar yaşıyorlar Bir arkadaşları oyuncaklarını ister, vermeyince zorla almaya çalışır. İşte bir Filistin devleti var, ismi Filistin olan bir çocuk olarak düşün, diğer tarafta da İsrail isimli biri var, çok güzel elbiseler, oyuncaklar istiyorlar. Biri diğerinin oyuncaklarını istiyor, verirse değişirler oyuncaklarını,yada biri hepsini almak ister.  inatçı bir çocuk var hakkı olmayan bir oyuncağı isterse diğeri de ne yapar, onunla kavga eder, ya da iter. Nasıl siz çocuklar kavga ediyorsanız ülkeler de edebilir diye. Bunun gibi hikayeleştirerek, sevdiği bir kahramanın gözünden, bazen basit resimler çizerek anlatabiliriz. Bunu anlatırken çocuklar nasıl oyunlarında kavga edip küserler, sonra barışıp tekrar oynamaya başlarlar o şekilde anlatmak lazım. Kötü, cani diyerek anlatmamalıyız.

Çocuklarımıza iyi ve kötü kavramını öğretirken kötülerin cezasız kalmayacağını anlatıyoruz.(!) Savaşla ilgili görüntülerde yaralı bir çocukla karşılaşınca ‘Bu çocuk kötü müydü anne’ diye çocuklar sorabilir?
Bu durumda okulun bahçesinde iki çocuk kavga ediyor, iyi çocuk da onları ayırmaya giderken taş onun kafasına çarpıyor diye anlatılabilir. Orada bir şey olduğunda herkesin zarar görebileceğini anlatmak lazım. Çocukların önünden televizyonları, radyoları, gazeteleri kaldıramayız, öyle olsa bile eve gelen başka kişilerden, arkadaşlarından duyabiliyorlar. Mutlaka konuşup, anlatmak, böyle durumlarda çocukların da zarar görebildiğinden bahsetmek gerekir.

Saçlarım tutuştu önce, 
gözlerim yandı kavruldu. 
Bir avuç kül oluverdim, 
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için 
hiçbir şey istediğim yok. 
Şeker bile yiyemez ki 
kâğıt gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı, 
teyze, amca, bir imza ver. 
Çocuklar öldürülmesin 
şeker de yiyebilsinler.

Nazım Hikmet RAN (1956) 

PDR.Emel SEVENCAN

Sosyolog/Aile ve Evlilik Danışmanı

0542 847 78 21

http://www.sakaryapsikologdanisman.com/

Bu yazı toplam 1488 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
network
23 Temmuz 2014 Çarşamba 23:14
23:14
Emel Hanim ,basarilar
Yeşim PEKEZ
23 Temmuz 2014 Çarşamba 14:52
14:52
Emel hanım duyarlı oluşunuza ve bu yerinde paylaşımınıza teşekkür ederiz emeğinize sağlık hayırlı kandiiler
realist
23 Temmuz 2014 Çarşamba 14:13
14:13
Tarih,çocuğa zarar vereni asla affetmeyecek!...Nazım Hikmet ile biten bu yazı çok yerinde.Teşekkürler..
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim