• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • Sakarya : 26 °C

Ego Yumaklarına

Merve Yazıcı

Hep bir havuç kovalamak ile geçiyor hayat. Bizleri birşeylere bağlı tutabilmek için bir kaç km uzağımıza bir havuç takıyorlar. Paldır küldür koşuyoruz o havuca ulaşabilmek için. Havuca ulaştığımızda tüm koşuşturma bitecek zannediyoruz. Havuca ulaşabilenler bakıyor ki ufukta  bir başka havuç, bir başka, bir başka daha. Derken güç bitmiş, ömür tükenmiş. Tabi bir de o havuçlara doğru koşturup hiç bir zaman havuç kapamayanlar var. İşte tam bu noktada, meselenin havuca ulaşmak değil, havuca giderken arkamızda bıraktıklarımız olduğunu farketmemiz gerekiyor.

Bazen kişilerin kendileri, bazende onları motive etmeye çalışan yöneticeler tarafından hedefler konulur kişilerin önlerine. Evet, bunda anormal olan hiç bir şey yok. Çalışabilmek için sürekli elde etmeyi hayal ettiğimiz bir şeyler olacak elbet. Anormal olan elde etmek istenilenler uğruna insanlıktan çıkmak. Bir şeyler elde etmek için yaşamıyoruz ki, oyalanmak için elde edecek bir şeyler buluyoruz. Bunun için insanlıktan çıkmak, ego yumağına dönüşmek  gerekir mi?

Son zamanlarda ego yumağına dönüşmüş o kadar çok kişiyle karşılaşıyorum ki, nasıl tepki vereceğimi şaşırıyorum. En büyük özelliği kendinden aşağı pozisyonlarda gördüğü kişilere bağırıp çağırmak, hakaret etmek, küçük düşürmeye çalışmak, aşağılamak olarak görülen bu kişiler toplum içinde büyük sıkıntı. Ya hu havucuna mı gidiyosun evindemi oturuyosun napıyorsan yap da gücünün yettiği, kendi işini yapmaya çalışan, güçsüz gördüklerine bulaşma. Senin havucundan banane, millete ne?  Yumağa dönüşmüş egolarına maruz kalmak zorunda mıyız? Şimdilik bir noktaya kadar müdahele edebiliyorum ama bir gün gelecek saçma sapan egolarıyla güçsüzü ezerek beslenmeye çalışanların yoluna engel olacağım.

Bu tür insanlar hala güçlü olmanın, otorite kurmanın hakaretle aşağılamayla sağlanabileceğini düşünüyorlar. Ne yapsınlar öyle görmüş öyle öğrenmişler. Hayatta kimse onlara saygısından, sevgisinden hürmet etmemiş ki,  herkes hep korkudan idare etmiş.

Arkandan zalim, acımasız, merhametsiz dedirttikten sonra havuçların hepsi senin olsa ne olmasa ne. Ne için ve ne ile yaşadığını, etrafındakilere neler hissettirdiğini  fark etmelisin.

Can Yücel'in de dediği gibi;

 "Farkında olmalı insan.

Kendisinin, hayatın, olayların, gidişatın farkında olmalı.

... ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını

fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispeten anne karnı gibi olduğunu

fark etmeli.

Henüz bebekken "dünya benim" dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,

Ölürken de aynı avuçların "her şeyi bırakıp gidiyorum işte!" dercesine apaçık kaldığını

Fark etmeli..."

Bu yazı toplam 809 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim