• BIST 97.514
  • Altın 145,247
  • Dolar 3,5681
  • Euro 3,9900
  • Sakarya : 24 °C

Dünden bugüne…

Zihni Açba

Yazımızın başlığına bakarak, çok fazla uzun bir zaman dilimi içerisinde dolaşarak mukayeseler yapacağımızı sanmayın lütfen. Gerçekten de dün ile bugün arasında sayılabilecek kadar kısa bir zaman diliminde şahit olduğumuz, tutarsızlıklara ve çelişkilere kendimize ait hiçbir yorum ve değerlendirme katmaksızın dikkatinizi çekmek istiyoruz. 
Aşağıdaki beyanlar, son kabine revizyonunda Adalet Bakanı olan Sayın Bekir Bozdağ’a ait.
Dün;
“Fethullah Gülen bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir insandır. Seversiniz veya sevmezsiniz ama değerli bir insandır, bilge bir insandır. Her şeyiyle devletin denetimi, gözetimi altında açık olan, hakkında herhangi bir savcılık iddiası ve mahkûmiyet kararı olmayan birini çete diye itham ederseniz haksızlık yaparsınız. Temiz insanları çete diye suçlamak kabul edilemez!”.
Bugün;
“Gülen cemaatine ilişkin bu tartışmalara baktığımızda dini bir cemaatten siyasal bir örgütlenmeye dönüştüğünü görüyoruz. Türkiye’nin istihbaratına dair de her konuda fikri olan, bir şey üreten bir yapı var. O zaman dini cemaatten daha fazlası bir yapıyla karşı karşıyayız. Onun için de ben bir dini cemaatin ötesinde bir yapı olduğunu düşünüyorum...”.
Ya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç neler söylemiş?
Dün;
“28 Şubat döneminde kendisine büyük iftiralar atıldı. Hamdolsun ki tüm suçlamalardan, tüm davalardan beraat etti. O dönemde hem yaşadığı sıkıntılardan hem de Türkiye ortamından uzaklaşmak için ABD’ye gitti. Ziyaretimde Sayın Başbakanımız da selamlarını iletti. Hocaefendi’ninbizden bir emirleri olur mu diye sormamı istedi...”.
Bugün;
“17 Aralık meselesi sadece bir telefon dinleme meselesi değil. 17 Aralık’ta başlayan, 25 Aralık’ta biraz daha güçlenen bugün de artçılarla kuvvetlenen adeta bir savaşın içindeyiz.
Eğer bunlara karşı HSYK’da, Emniyet’te, İdarede bir şey yapılmamış olsaydı bugün Türkiye tam bir kaosun içinde kalırdı. Bugün Türkiye’de ne hükümet, ne parlamento kalırdı. Çok şükür hükümet duruma hâkim oldu. Yapacaklarını yaptı. Daha yapacakları var…”.
Finali de Sayın Başbakan’dan nakledelim.
Dün Arena stadında düzenlenen Türkçe olimpiyatlarında;
"Sizler bozkırdaki fidan gibi, çölün ortasındaki vaha gibi kuruyan dudaklarda bir damla su gibi, kararmış yüreklerde bir nebze merhamet, pörsümüş dimağlarda aydınlık bir ufuk gibi en zor zamanlarda bize güzeli anlattınız, bize güzeli hatırlattınız…".
Bugün Büyükelçiler konferansında;
“Bu örgütün yurtdışında mutlaka anlatılması, deşifre edilmesi gerekiyor. Türkiye’de yapılanması, faaliyetleri, hırs ve arzuları net bir şekilde ortaya çıkan tehlikenin boyutları aşikâr hale gelen bu örgütün muhataplarınız nezdinde daha iyi bilinmesi önem arz ediyor. İşte bu örgütün başta emniyet ve yargı olmak üzere devlet kurumlarında örgütlenerek siyaset, ekonomi, finans, ticaret gibi alanlarda inşa ettiği korku imparatorluğunun iyi anlaşılması ve iyi anlatılması gerekiyor…". 
Yine Sayın Başbakan dün Ergenekon ve Balyoz değerlendirmelerinde;
“Bırakalım yargı işlesin. Hâkimler savcılar görevlerini yapsınlar. Bırakalım ak ile kara ortaya çıksın…”.
Bugün yani 17 Aralık sonrası hukuk ve yargıya dair bütün demeçlerinde;
“Yargı haddini bilecek. Anayasa Mahkemesinin kararına saygı duymuyorum. Saygı duymak zorunda da değilim!”. 
Ülke olarak içerisinde bulunduğumuz kaos ortamında, kendimize ait hiçbir yorum ve değerlendirme katmaksızın sormak istiyoruz. Allah aşkına söyleyin; bu sözlerin hangisi sizlere ait? Daha doğrusu bu fotoğraflardaki yüzlerin hangisi sizlersiniz? 
Aslında cevabı gayet basit. Her ikisi de sizsiniz ve her ikisi de size ait. Sıkıntı “Dün” ve “Bugün” arasında. Kulakları çınlasın. Bana hep Sayın Demirel’i hatırlatıyorsunuz.
Dün dündür. Bugün bugündür! 
Ama sanırım yarınlarınızdan çok emin değilsiniz. Emin olsaydınız; her şeyi bu kadar alt üst etmezdiniz. Dün koyun koyuna olduklarınıza, bugün savaş açmazdınız.
 

Bu yazı toplam 772 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim