• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Sakarya : 19 °C

Dün dündür…

Zihni Açba

"Bizim Mahkeme Heyeti olarak kararımız bu doğrultuda. Verdiğimiz kararlar ve vardığımız hükümler hatalı olabilir. Ama biz, önümüze konulanlara göre kararımızı verdik. Bir haksızlık varsa, suçlusu biz değiliz bize kızmayın…".
O günde komedi gibi gelmişti bize, bugün de hatırladıkça gülerim. Düşünebiliyor musunuz? Eğer onanırsa birçok insanın asılarak hayatlarının sona ermesine, birçok insanın hayatlarının sonuna kadar cezaevlerinde kalmasına sebep olacak bir karar veriyorsunuz ve ardından da "Verdiğimiz kararlar hatalı olabilir" açıklamasıyla, sözüm ona vicdanınızı rahatlatıyorsunuz. Dedim ya gülmüştük o gün. Çünkü karşımızdaki mahkeme bir İhtilal mahkemesiydi ve heyet diye kürsüye oturtulanlar da sadece önlerine konulanlara veya kulaklarına üflenenlere göre karar verebilirlerdi ancak.
Sözünü ettiğim hukuk cinayetinin üzerinde 30 yılı aşkın süre geçti ve bugün birileri Yargı’dan şikayet ediyorlar benim ülkemde. En çok şikayetçi olan kim? 12 yıldan bu yana bu ülkeyi yöneten ve ülkeyi referanduma götürerek yaptığı Anayasa değişikliğiyle yargıyı yeniden şekillendiren AKP Hükümetinin başı olan Sayın Başbakan. Şu son yirmi gün içerisinde Sayın Başbakan’ın yargı hakkında sarf ettiği sözleri ardı ardına sıralasak sayfaya sığmaz. Ancak, bizim aklımızda en çok yer eden cümleden hareketle, küçük bir kıyaslama yapacağız. "Yargı haddini bilecek!" diyor Sayın Başbakan. Özellikle şu son 17 Aralık operasyonlarının ardından, hemen her konuşmasında kullanı-yor bu cümleyi. Onun ardından, herkes ağzına geleni söylüyor. Başbakan danışmanı, Ergenekon ve Balyoz davalarına atıfta bulunarak; "Askere pusu kurdular" diyebiliyor. 
Sayın Başbakan başta olmak üzere AKP iktidarının yargıya karşı bir anda gelişen bu öfkesini görünce, ister istemez geçmişe doğru bir göz atma ihtiyacı duyuyor insan. Bakın aynı Sayın Başbakan, Ergenekon operasyonlarının 12. Dalgasının ardından 12 Nisan 2009 da ne demiş:
"Ortada son derece ağır, vahim iddialar var. Anayasamıza ve yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bırakalım yargı işlesin, bırakalım hukuk işlesin. Bırakalım ak ile kara ortaya çıksın. Süreci bulandırarak, hakimleri, savcıları tehdit ederek hiç kimse bir yere varamaz…". 
Yine o günlerde; kendini Ergenekon’un avukatı ilan eden Deniz Baykal’a, "Sen avukatıysan, ben de o davanın savcısıyım!" diye haykırıyordu Sayın Başbakan. Elbette ne Sayın Baykal avukatlık yaptı o davada, ne de Sayın Başbakan savcılık. Ne garip tecellidir ki; bugün Sayın Başbakan’ın "Yargı haddini bilecek!" diye hizaya sokmaya çalıştığı, "Kimin hesabına çalışıyorsun? Önce onu açıkla, yoksa biz açıklarız…" diye sorguladığı ve danışmanının "Askere pusu kurdular" diye itham ettiği savcı, işte o Ergenekon davasının da savcısıdır. 
Nasıl demişti Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel?
Dün dündür; bugün bugündür…

Bu yazı toplam 1055 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim