• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • Sakarya : 16 °C

Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine

Zihni Açba

Konuya ilgi duyan, duymayan herkes için gerçekten de sürpriz bir isim oldu “Ekmeleddin İhsanoğlu” ismi. Günlerden beri süregelen bir “Çatı aday” tartışması, Sayın İhsanoğlu’nun isminin açıklanmasıyla, nihayet ete kemiğe bürünüp, ismi ve kimliği olan bir aday hakkında değerlendirme yapma aşamasına geldi. Hakkında çok fazla bir bilgiye sahip değilim. Tabii ilk defa bu adaylık meselesinin gündeme gelmesiyle adını duyduğum biri de değil elbette. O sebeple, piyasayı bir anda saran “Ekmeleddin İhsanoğlu” uzmanları (!) gibi ahkâm kesmek niyetinde değilim.Yine ismi ortaya atılır atılmaz “Türk’ mü dür, Arap’ mı dır?” gibi anlamsız ve düzeysizlik boyutuna ulaşan değerlendirmelere de değinmeyeceğim.
Meseleye sadece aday olarak gösterilmesi düşünülen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, bugün içerisinde bulunduğumuz şartlar içerisindeki önemi ve hassasiyeti, Sayın İhsanoğlu’ nun bu önem ve hassasiyete ne kadar cevap verebileceği açısından yaklaşmak istiyorum ben. Onun ötesinde; yine bugünün şartlarında, aynı seçim için adaylığı konuşulan başka isimler karşısındaki konumu ve liyakati noktasında yaklaşmak istiyorum meseleye.
Her şeyden önce, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamına oturacak insanın, bu kimliği taşımanın ilk şartı olan “Tarafsız olmak” zorunluluğuna, adı geçen diğer adaylardan kat be kat daha fazla uyduğunu düşünüyorum. Adı geçen adaylar tabirini ısrarla ve özellikle kullanıyorum zira ne Sayın Erdoğan’ın ne mevcut Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün ne de AKP’ nin adayı diye ortaya çıkan herhangi bir adayın ismi henüz açıklanmış değildir. “AKP’nin Adayı” ifadesi de benim ortaya attığım bir ifade değildir. Neredeyse AKP adına açıklama yapan tüm yetkililerin “AKP’nin adayını belirleme çalışmalarımız sürüyor” şeklindeki açıklamalarına dayanarak bu ifadeyi kullanıyorum. Dolayısıyla bugün itibariyle şöyle veya böyle bu seçimde AKP’nin adayı olabileceği konuşulan iki isim üzerinden yapabiliyoruz bu mukayeseyi. 
Öncelikle, Sayın Tayyip Erdoğan’ın sağlıklı bir değerlendirme yapmasını ve bugünün şartlarında, yine bu şartların oluşmasında kendisinin ciddi bir katkısı olduğunu görerek ve bilerek, Cumhurbaşkanlığı’na aday olmama ferasetini göstermesini beklediğimi ifade etmek istiyorum. Başbakan’lık ve Cumhurbaşkanlığı kavramları, birbirinden çok farklı anlamlar ve derinlikler ifade etmektedir anlayabilen için. Bakanların (Hükümetin) başı olmakla, Cumhur’un başı olmak, birbirinden çok ayrı şeylerdir. Bugün geldiğimiz noktada, toplumumuz çok ciddi bir ayrışma ve bölünmüşlük görüntüsü içerisindedir. Halkının yüzde ellisine “Benim yüzde ellim” yaklaşımıyla sahip çıkıp, diğer yüzde elliyi “Bunlar var ya bunlar…” girizgâhıyla başlayan cümlelerle aşağılayan bir yaklaşım, Başbakan olarak sandıktan çıkabilmek için geçerli bir strateji olabilir ama Cumhurbaşkanlığı kimliğini ve vasfını kazanabilmenin önünde çok ciddi bir engeldir. 
Hâlihazırda Cumhurbaşkanlığı görevini sürdüren ve Ağustos ayında yapılacak olan seçimlerde yeniden aday olabileceği konuşulan Sayın Abdullah Gül’ ün, görevde bulunduğu yedi yıllık süreyle ilgili olarak, herhangi bir değerlendirmede bulunmak istemiyorum. Ancak; geçtiğimiz hafta içerisinde Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili olarak sorulan bir soruya verdiği cevap, geride bıraktığı yedi yıla tutulan bir ayna olmuştur bana göre.
“Tabii ki ben Cumhurbaşkanı olarak Anayasa gereği siyaset üstü tavrımı sürdürmek zorundayım. Ama şu da bir gerçek ki ben AK Parti’nin kurucularındanım ve bütün kademelerinde de bulundum. Dolayısıyla bu konuları biz kendi aramızda da değerlendireceğiz. Türkiye’nin geleceğiyle ilgili düşüncelerimizi parti ile ilgili düşüncelerimiz bunlar parti içerisinde konuşacağımız konulardır.“. 
Görünen o ki; yedi yıldır sürdürdüğü o yüce görev dahi, “Kurucu üye” kimliğinden sıyrılmasını sağlayamamıştır Sayın Gül’ün. Yani Sayın Erdoğan’ın “bizim yüzde ellimiz” diyerek oluşturduğu çemberi aşarak, yüzde yüzü kucaklayıcı bir kimlik gelişimi ne yazık ki olamamıştır. 
Kendi penceremden gördüklerimle şekillendirdiğim bu değerlendirmeler ışığında; kimin aday olarak önerdiği veya kimin bu öneriyi kabul veya reddettiği teferruatlarına takılmaksızın; Sayın İhsanoğlu’nun, bugün itibariyle adı zikredilen diğer adaylardan çok, çok daha fazla birleştirici ve bütünleştirici bir isim, daha basit bir ifadeyle “Bu toplumun yüzde yüzünü kucaklayacak bir gönül” olacağına inanıyorum. 
Görelim Mevlâ neyler…
ZİHNİ AÇBA

Bu yazı toplam 695 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim