• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Sakarya : 17 °C

Çaresiz Bekleyiş

Merve Yazıcı

Her birimiz sürekli bir şeylerin sıkıntısıyla mücadele ediyoruz. Düşüyoruz, kalkıyoruz bazen sadece sendeliyoruz ama bir şekilde idare ediyoruz.

Nefes aldığımız, güneşin doğuşuna şahit olduğumuz her yeni gün yeni umutlarla kendimizi avutup gidiyoruz.

Kendi sıkıntılarımızla yaşamak kolay. Peki ya sevdiklerimizin sıkıntılarına karşı çaresizliğimiz?

Geride bıraktığımız her bir gün, tecrübelerimize eklediğimiz anılardır aslında .

Farkında olsak ta olmasak ta  her geçen gündenbiraz daha öğreniriz  yaşamayı, mücadele etmeyi.

Ağırlığından yakındığımız yükler, parça parça hafifliyormuş gibi gelir omuzlarımıza. Hiçbir şey hafiflememiştir halbuki, değişen tek şey, taşımayı öğrenmiş  olmamızdır.

Ah ah diye iç geçirdiğimiz, yerinde olmak istediğimiz, “şundaki hayat bende olsa” dediğimiz kim varsa hepsinin savaştığı bir şeyler mutlaka vardır.

Az yada çok demiyorum. Çünkü hepsinin ama hepsinin çoktur eminim. Tek fark ağırlıklarını taşıma şeklidir.

Kimi alır başının üstüne koyar, o sıkıntılardan kendini göremez hale gelir. Kimi omuzlarına yükler,  altında kaybolur gider.

Kimi de yüklerini ayaklarının altına koyup kendini hayatın akışında sürükler.

Her neresi olursa olsun bir yeri vardır herkesin kendi yüklerini taşımak için. Çaresizleştirmeyen,  yapabileceğimiz bir şeyler olan her şey zamanla kolay gelir bize.

En zor olan çaresizce izlediklerimizdir.

Hani biz hiçbir şey yapamadan sadece izlerken, sevdiklerimizin gece gündüz verdiği mücadeleler, sendeleye sendeleye geride bıraktıkları yollar, yaşadıkları sıkıntılar var ya en derin acılarımız onlardır aslında.

Başımızın üstünde, omuzlarımızda bir ömür taşımaya razı oluruz, elimizi uzatıp, yardım etmek, ortak olmak isteriz  hiçbir şey yapamayız.

Şu sıralar ne kadar çok aile yaşıyor bu çaresizliği. Küçücük bedenlerine en güzel zamanlarında yüklenen, bir hayatın sorumluluğunu taşımaya çalışan evlatlarını izlerken.

Ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini şaşırıyorlar çoğu zaman. Cılız bir  “boşver, bu kadar yıpranma” cümlesi dökülüyor dudaklardan.

İçi boş,önü arkası belirsiz. “Gerçekten boşvereyim mi? “ diye bir soru gelse sus pus olunup kalınacak anlamsız bircümle.

Bu sürecin bir an önce, en güzel sonuçlarla geçmesini beklemekten başka yapılabilecek hiç bir şey yok.

Allah sınava hazırlanan tüm öğrencilerin ve ailelerinin yardımcısı olsun…

Bu yazı toplam 1432 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
salih
12 Ocak 2015 Pazartesi 21:54
21:54
Yüreğine sağlık mükemmel bir yazı
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim