• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Sakarya : 7 °C

BİZ HİÇ ZALİM OLMADIK, SİZ DE HİÇ MAZLUM…

Zihni Açba

Değişmeyen bir Recep Tayyip Erdoğan klasiği sergilendi, geçtiğimiz hafta Sakarya Kent Meydanında. Daha öncekilerden farklı olarak, bu defa Cumhurbaşkanı adayı olarak Sakarya’daydı Erdoğan. Her defasında olduğu gibi bu defa da yine anlamakta güçlük çektiğim hatta anlamsız bulduğum, şehrin hayatını felç eden tuhaf koruma tedbirleri ve abartılı koruma ordusuyla geldi Sakarya’ya. Her defasında dile getirdiği “Sakarya’da huzur buluyorum” ifadesine rağmen, duyulan gizli bir korku mu var diye düşünmeden edemiyorum alınan tedbirleri görünce. 
Yine bu ziyaretinde daha öncekilerden farklı olmayan bir başka teferruat da Sayın Erdoğan’ın MHP ve Ülkücülere yönelik saldırgan üslubuydu. Hani kendisine ait “Salyalar saçmak” tabiri var ya işte tam da o tabiri çağrıştıracak bir üslupla izledik yine kendisini. 
"Bu ülkede çeteleri nasıl çökerttiysek bu ihanet şebekesini de öyle çökerteceğiz. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçim öncesi ittifak kurdular. Tespih gibi dizildiler. Kim var bunlar içinde? CHP, MHP var. Kimler var? Pensilvanya ihanet çetesi var. Bu ittifakın içinde belli sermaye ve belli medya gurupları var." İfadeleriyle başlayıp, “Bizim yanımızda mazlumlar, orada darbeciler var, Esed var, İsrail var, zalimler var…” v.s ithamlarla sürdürdü konuşmasını.
Belki her defasında böyleydi ama ben bu defa öncekilere nazaran çok daha çirkin ve saldırgan buldum Erdoğan’ın üslubunu. Kendi ve kendi gibi düşünenlerin dışında kalan herkesi “Onlar” kategorisinde toplayıp, asılsız itham ve iddialarla aşağılama gayreti vardı sanki. Bizi tanıyanlar bilir; siyasi tercihimiz Milliyetçi Hareket Partisi, ideolojik kimliğimiz de Ülkücülüktür. Dolayısıyla, Sayın Erdoğan’ın asılsız ithamlarının binlerce, milyonlarca muhataplarından biriyiz ve içten içe duyduğu kin ve nefretin tezahürü olarak diline doladığı asılsız itham ve iftiralara itirazımız var. 
Allah’a binlerce şükürler olsun ki; biz hiç zalim olmadık, hiç darbecilerden yana olmadık, Esed ve İsrail’le hiç ortaklık ve kardeşlik yapmadık. Esed’e “Kardeşim” diyen, İsrail’le işbirliğine giren, mazluma zulmeden, milletin dinini diyanetini siyasette yükselme basamağı yapan bir tek Ülkücü gösteremezsiniz. Peki ya siz? 
Mazlum, zulme uğrayan demektir. Allah rızası için bana zulme uğrayan bir isim söyleyin ya! Biz Ülkücüler, darbecilerin özel işkence hanelerinde zalimlere direnmenin, başkaldırmanın gururunu yaşarken, kurdukları darağaçlarına korkusuzca yürümenin onurunu taşırken; lüks yurt odalarında, konforlu evlerinde, bir yerlerinde pireler uçuşarak uyuyan tatlı su mücahitleri mi mazlum oluyor? Biz Harbiyelerde, Gayrettepelerde, Mamak C5lerde tuzla oruç açarken; lüks restoranlarda portakal suyu, nar şerbetiyle iftar edenler mi sizin mazlumlarınız?Biz, Sovyet emperyalizminin kuklası olan bir takım Marksist- Leninist terör örgütlerinin saldırılarıyla can verirken, “Bize oy vermeyen Patates dinindendir” diye din istismarcılığı yapan siyaset cambazları mı mazlum oluyor? Benim eşim başı örtülü diye defalarca atıldığı okulunu 12 yılda bitirirken zalim yandaşı, üniversite sınavını kazanamadığı için Amerika’da baba dostlarının dolar desteğiyle üniversite okuyanlar mazlum oluyorlar öyle mi? 
Ülkücü camiaya yönelik bu asılsız itham ve iftiraları haykırdığınız, kin ve nefretinizi kustuğunuz kürsüde hemen yanı başınızda duran Numan Kurtulmuş, HAS PARTİ Genel Başkanı iken bakın neler söylemiş:
“9 ayda dilimde tüy bitti, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında, Türkiye İsrail’in OECD üyeliğini onayladı. Yapmayın dedim. Veto ettiğimiz takdirde İsrail’in üye olması mümkün değil. İsrail 1967 savaşlarından beri en büyük diplomatik zaferini Türkiye sayesinde kazandı. Belki çok ağır olacak ama şunu söyleyeyim; Sayın Başbakan’ın kalbi Ali diyor, dili Muaviye söylüyor…". 
Bu sözleri dün söyleyen Numan Kurtulmuş bugün mazlum olurken, unutulan bu gerçekleri bugün dile getiren rakibiniz Sayın Ekmeleddinİhsanoğlu zalim oluyor öyle mi?
Bütün bu asılsız itham ve iddialarla; sizin ne söylediğinizi dinleme bile dinlemeden, anlamaya ihtiyaç dahi duymadan, sadece size alkış tutmak üzere o meydanlara doldurduğunuz şakşakçı kalabalıkları belki inandırırsınız söylediklerinize. Ama yarın mahşer gününde Allah’ı nasıl inandıracaksınız? Ben sizden ve Ülkücü camia hakkındaki itham ve iddialarınızın doğru olmadığını bile bile sözlerinize alkış tutan yandaşlarınızdan, Allah indinde davacıyım ve bir kez daha üzerine basa basa yineliyorum:
Allah biliyor; BİZ HİÇ ZALİM OLMADIK, SİZ DE HİÇ MAZLUM…

Bu yazı toplam 1217 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim