• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • Sakarya : 18 °C

BAĞIMSIZ OLMAYAN YARGI TARAFSIZ OLAMAZ…

Zihni Açba

 Adli tatil veya adli yılın başlangıcı, yıllar önce 12 Eylül Mahkemelerinde yargılandığımız zamanlardan bu yana, aklımın köşesine bile düşmeyen kavramlardı. Ancak, bu adli yılın başlangıç tarihi olan 1 Eylül 2014 tarihi, merakla beklediğim bir tarih oldu. Bu merakımın sebebi de Sayın Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı seçilişinin hemen ertesinde yaptığı bir açıklamaydı.Daha günler öncesinden kendisine sorulan bir soru üzerine; “Eğer Yargıtay, Baro Başkanı’nı çağırıp orada konuşturacak olursa oraya ben katılmam.” diye kestirip atan Erdoğan’ın, bu törene katılıp katılmayacağını, katılması veya katılmaması durumunda, yargı ve yüksek yargı kurumları hakkında neler söyleyeceği, gerçekten de merak konusuydu benim için. 
Belki konuyu benim kadar merak etmeyenler çok fazla teferruata vakıf değildirler. Ama öyle zannediyorum ki; o gün yaşananlara ve yapılan açıklamalara, üç aşağı beş yukarı herkes bir ölçüde vakıftır. Ben, hiç şaşırmadığımı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Sayın Erdoğan’ın, günler öncesinden yaptığı o açıklamayla, bu programa katılmamanın alt yapısını ve gerekçesini oluşturduğunu düşünüyordum, öyle de oldu. Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenişinin hemen üç gün sonrasında gerçekleşen böyle bir programa katılmayışını, doğal ve normal kabul etmesem de şaşırmadım. Kendilerinin ve kendileriyle birlikte Başbakan ve Adalet Bakanı’nın da katılmadıkları bu törenler sonrasında yapılan açıklamalar, bana göre bu protest tavırdan daha önemli ve daha fazla üzerinde durulması gereken bir durumdur. 
Adli yıl açılışı dolayısıyla yayınladığı mesajın bir bölümünde şu ifadeleri kullanıyordu Sayın Erdoğan:
“Yargı içine sızarak örgütlü şekilde hareket eden ve yargı sistemini adeta felce mahkûm etmeye çalışan girişimler karşısında herkes, hepimiz, eşit derecede mesulüz. Bu noktadaki her ihmalkârlık, her müsamahakârlık, ülkemize, milletimize, gelecek hedeflerimize açık bir haksızlık olacaktır…”. 
Eğer burada sözü edilen sızmalar ve yargı sistemini felç etmeye çalışan girişimlerden kasıt, 17 ve 25 Aralık operasyonları sonrasında bir anda gündeme sürülen ve o zamandan bu yana nasıl bir yapı olduğunu hala anlayamadığımız “Paralel Yapı” ise, sanırım bunun yegâne sorumlusunun bizzat kendilerinin başında bulundukları AKP Hükümetinin olduğunu biliyorlardır. Ben şahsen, eğer böyle bir yapı gerçekten varsa, AKP Hükümeti dışında başka hiçbir kimsenin bu durumdan sorumlu ve mesul tutulamayacağı kanaatini taşıyorum. 
Sayın Erdoğan’ın basın açıklamasında yer alan bir başka cümle ise adeta “Şok” etkisi yaptı üzerimde. Yanlış okuduğumu veya yanlış anladığımı düşünerek, defalarca tekrarladım aynı cümleyi; “Yargının bağımsızlığı kadar, hatta ondan daha da önemli olan, yargının, yargı kurumları ve yargı mensuplarının tarafsızlığıdır…”.Bağımsız olmayan bir yargının, nasıl tarafsız olabileceği üzerine saatlerce düşündüm. O günden bu yana da hiç değilse Cumhurbaşkanlığı adına, bu konuda bir açıklama ve düzeltme yapılmasını bekledim. Ne yazık ki böyle bir açıklama veya düzeltme yapılmadı. Gerçek şu ki; yargının, yargılama kurumları olan mahkemelerin ve yargı mensuplarının tarafsız olabilmelerinin ilk ve vazgeçilmez şartı, “Bağımsız” olmalarıdır. Hangi kişi, kurum veya makama olursa olsun bağımlı olan bir yargı, hiç şüpheniz olmasın ki o kişi, kurum veya makamdan yana taraftır. Maşeri vicdanda, verdiği bütün kararların üzerinde bağımlı olduğu kişi, kurum veya makamın gölgesini taşır. Ne yaparsanız yapın, bu yapıdaki bir şeriatın keseceği parmak acıyacaktır. 
1 Eylül günü ve akşamını bu açılış programına ait haber ve gelişmeleri endişeyle izleyerek geçirdim. Ertesi günü, yani 2 Eylül sabahı elime aldığım gazetelerde okuduğum haber, adeta gece boyunca hissettiğim endişelerin haklılığını onaylar gibiydi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, aralarında Necmettin Bilal Erdoğan’ın da bulunduğu rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamındaki 96 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verildiğini yazıyordu bazı gazeteler. 
Bu kararın, tamamen bağımsız ve tarafsız bir karar olduğuna o kadar çok inanmak isterdim ki! Ama olmuyor… 
ZİHNİ AÇBA

Bu yazı toplam 875 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mustafa
10 Eylül 2014 Çarşamba 12:05
12:05
Sn Zihni Bey, o kadar haklısınız ki bunlar paralel yapı diyerek kendinden olmayan bütün herkesi bitiriyorlar. Cemaat seçilmiş bir kurban sadece. Bir kurban seçilecekti süreç başlamadan önce cemaatle ters düştüler ve kurban böylece hazırdı. Şeytanın aklına gelmeyenler bunların aklına geliyor. Yargıya güveni de zedelediler. Milli Eğitimde müdürlere nasıl kıyım yaptılar herkes gördü. Şimdi müdür yardımcılarını yavaş yavaş bitiriyorlar. İlçe müdürü Recep Bey emri kimden alıyor, müdürler kendi çalışacağı müdür yardımcısını seçemiyor. Recep Bey emri veriyor. Okul müdürü de karşı çıkamıyor kendi geleceği için çok iyi çalışan çalışmasından memnun olduğu müdür yardımcısının ismini yazamıyor. Bu adaletsizliklere ortak olan kimler varsa AKP belediye başkanı,ilçe başkanı,meclis üyeleri hepiniz tarihe hesap vereceksiniz. Yüzüne bakılmayacak adamlarsınız. Menfaatleriniz uğruna değil mi hakkın yanında yer almıyorsunuz.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim