• BIST 82.504
  • Altın 147,463
  • Dolar 3,8179
  • Euro 4,0606
  • Sakarya : 3 °C

Ayrılık Zor Zanaat

Emel Sevencan

Çoğumuz, ilişkimizin iyiye gitmediğini, aşkın, sevginin kalmadığını bile bile, ayrıldığımızda daha mutsuz olacağımıza inandığımız için ayrılamayız. Böyle zamanlarda içinden çıkılmaz bir durumda kaldığımızı hissederiz, ayrılmak mı zor beraber kalmak mı? Ayrılma hesapları yaparken, geleceği görebilen bir falcı edasıyla başlarız ileriye dönük kehanetlerde bulunmaya; ayrılırsam yalnız kalacağım, bir daha kimse beni sevmeyecek veya ben bir daha kimseyi sevemeyeceğim, mutsuz olacağım, tek başıma bu hayatla baş edemeyeceğim… Oysa biz ayrılmaktan değil, ayrılmanın getireceği acıdan korkarız.

Gerçekten sevdiğiniz ve birlikte pek çok şeyi paylaştığınız bir insandan ayrılmak, onunla birlikte kurduğunuz hayatın da kesintiye uğraması anlamına gelir. Birlikte yaptığınız sosyal faaliyetler, ortak arkadaşlıklar, belki ortak ev… Bunların hepsi bir anda uçup gider. Bu noktada üzülmekte haklısınız. Ama hayat da bir şekilde devam ettiğine göre tazelenmek ve acılardan kurtulmak gerek.

İYİ DÜŞÜNMEK GEREK!

İlişkiyi bitirmekte tereddüt yaşanıyorsa; bu tereddüdün sebepleri de gerçekçi olarak değerlendirilmelidir. Bazı çiftler çocuklar yüzünden yürümeyen bir ilişkiyi sürdürmeye çalışırken, bazıları da ekonomik sebeplerden ayrılamazlar. Bununla beraber, bir ilişki içinde karşınızdaki kişi size mutluluktan çok mutsuzluk, kızgınlık ve hayal kırıklığı gibi duygular yaşatıyorsa, sizi kullanıyor veya istismar ediyorsa ve siz hala ilişkiyi bitirmeye cesaret edemiyorsanız, büyük bir olasılıkla ayrılınca daha mutsuz olacağınıza ve hatta bunun baş edilmesi mümkün olmayan bir acıya dönüşeceğine inanıyorsunuzdur. Unutmayın ki insanlar hiç ummadıkları acılarla baş edebilecek donanıma sahiptir. Bitireceğiniz bir evlilikse eğer; durun bir daha düşünün…

 

AYRILDIKTAN SONRA;

Uyumak ve uyandığınızda her şeyin eskisi gibi olduğunu görmek istersiniz.

İnkar etme, gerçekliği reddetme anlamına gelir. Hem bu ayrılığı hem de kalbinizin kırıldığını kabul etmek istemezsiniz; çünkü kabul etme, kavuşma umudundan da uzaklaşma anlamına gelir. Her şey normalmiş gibi davranmaya devam edersiniz. Her zamanki gibi telefon açmak, mesaj göndermek whatsApp’dan takip etmek gibi ilişkinizin “normal” gidişatını sürdürmek istersiniz. Kalp kırıklığını beklemede tutmak için elinizden gelen çabayı gösterir, bu gerçekle yüzleşmek istemezsiniz.

Sadece kendinizle baş başa kalmak ister. Nerde hata yaptık? sorgulamaları, ilişkiyi zihinde defalarca baştan yaşama senaryoları başlar. Düşünceleriniz dağınık bir halde beyninizde uçuşur. Bu acı çekme aşamasında eski fotoğraflara bakar sürekli düşünürsünüz. Perdeleri açıp ışığı içeri almak, evden dışarı adım atmak istemezsiniz. Sessizce karanlıkta oturup, belki de kendinizi önemsemeyip abur cuburlar alır, bilinçsizce tüketirsiniz. “Evet, her şey bitti!”

Hem de kısa süre öncesine kadar sevgi sözcükleri fısıldadığınız adama(kadına), “Kalbimi kırdığın için senden nefret ediyorum” diyebilecek kadar büyük bir kızgınlık. Bu, hislerinizin, hüzünden çılgınca bir öfkeye dönüşmesi için bir geçiş aşamasıdır. Artık “eski” haline gelen sevgilinize yönelttiğiniz öfkede yerini başka duygulara bırakacaktır. Kızgınsanız, kendi kendinize konuşursunuz. Pişmanlık dolu düşüncelerden ve sinirli sözlerden oluşan diyaloglar… Tüm bunlar yerini suçlamalara bırakır zamanla.

“Onu ne geri getirebilir?” düşüncesinin, insanın beynini kemirdiği bir ruh halidir. Tekrar geri gelmesi için dua etmekten tutun da, eğer siz bu ayrılığa neden olan bir şey yaptıysanız, kendinizi affettirmek için çabalarsınız. Başka biri gibi olursunuz. Stil değiştirir,hiç yapmadığınız şeyleri yapmaya başlarsınız,kendinize yakıştıramaz.Yaptıklarınıza inanamazsınız.Kendinize gelin!Bu siz değilsiniz.Bu, mevcut acınızı uzaklaştırmak için başvurduğunuz bir yöntemdir.

“Hiçbir zaman bu durumu atlatamayacağım” hissi depresyonu getirir. Derin bir üzüntü hali, yataktan bir türlü çıkamama, fiziksel acılar hissetme, sürekli ağrılar, umutsuzluk, çaresizlik ve hüzün…

 

PEKİ NE YAPMALIYIZ?

• Uzun bir yürüyüşle ya da meditasyonla, sporla kendinizi sakinleştirebilirsiniz.

•Güvendiğiniz dostlarınıza ya da günlüğünüze hislerinizi açıp, korkularınızı serbest bırakıp, onlarla yüzleşmelisiniz.

•Durumunuzu önemsizmiş gibi düşünmek, kalbiniz kırılmamış gibi davranmak size zarar verir. Acının üstüne gitmek, dibine kadar yaşamak acıyı ancak hafifletir.

 •İş ya da sosyal aktivite gibi o güne ait yapılması gerekenleri ertelemeden hayata karışın zaten bu süreçte verimli çalışamadınız, toparlanın.

•Uçuk hayallerden vazgeçin, sürekli geriye dönüp “neden” diye sormayın.

 •Aklınızdan geçen, “Kimse beni bir daha asla sevmeyecek” gibi mantık dışı fikirlere müsamaha göstermeyin.’Her kör satıcının kör bir alıcısı vardırJ’.

 •Sevdiğiniz, sizi mutlu eden, gelecekte yapmak istediklerinizi içeren bir liste hazırlayın ve eski sevgilinizle ilgili konulara bu listede yer vermeyin.

 • Çevrenizde pozitif insanların olmasına izin verin ve güneş ışığından yararlanın,tatile çıkın.

•Kendinizi aşırı yemek ya da içmek gibi sağlıksız davranışlara kurban etmeyin.

 •Milli formanız haline gelen eşofmanlarınızdan kurtulun.

 • Alışverişe çıkın, güzel giyinin,vücut temizliğinize özen gösterin.

 • Rastlaşma ihtimalinizin bulunan yerlerde dolaşmayın.

 •Birçoğunu ihmal ettiğiniz eski dostlarınızı arayın.

 •Kendinizi yetersiz bulduğunuz herhangi bir konuda okuyun, araştırın. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu internet çağında her türlü bilginin elinizin altında olduğunu unutmayın. 

 •Müzik, resim, takı fotoğraf… İlginizi çeken herhangi bir kursa katılabilirsiniz. Bu sayede hem yeni bir hobi hem de birçok yeni arkadaş sahibi olacaksınız.

Bir makalede okumuştum;‘Çivi çiviyi söker atasözüne katılmıyorum. Büyük bir birliktelik için geçerli olamaz zira; iyi çakılmış bir çiviyi, çiviyle sökmek fizikken mümkün değildir.’

Birinden ayrıldığımızda yüreğimizde kırk mum yanar sonra o mumlar tek tek söner. Artık kalbimizi yakmaz olur ateşi… Birtek mum hep kalır bu mum yaşanmışlıkları temsil eder. Unutmaya çalışmayın. Unutamazsınız, kabullenmek, zamana bırakmak gerekir. Zaman her şeyin ilacıdır, kendinizi meşgul edin yeter...

PDR.Emel SEVENCAN

Sosyolog/Aile ve Evlilik Danışmanı

0542 847 78 21                                                                                   http://www.sakaryapsikologdanisman.com/

                                                                                                      

 

Bu yazı toplam 1714 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim