• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Sakarya : 11 °C

ATİLLA OKUMUŞ'U KAYBETTİK

ATİLLA OKUMUŞU KAYBETTİK
Kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan SRT Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Okumuş,17 Ağustos Depreminde oğlu Oytun'u dramatik şekilde kaybetmişti..

Kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan SRT Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Okumuş,17 Ağustos Depreminde oğlu Oytun'u dramatik şekilde kaybetmişti.. Aziz Güvener'in haberi Oğlu Oytun'un ölümü sonrasında zor yıllar geçiren Atilla Okumuş, her 17 Ağustos Depremi yıldönümünde oğlunun anısını yaşatıldı.. Canı gibi sevdiği oğlunun acısı yüreğinden hiç çıkmayan Atilla Okumuş,Oğlu Aytun Okumuş'un son yolculuğa uğurlandığı Dagdibi'ndeki Erollar Mezarlığında Pazartesi günü oğlunun yanında toprağa verilecek. Atilla Okumuş'un cenazesi Pazartesi sabahı saat 10.30'da oğlu Oytun'un adını verdiği 'Oytun Okumuş Medya Plaza'ya getirilecek. Burada yapılacak tören sonrasında cenazesi Orhan Camiine getirecek. Okumuş Orhan Camiinde öglen namazı sonrasında kılınacak cenaze namazı sonrasında ,depremde kaybettiği ve acısını hiç unutamadığı oğlu Oytun'un yanında ebediyete uğurlanacak... Röportajında ''Hayat yarım kaldı' diye söylemişti. Atilla Okumuş, depremde kaybettiği oğlunun acısını hiç unutamadı. Evlat acısını her zaman hatırlayan Okumuş, bir röportajında 'Depremden bahsettik. Yüksek katlı bir binada depremi yaşamışsınız. Bunun pişmanlığını duyuyor musunuz?' sorusunu cevaplarken oğlunun ölümünü unutamadığını şu cümlelerle anlatmıştı... Kalem koleksiyonunuz var… Evet. Oğlumun adına kalem koleksiyonu yapıyorum; ama kalemlerin bir özelliği var. Eşantiyon kalem koleksiyonu yapıyorum. Yani üstünde mutlaka bir firmanın, kurumun yazısı olması lazım. Neden? Onu kendimi frenlemek için yaptım. Eğer eşantiyon kalem olmazsa sınır yok. O zaman ben 5 kuruş bulduğunda gidip kaleme para yatırırdım. Bir de emek olsun diye. Parayla alınma olmasın, emek olsun, eşin dostun katkısı olsun diye. Sağ olsun eşim dostum da katkıda bulunuyor. Şu anda 5 binin üzerinde kalem koleksiyonum var. Kullanmıyorsunuz hiçbir şekilde değil mi? Hayır kullanmıyorum. Aynı kalemden iki tane olursa kullanıyorum. Hayatınızda en unutamadığınız an? 99. Deprem? Evet. En çok özlemini duyduğunuz şey nedir? Oğlum. Peki Sakarya dışında nerde yaşamak isterdiniz? Hiçbir yerde. Bunu samimiyetimle söylüyorum. Burada yaşadığım için, burada bulunduğum için değil. Beni tanıyanlar bilir, karşımda kim olursa olsun içimden eğer farklı bir düşünce geçiyorsa mutlaka söylerim. İçimde tutmam hiçbir şeyi. Gerçekten bu şehirden en ufak bir rahatsızlığım olsa, en ufak bir kuşkum olsa, yani zorunluluktan dolayı burada olmuş olsam bunu da açıkça söylerim. Ben bu şehri sevmiyorum, zorunluluktan dolayı buradayım derim; ama bugün dünyanın neresini verirlerse versinler ben Sakarya'dan bir aydan fazla ayrı kalamam. Sakarya'yı o kadar seviyorum. Hayatınızda en çok istediğiniz şey nedir? Maddi olarak hayattan istediğim hiçbir şey yok. Zaten benim parayla pulla da fazla bir işim yok. Geçmişte bir kooperatife girmiştim. Bitene kadar, eşim taşınana kadar ben gidip bakmam bile. Hanım der ki taşındık, nerede diye sorarım gider evde otururum. Öyle bir yapım var. Maddi olarak hiçbir beklentim yok. Allah'a şükür bugün aç değilim, açık da değilim. Yürütüyoruz. Yani olmasını istediğim bir şey de yok. Düşündüğüm zaman öyle olmasını istediğim bir şey de yok. Toplumsal olarak iyi bir ülkede, gerçekten insanlarının can güvenliğinin, gelecek kaygısının yaşanmadığı, hiç bir zaman hiç kimsenin aç kalmayacağı bir ülke olmasını istiyorum. Birbiriyle kavga etmeyen, düşman olmayan, hiçbir tehlikenin olmadığı bağımsız bir ülkede yaşamak istiyorum. SRT Yönetim Kurulu Başkanı olarak sizi en çok sevindiren, üzen, heyecanlandıran, kızdıran şey nedir? Beni sevindiren şey, televizyonda olan bir programın çarşıda dolaşırken yoldan geçen birinin bahsetmesi, beni tanıyan birinin ‘izledik' demesi. İzleyicinin olmasına çok seviniyorum. Sağ olsun arkadaşlarda bu konuda başarılı gerçekten. Gazeteyi de gittiğim bir iş yerinde ya da alışveriş yaptığım bir yerde gördüğümde çok seviniyorum. Üzüldüğüm nokta; çalışma arkadaşlarımı kısmen üzgün gördüğümde üzülüyorum. Diliyorum ki böyle hepimizin ekonomik sıkıntılarının olmadığı, insanların rahat rahat çalıştığı, kafasında herhangi bir düşüncenin olmadığı, yeterli bir ücret aldığı bir ortam oluşsun. İşte bu da o tirajımızda belli bir yere gelmekle alakalı biraz. Bunun suçunu da kendimizde arayacağız, başkalarında değil. Bu halk ne kadar kalite verirsen o kadar sana döner. Bu kaliteye ulaştığımız zamanda bu sorunlar kalmayacak. O zaman hepimiz birden mutlu olacağız. ‘Hayat yarım kaldı' Depremden bahsettik. Yüksek katlı bir binada depremi yaşamışsınız. Bunun pişmanlığını duyuyor musunuz? Binlerce kez. Çok ağır kayıpları olanlardan biriyim ben. Rahmetli oğlumu kaybettim. Eşim annesini, kız kardeşini, oğlunu kaybetti. Çok ağır yaşadık biz bu depremin acısını. Hepimiz de suç var. Ben psikologum, kendini depresyonlu anlamında söylemiyorum. İnsana bir şey olduktan sonra kendini suçlar ama mantığını da koyduğun zaman gene suçluyoruz. Bir araba alırken her şeyini inceliyorsun. Deprem bölgesinde gelip 5 katlı binada oturuyorsun. Bunun mantığı falan yok. Suç bizde de var, bizi yönetenlerde de…Niye? Her depremden sonra inşaat yönetmelikleri değişiyor. Bir deprem yaşıyorsun atıyorum 2 santim kalınlığında demir olsun diyorsun. Bir deprem yaşıyorsun 3 santim olacak diyorsun. Bir deprem daha yaşıyorsun 4 santim olacak diyorsun. Be mübarek yeniden bilim mi yaratıyorsun? Sen 4 santime getirdin, 2 santim olanlar ne olacak? Gelişmiş ülkelerde ölmek tesadüftür, bizim gibi ülkelerde yaşamak tesadüftür. Geçmişten bugüne iyi yönetilmemiş bir ülkede yaşamak bizim için büyük bir talihsizlik. İkincisi, böyle bir ülke kendini geliştirmeyen insanlarda olduğu için böyle yönetilmiş. Bu da ikinci kendi adımıza bir talihsizlik. Yani benim de suçum var, benim eşimin de suçu var, bizi yönetenlerin de geçmişten bugüne suçu var. Bundan sonra olacak bir depremde yeniden acılar yaşayacak olanların ve halen o evlerin içinde oturanların, halen o evlerin içinde oturtturulanların, hepsinin suçu olacak. Bu suç devamlı gidecek. Olan gidene oluyor işte. Kalan Oğlunuzu kaybettiniz ama aynı zamanda psikologsunuz. Psikolog olmanızın bu acıyı hafifletmeye katkısı oldu mu? Hiç faydası yok. Hiç bir katkısı olmadı. O acıyı hiçbir şey hafifletmez. Allah düşmanımın başına vermesin böyle bir acıyı. Bu acıyı hafifletecek hiçbir şey yok. Hayat orada yarım kalıyor. Her şey farklı. Anne baba acısı farklıdır, kardeş acısı farklıdır. Ben hepsini yaşadım ama o acı hepsiden farklıdır. Onu kaybedecek, onu azaltacak hiçbir sebep, hiçbir şey yok. Hayat ondan sonra hep yarım gidiyor yani.


Bu haber toplam 2288 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akyazı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0264 418 10 04 | Faks : 0264 418 10 04 | Haber Yazılımı: CM Bilişim